Neden Bencil Oluruz.
Neden Bencil oluruz.
Neden Kendimizi Dev aynasında Görürüz.
İnsanın yalnız çıkarlarını düşünerek maddi ve manevi
kazançlar sağlamaya çalışması bencillik olarak tanımlanabilir. Yani bu, nefsani
isteklerin bağımlılığına girmek ve bunları kendi hırsını tatmin için
kullanmaktır. Bu durum yalancılık, hırsızlık, ikiyüzlülük, kıskançlık,
cimrilik, vs. Bir sürü olumsuz davranışın oluşumuna yol açar. Aslında buna
neden olarak insanın nefsani bir varlık oluşunu gösterebiliriz.
Ruh varlığının maddeyle olan ilişkisinden doğan nefsaniyetin kontrol edilmesi
gerekir. Egomuz ve bencilliğimiz en kapsamlı nefsani davranışlarımız olduğu
için de üzerinde durulması ve kontrol edilmesi gereken davranışlardır.
Günlük yaşamda bile, kullanılan birçok kelimeden bunların yaşamlarımızı nasıl
çepeçevre sardığını, “Ben..” lerin içinde nasıl da kaybolup gittiğimizi
görebiliriz. Yeter ki kendimize bakmasını ve görmesini bilelim.
“ Ben enayi miyim ki bunca şeyi katlanıyorum? Sabah akşam çalış dur. Hep ver,
hep ver ama bize veren yok.” demişizdir hepimiz. Ya da uğrunda çok fedakârlık
yaptığı bir arkadaşı tarafından terk edilen birisi; “ Bunu bana nasıl yapar?
Ben ona her şeyimi vermiştim.” diye şikayet edebilir. Ama hep bir şeyler almak
için mi veririz? İşimizde ya da sevgi yaşamımızda hep bir karşılık mı
beklememiz gerekir? Sürekli bize mi verilmesini bekliyoruz? Bize verilecek, biz
de sadece alacağız? Bu bir ticaretten başka bir şey değildir.
“Ben kendi hayatımı yaşamak zorundayım…” Bizler sadece kendimize karşı mı
sorumlu olduğumuzu sanıyoruz? Oysa, insanların birbirleriyle kaynaştığı koskoca
bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla her birimiz hepimize karşı sorumluyuz. Her
birimiz aynı okulu paylaşan öğrencileriz. Hiç kimse diğerinden pek farklı
değil. Aramızdaki ayrılıkları yaratan; “Benim anlayışım, benim görüşüm”
şeklindeki bireyselliğimiz yani bencilliğimiz, sadece kendimizi düşünmemizden
doğan davranışlarımızdır. Verici olmayı bilemeyişimizden kaynaklanan
davranışlarımız…
Onun için hiç kimse diğerinden memnun değil. O nedenle insanlar saygısızlıktan,
sevgisizlikten ve güvensizlikten şikayet eder durumda. Aslında gerçek olan bir
şey varsa o da herkesin çevresiyle ilgineliyormuş gibi görünse de kendi içinde,
kendi dünyasının merkezinde yaşıyor olmasıdır.
Oysa vermek, verici olmak, paylaşmasını bilmek yapmamız gereken, içimizde açığa
çıkarmamız gereken en önemli insancıl nitelikerimizdir. Bunlar dışımıza
taşmazsa, diğer insanlarla olan davranışlarımıza etki etmezse, hep bir şeylerin
eksikliğini hissedeceğiz. HALİL CİBRAN’ın belirttiği gibi “Sarnıcınız su ile
dolu olduğu halde susuzluktan korkmak, en tatmin edilmez susuzluk değil mi?”
Okurlarıma selam sevgi saygılar.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.