Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 2 Bölüm

Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 2 Bölüm

AŞKIM SAHRAP’TAN MACERACI’YA AVCILAR NASIL  GÖREME OLDU? -2. BÖLÜM-

Yazıyorum çiziyorum  ama bu arada Mercimek Teyzemiz’’ Ayşe  Baysal'ın hakkını da teslim etmek gerekir.

Televizyonlarımızın siyah-beyaz olduğu dönemlerde hükumet, silolarda, ambarlarda artık neredeyse kurtlanmak üzere olan yeşil mercimeği bizlere yedirmek için öylesine bir reklam başlatmıştı ki o derece olur. İşte o dönemde Mercimek  Teyzemiz Ayşe  Baysal anlatırdı:

-Değerli seyirciler ! Şimdi sizlere yeşil mercimekten nasıl reçel yapılır onu anlatacağım.

O günleri yaşamayanlara şaka ya da kurmaca gibi gelir ama aynen böyleydi.  Yeşil mercimeğin  reçeli  bile  yapılıyordu.

Bol  bol  gaz salsak da artık  hepimiz  öğrenmiştik her tür  etin  ne  kadar  zararlı,  buna  karşılık  yeşil  mercimeğin  ne  kadar  faydalı  olduğunu.  Kesin  inanmayacaksınız biliyorum  ama  hatırladığım  kadarıyla yeşil  mercimek  turşusu  bile  yapılıyordu  o  zamanlar.

*****

Yemek programlarının tutması üzerine iş çığırından çıktı. Yanına bir kamera ve kameraman, eline bir mikrofon alan, bakir Anadolu’nun bekaretini bozmak için soluğu Anadolu'nun köy ve kasabalarında almaya başladı. Fakat bu yeni kuşak öyle iki tane domates, bir iki yeşil  soğan ve çökelek peynirine '' Immm ımmm ımmmmm Neffis. Harika...Ben hayatımda böyle bir şey yemedim'' Diyecek türden bir nesil değildi.  Hepsi de  anasının  gözüydü  ki o  derece  yani.

Bu yeni nesil mesela nerede bir köy düğünü varsa soluğu orada alıyordu.

-Oy ben sana kurban olurum teyzem. Keşkek mi yaptın sen o pamuk ellerinle? Hemen bir tadına bakalım.

Teyze daha '' Oğlum, sabret. Az sonra sofralar kurulacak, sen de oturur bir kenarda yersin milletle'' demeden yarım kazan keşkeği mideye indiriyorlardı.

-Offf offf offff. Şu kızarmış kazın güzelliğine bakar mısınız sayın seyirciler?

Sayın seyirciler ağızlarından  akan  sularla  birlikte her türlü hormonu salgılayarak kızarmış kaz görüntülerine bakarken sunucu, kazın iki budunu birden mideye indirirdi.

- Allahımm. Bu nasıl bir şey? Şu perde pilavını görüyor musunuz sayın seyirciler? Şimdi sizler adına bu muazzam sanat eserinin tadına bakıyorum.

‘’Tadına bakıyorum.’’ dediği  hunhar fiil sonucunda ne perde kalırdı ortada ne pilav...

-Vay vayyy vayyyy. İşte baklava bu. Bunu sen mi yaptın nenemmm?

Nene '' Ulan namıssızın dölü, tepsiyi indirecek mideye. '' korkusuyla '' Vallahi ben yapmadım. Ekmek  Musaf  çarpsın  ki  ben  yapmadım. İki gözüm önüme aksın ki ben yapmadım. Bizim Deli Hörü yaptı. Allah’ın delisi içine ne kattı bilmem'' Diye yeminler ederek baklavayı  her türlü  dahili  ve  harici bedhahlara  karşı korumaya çalışırken sunucu, tepsiyi çoktan yarılardı.

-Oy oyyy oyyyyy. Bir kaşığa kaç tane sığdırıyorsunuz böyle? Ben bu mantıyı yerim valla.

Zavallı kadıncağız daha bir kaşığa kaç mantı sığdırdığını söyleyemeden sunucu, mideye bir kaç tabak mantıyı sığdırırdı.

Ve bu arada Gurmeler..Onlar da il il, ilçe ilçe, köy köy dolaşıp sözde yemeklerin tadına bakıyorlardı  ve usta  şeflere akıl  veriyorlardı

- Hımmmm balık tek kelimeyle nefis olmuş. Yalnız ızgara yaparken bir iki yaprak defne, bir tutam da fesleğen koymalısınız.

-O la laaaaa...Muhteşem bir rosto. İnsanın ağzında lokum gibi dağlıyor. Ama  tuz  olarak  mutlaka  kaya tuzu  kullanmanız  gerekir.

Şefler, içlerinden  ‘’ Ulan  beleşe  zıkkımlandın,  şimdi name  yapma  da defol git ‘’  deseler  de restoranın  reklamı  hatırına ‘’  Çok  teşekkür  ederim. Bir  daha  sefere  mutlaka  tavsiyelerinize  uyacağım.’’ Derlerdi.

Ama  ‘’ Nerde beleş, orda yerleş ‘’ düsturuyla  yollara dökülenler sadece  buraya  kadar  adlarını  saydıklarım  değildi.

Mesela ''Seksenler''dizisinin Ahmet'i Şoray Uzun ve programı '' ŞORAY YOLLARDA''

Mesela Ham çökelek Atilla Taş ve Programı '' TAŞ  DEVRİ ''

Ama?

Ama Avcılar kasabasına isim değiştirten kişi şimdiye  kadar  adlarını  zikrettiklerim  değil,  ‘’ MACERACI ‘’ oldu.

Evet, Maceracı tam bir milli felaket, gerçek anlamda bir doğal afetti.

Tam  anlamıyla  ‘’ Çekirgeyi  salıverdim  yazıya / Ot  koymadı koyun  ile  kuzuya ‘’  türküsündeki  çekirge  gibiydi  ama o ot  koymadığı  gibi  kuzu  da  koymuyordu.

Düşünebiliyor musunuz, adam programının adını '' Maceracı'' koymuştu. Yani onun için yemek yeme bir maceraydı. Diğer meslektaşları gibi bu olayı bir iş olarak görmüyordu. Yaşamak  için  yemiyor,  yemek  için  yaşıyordu  adam.

İşin macera kısmına gelince: Kim bütün bir koyunu mideye indirdikten, üzerine bir tepsi baklavayı da aynı bölgeye sığdırdıktan ve hepsinin üstüne yirmi sürahi ayran içtikten sonra '' Şimdi bunların üzerine şöyle nefis bir sütlaç yiyerek midemizin sesini bir  nebze susturalım '' Diyebilirdi ki?

Kim  tandırdan  daha  yeni  çıkmış  kelleyi,  azcık  soğumasını  beklemeden,  kemikleriyle  birlikte   mideye  indirebilirdi  ki?

Kim  ölen  bir  vatandaş  için  hazırlanan  irmik  helvasına  çöküp taziyeye  gelenleri  helva  yemeden  gönderirdi  ki?

Ve  en  hunhar  eylemi: Kim '' Oy teyzem! Ben senin o kınalı ellerini yerim'' derken ciddi ciddi o teyzenin kınalı ellerini yemeyi düşünürdü ki?  

Eski adıyla Avcılar, bu günkü adıyla Göreme olan ilçemiz işte bu Maceracının özel ilgi alanlarının başındaydı. Maceracı, yani asıl adıyla Murat Yeni, Göreme'yi kendisine mesken tutmuştu. Zira Göreme'nin en meşhur yemeği testi kebabıydı. Gerçi tam anlamıyla bir etoburdu Murat Yeni ama patlıcan, biber, domates gibi sebzelere de -etin yanında olmak şartıyla- hayır demiyordu.

Maceracının Göreme'ye her gelişinde çömlek ustaları çömlek yetiştiremez oluyorlardı. Zira onun Göreme'ye gelmesi bir çekirge sürüsünün ekin tarlasına girmesi gibi   bir şeydi. Ne testi yetişiyordu ona ne de kebap.

İşte bu sebeple Avcılar halkı aralarında toplanıp karar verdiler: Bundan sonra artık yiyecek-içecek stoklarını canları bahasına savunacaklardı. Bu savunma önlemlerinden olmak üzere önce yörenin ''Avcılar ''olan adını '' Göreme '' olarak değiştirdiler.'' Gelemeyesin, göremeyesin inşallah.'' manasında yörenin adı '' Göreme '' oldu. Ama yine de Maceracıyı yöreden uzak tutmak mümkün olmadı. Bunun üzerine topyekun seferberlik ilan edip bir güzel dövdüler ve böylece yöreyi her türlü istiladan korudular.

Evet, artık yöre her türlü istiladan kurtulmuş vaziyette ama yetişecek yeni nesil o eski acı dolu günleri unutmasın diye yörenin adını değiştirmediler. Göreme olarak kaldı.

Beleş testi kebabı yemek gibi bir art niyetiniz olmamak kaydıyla Göreme'yi görebilirsiniz.

Murat Yeni,  yani  Maceracı’ya  gelince:

Fethullahçı  Terör  Örgütü  için himmet  parası  toplamak ( 15  Temmuz  darbe  girişiminden  sonra da ) suçundan 23 Kasım  2018’de tutuklanmış  ve  8  yıl 1  ay  ceza almıştır ama  daha  sonra 11  Nisan  2019’da  adli  kontrol  şartıyla  serbest  bırakılmıştır.

Maceracı, Şu an  itibariyle  Göreme  için  tehlike  olmaktan çıkmış  olsa da Göremeliler  ilçenin  adını  değiştirmediler  zira LEZZETİN  PEŞİNDE  olan  Türkücü  Turgay  Başyayla’nın  oralara  gelme  ihtimali  varmış  ki  hani  o  da özellikle  kebaplara  yumulma  konusunda Maceracıyı  pek  aratmaz.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 11
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 2 Bölüm

Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 2 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber