Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Hay Maşallah-6. Bölüm-

Hay  Maşallah-6. Bölüm-


Elli dört  hamburger  ve ''Seni  sarayda  yaşatacağım ''  vaadinden  sonra  Maşallah  artık Okşan'ın  gözlerine Aşk  Tanrısı  Eros  gibi  görünmekteydi. Daha  da  sokuldu Maşallah'a

- Maşallah !  Biliymisen  ben  aslında  çok  bir  şey  istemiyem. İstedigim  tek şey biraz  huzurdur.

Maşallah  ''  O golay.  Haydı  gel  benle ''  dedikten  sonra ana  caddeye  çıkıp  bir  taksi  çevirdi  ve  şöforün  ''  Abi  nereye?''  Sorusuna ''  Huzur  evine ''  Diye  cevap  verdi. 

Az  sonra Aile  ve  Sosyal  Hizmetler  Bakanlığı  Ağrı İli Patnos  İlçesi Huzur  Evindeydiler.


Bir  iki  saat  önce  televizyondan  seyrettikleri Elit  Model  of  Türkiye  birincisi  Okşan'ın kendilerini  ziyarete  geldiğini  gören huzur  evi  sakinleri  büyük  bir  sevinç  ve  coşku  ile Okşan'ı  alkışlamaya  başladı. Herkes  ona  tezahürat  yapıyordu. ''  Yaşa,  Varol,  Türkiye  seninle  gurur  duyuyor'' sesleri  ayyuka  çıkmıştı ama huzur  evi sakinlerinden  biri  vardı ki  o çok  farklı  bir  tezahürat  yapıyordu.  Bu, Patnos Abazalarından  emekli muallim Selami Hocaydı.  ''  Okşa  beni  Okşan''  Diye bağıra  bağıra  sesi  kısılmıştı  adeta. 

Okşan,  göz  yaşları  içinde  yaklaştı Selami  Hoca'ya ve o  koskoca  kellesini  okşadı sevgiyle. Gerçekten  de  Maşallah'ın  dediği gibi aradığı  huzuru  huzur  evinde  bulmuştu. 

Okşan'ın  bu  sevgi dolu  yaklaşımı huzur  evi  sakinlerinin  daha  da  coşmasına  sebep  oldu  ve  Selami Hoca'nın  uduyla  çaldığı  türküye  eşlik  ettiler hep  birlikte:

Ben  esmeri  badem  ile
Ben  esmeri  fındık ile
Ben  esmeri  fıstık ile  beslerim...

Badem,  fındık,  fıstık... Okşan  resmen  mest  olmuştu. Bu  arada  ilk  aşkı  Tosun  Paşa'ya  bir  hayli benzeyen Selami  Hoca'dan  da  ziyadesiyle  etkilenmişti. Fena  halde  elektrik  alıyordu. Her  ne  kadar  aldığı  elektriğin, üzerine  oturduğu  yalıtılmamış  bir  kablodan  geldiğini  sonradan  farketse  de elektriği  almıştı  bir  kere.

Selami  Hoca'nın  kulağına  eğildi  ve  '' Lo lo ''  Dedi. 

Selami  Hoca mesajı  almıştı. O  çaldı,  Okşan  söyledi:


Gara sandıh açamadım lo lo
Cihezimi seçemedim lo lo
Yazığ olmuş gençliğime lo lo
Bir hocayla gaçamadım lo lo

Lo lo siye heyran olsun lo lo
Bu can siye gurban olsun lo lo

Maşallah,  öküzün  trene  baktığı  gibi  bakıyordu  olanlara.  Kaş  yapayım  derken  göz  mü  çıkarmıştı  yani şimdi?  Kendi  elleriyle  mi  Okşan'ı  Selami Hoca'ya  kaptırıyordu?  O  değil  de  Okşan, bu  buruşuk  ihtiyarda  kendisinde olmayan  ne  bulmuştu? Ayrıca Selami Hoca  gibi huzur  evinde  kalan  biri Oşkan'ı  nasıl  besleyebilirdi? 

Evet,  Maşallah  bunları  düşünüyordu  ama unuttuğu  bir  şey  vardı:  Aşkın  gözü  kör,  kulağı  sağır, ayağı  topal,  sırtı  kambur,  idrar  yollarında  kum, safra  kesesinde  taş,  midesinde  ülser  olduğu  gibi kalp  damarlarından  ikisi  de  tıkalıydı. Prostat da  cabası... Okşan resmen  yıldırım  aşkına  tutulmuştu, Selami Hoca  ise  kıçıyla trampet  çalmaya  çalışıyordu  altmışından  sonra. 

Maşallah,  durumun  giderek  tehlikeli  bir  hal  aldığını  görünce  Okşan'ın  omuzuna  dokundu. 

-Ziyaretimizi  yaptıh.  Haydi  gidek.

Okşan acayip  bir  bakış  attı  Maşallah'a

-Sen  de  kimsen?
-Ne  demah  sen de kimsen?  Ben  Maşallah. 
-Maşallah  diye  birini   tanimiyem.
-Nasıl  tanımiysen?  Daha  bir  kaç  dakika önce  sene  evlilik  teklif  ettim sen  de  gabul  ettin.
- De  get  lo  başımdan.  Gala  gala  siye  mi  galdım? 
-Biye  galmadın  da  bu  buruşuh herife mi  galdın? 

Okşan'ın  sigortaları  atmıştı.  Maşallah'ı  hemen  orada  itlaf  etmesi  mümkündü  ama  huzur  evinde  huzursuzluk çıkarmak  istemedi.  Zaten  hemşireler,  güvenlikçileri  çağırdılar  ve Maşallah'ı  huzur  evi  dışına attılar. 

Her  şey  o kadar  hızlı  bir  şekilde  gelişiyordu  ki ışık hızı  bile  yanında  solda  sıfır kalırdı. 

Maşallah,  göz  yaşları  içinde  memleketi  Diyadin'e  dönerken  Okşan, Selami Hoca'nın  tam  önünde  dizleri  üzerine  çöktü

- Benimle  evlenir misan?

-Evlenmesine  evlenirim  de Maşallah  ne  olacak?

Okşan,  umursamaz bir  şekilde  cevap  verdi:

-Onun  adı  Maşallah, sepetlerem  inşallah.

****

Maşallah'ı  tamamen  unutmuş  olan Okşan, Selami Hocayla mercimeği  fırına  verdi.  Gerçi  Selami Hoca'nın  fırını  sık  sık  arıza  verip yanmıyordu  ama  dedik  ya  aşkın  gözü  kör,  kulağı  sağır  vesaire  ve  saireydi.

***

Nihayet  yaz  tatili  gelmişti.  Okşan  Eleşkirt'e  döndü tekrar ve Selami Hoca'nın  gelip kendisini  babasından  istemesini  beklemeye  başladı. 

Uzatmayalım  efendim,  fazla  beklemesi  gerekmedi,  Selami Hoca,  Okşan  Eleşkirt'e  gider  gitmez  geldi  ve  Rükneddin  Ağa'nın  huzuruna  çıktı. 

Okşan,  ağabeyilerinin  en  merhametlisi  ve  anlayışlısı  olan Psikopat Kadir vasıtasıyla  Selami Hocayla olan ilişkisini  babası  Rükneddin  Ağa'ya  çıtlattığı  için ağa,  Selami  Hoca'nın  ne  amaçla  gediğini biliyordu.

Selami Hoca  lafı  dolandırmadan  direkt  konuya  girdi. 

-Ağam !  Ben  Allah'ın  emriyle,  peygamberin  kavliyle  ve  dahi  senelerden  beri devam  etmekte  olan  bekarlığımın  can  havliyle kızınız  Okşan'ın  dest-i  izdivacına  talibim. 

Rükneddin  Ağa  da lafı  uzatmadı  ve  dolandırmadı.

-Hay  hayyy.  Ver  agırlığınca  altıni  gız  senin  olsun. 

''Ağırlığınca  altın '' lafını  duyan Selami Hoca'nın  gözleri  fal  taşı  gibi  açıldı.

-İnsaf  et ağam.  O  kadar  altın  Merkez  Bankasında bile  yoktur.  Ben  nereden  bulayım?

-Valla  orasını  bilemem.  Ver  Okşan'ın  ağırlığınca  altını  al gızı.

Selami  Hoca,  elini  göğsüne  götürdü.  Fena  halde  kalbi  sıkışmaya  başlamıştı.  Cebinden  kalp  hapını  çıkarmaya  çalıştı  ama  elleri titriyordu.

***

Evet,  bir  önceki  bölümde  de  dediğim  gibi kader  ağlarını  örmekteydi...

Rükneddin  Ağa, hemen  yanı  başında yalı  kazığı  gibi dikilmekte olan  beşinci  karısı  Kader'e  seslendi:

-Gız  Gader ! Bırah  ağ örmeyi de goş golonya  getir.  Herif bayildi  sanırım.

Sonra  Selami Hoca'nın  kulağına  eğildi.

-Ula  şaha  etmişem  şaha.  Ben  bilmiy miyem  ülke  hazinesinde  bile  Okşan'ın  agırlığınca  altın  olmadigıni?  Galh  haydi. Galh  da  uygun  bir  fiyatta  anlaşah. 

Rükneddin  Ağa,  Selami  Hoca'nın  ayağa kalkması  için elinden  geleni  yapıyordu  ama  ne  yazık  ki Kader, hâlâ yırtık  balık  ağlarını  örmeye  devam  ediyordu  olan  biten  onu  hiç  ilgilendirmiyormuşçasına...


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 16
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Hay  Maşallah-6. Bölüm-

Hay Maşallah-6. Bölüm-

Sami  Biber Sami Biber