Bir Ramazan Bayramında If You Go Portofino Or Dirmilaltınyayla
BİR RAMAZAN BAYRAMINDA
IF YOU GO PORTOFİNO OR DİRMİL(ALTINYAYLA
)
Bugünkü gibi bir mübarek Ramazan Bayramıydı.
Bre zibidi! Kır kıçını evinde otursana. Belanı mı arıyorsun Kadıköy’de?
Ama ben de haklıydım
Yaklaşık ikindiye kadar bekledim, gelip elimi öpen olmadı. Evlatlar da işte olduğuna göre evde durup da ne yapacağım? Ver elini Kadıköy.
Belediye otobüsüne bindim ve yaklaşık yedinci durakta ben yaşlarda ama okka olarak beni ikiye katlayacak bir benî adem, kan ter içinde oflaya puflaya otobüse bindi ve dahi gelip yanıma oturdu.
Adamın yanıma oturmasıyla birlikte ben resmen otobüsün camına yapıştım. Adama ‘’ Az höööne gıpraşıver’’ desem? Afyonlu değilse anlamaz ki?
Kibar bir insan olduğum için önce şöyle muhabbeti koyulaştırmalı, ondan sonra ‘’ Rica etsem şu makat-ı kebirinizi az yan tarafa kaykıltabilir misiniz?’’Diye rica etmeli değil mi? Öyle yekten ‘’Topla lan kıçını Allah’ın ayısı. Başka İstanbul yok. ‘’ Denmez ki.
- Selamünaleyküm hemşerim yolculuk ne tarafa?
Adam bizdenmiş meğer. Tipik bir Dadaş yani. Çok severim Dadaş kardeşlerimi.
- Sögütlüçeşmeye cidirem. Sen nere cidirsen?
Eyvah eyvahh. Kadıköy’e iki durak kalana kadar bu çam yarması ile mi yolculuk yapacağım şimdi? Hapı yuttuk. Desenize.
-Ben de Gadıköye cidirem…Pardon, ben de Kadıköy’e gidiyorum.
-Eyi, Heyirli yolculuhlar.
Dedi ve başı öne düştü önce. Daha sonra bacakları iyice ayrıldı. Akabinde Kürdilihicazkardan bir ‘’Hooorrr’’ çekip Nihaventten ‘’Fiuuuu’’ yaparaktan nefesini salıp fasıla başladı.
Şöyle bir kıpırdayabilsem ‘’ Hemşerim biraz da Şederaban geç’’ Diyeceğim ama ne mümkün. Adamın kafa geriye doğru iyice yaslandı, ağzı çizgi film kahramanı timsah Testerella’nın ağzı gibi açıldı ve onca Şederaban isteğime rağmen Hüzzama geçti.
Oldum olası arabada uyuyanlara, hele de horlayanlara gıcık olurum. Bu yaşıma gelmişimdir ille velakin benim arabada uyuduğuma bir Allah’ın kulu şahit olmamıştır. Çünkü birden fazla Allah’ın kulu şahit olmuştur.
Cici mi cici, tatlı mı tatlı bir hanım kızın hafifçe dürtmesi ile gözlerimi açtım.
-Ne oluyor? Niçin dürtüyorsunuz beni?
-Amcacığım ! O kadar tatlı horluyordunuz ki, uyandırmaya kıyamadım önce ama yolun sonuna geldik. Kadıköy’deyiz.
Sağıma soluma baktım gerçekten de Kadıköy’deydik. ‘’ Ben asla horlamam’’ Diyerek otobüsten inerken yolcular da bir şeylere gülüyorlardı ama neye güldüklerini anlayamadım.
Arabadan iner inmez baktım Osman Ağa camiinin müezzini başladı ‘’Allahu ekber ‘’ Diye çağırmaya.
Hemen alelacele abdest alıp daldım camiye. Diğer mümin kardeşlerimle birlikte saf tutup ellerimi kulak memelerime götürüp ‘’Allahu ekber’’ Diyerek ilk dört rekat sünnete başlamıştım ki tatlı bir müzik geldi kulağıma :
‘’ İf you go avay, on this summer day( Şayet bir yaz günü gidersen ) ‘’
Çok çok sevdiğim bir yabancı parça ama yeri burası değil.
Hemen yanıbaşımdaki, atkuyruğu saçlarını bir iple bağlayıp ensesinde toplamış olan yakışıklı bey tedirgin oldu. Ses onun cep telefonundan geliyordu.
‘’ Then you might as well take the sun away;( Beraberinde güneşi de götürmelisin ) ‘’
Hay Allah’ım ya Rabbim. Neredeyse ‘’Semi Allahu Limen Hamideh’’ Diyeceğime ‘’ All the birds that flew in the summer sky, ( Gök yüzünde uçan bütün kuşlar)‘’ Diye devam edecektim.
At kuyruğu saçlı mümin kardeşim bir eli göbeğinin üstünde, diğer eliyle telefonu susturmaya çalışıyor. İlle velakin telefonu artık nereye koyduysa bir türlü ne telefonu ne de tabii ki kapat düğmesini bulabiliyor. İşin kötü tarafı her kim arıyorsa o kadar ısrarcı ki ‘’ Yahu adam belki de namazdadır’’ Diye düşünmeden ha bire aramaya devam ediyor.
Yok şarkı güzel ille velakin sinirlerim ayağa kalktı. Mübarek bir makamda ‘’ İf you go avay’’ Olur mu? Şu millet ne zaman öğrenecek camiye girince cep telefonunu kapatmayı? Oysa hemen caminin girişinde kapıda koca koca levhalar var ‘’ Cep telefonlarınızı kapatın’’ Diye…Neyse, aldırış etmeden devam etmeliyim.
Ettehiyyatü lillahi- When our love was new and our hearts were high; ( Aşkımız taze ve kalplerimiz mutlulukla doluyken)’’ Fesübhanallah…Namaz bozulacak yahu. Sus artık mübarek telefon.
Of yaaaa. Şarkının en hüzünlü yerine geldi. ‘’But if you stay..( Fakat şayet kalırsan-gitmezsen )’’
Gözümden inen iki damla yaşla birlikte ‘’ Rabbena, atina, fiddünya, haseneten, ve fil ahirati hasaneten ve gına azeben nar(Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.) ’’ Diyerek ilk iki rekatı tamamladım.
İkinci iki rekata başladım ‘’Sübhaneke, Allahümme--- We’ll talk to the trees (Ağaçlarla konuşuruz)’’
Yav tamam bee.. Yeter ama. Bak öteki cemaat da kızdı. Millet yüksek sesle okumaya başladı sureleri. Hele diğer tarafımdaki şalvarlı cübbeli molla, temelli tozuttu. Adamın bir ‘’ Maliki yevmiddin’’ Deyişi var ki sessiz okunması gerekirken neredeyse cami dışından duyuldu. Sustur artık şu telefonu.
Neyse..Zar zor sünneti tamamladık.
Farza başlamadan önce İmam uyardı ‘’ Muhterem cemaat. Lütfen cep telefonlarını kapatalım.’’
At kuyruklu vatandaşı dürttüm. ‘’ İmam haklı diyor. Camiye girerken cep telefonu kapatılır.’’
At Kuyruğu saçlı vatandaş da usulca fısıldadı ‘’ Çok özür dilerim’’
Derken imamın ‘’Allahu ekber’’ Komutuyla farza başladık.
Aman Allah’ım! Bu sefer de caminin içini kıvrak bir Burdur türküsü doldurdu: ‘’ Şu Dirmil’in çalgısı a canım. / Dağlara vurdu yankısı…
Neredeyse namazı bırakıp döktürmeye başlayacağım.
‘’ Ulan kim bu densiz?’’ Dememe kalmadı hatırladım. Bu türküyü ben telefonuma yükletmiştim. Yani o densiz benden başkası değildi.’
‘’ Şu gelenler içinde a canım / Benim yarim hangisi.’’
Laaannn. Ben demedim mi lan ‘’Beni namaz saatlerinde aramayın’’ diye.
Evet…Yaklaşık herkese ‘’ Beni namaz saatlerinde aramayın’’ Demiştim. O bakımdan da benim cep telefonum namaz vakitlerinde asla çalmazdı. Kendimden o kadar emin olduğum için de cep telefonumu kapatmadan girerdim camiye. Kimdi bu kendini bilmez ki beni bu saatte arıyordu? Aradığı yetmiyormuş gibi cevap vermediğim halde ısrarla çaldırmaya devam ediyordu.
Hay Allah ya, imam da öfkelendi galiba. Munis bir şekilde ‘’Allahu ekber’’ Diyerek namaza başlayan imam şimdi aslan kükrüyormuş gibi ‘’ Allahu ekber’’ Diyordu ille velakin benim cep telefonu çoktan türkünün ikinci kıtasına geçmişti bile:
‘’ Altın yüzüğüm var benim./Parmağıma dar benim/Şu Dirmil’in içinde canım/Orta da boylu yar benim.
Babamdan kalma avcı yeleğinin kim bilir hangi cebine koymuştum cep telefonumu. Namussuzu bir bulabilsem yere atıp üzerinde tepineceğim ama yok…
Ben onu ararken o inadına üçüncü kıtaya geçmişti: ‘’ Çekirgenin uçkunu a canım / Gelinlerin coşkunu/Coşkun olan gelinler canım/Kendisi sallar peşkiri..
Ya o değil de cemaatten bazılarının omuzları mı oynuyor yoksa bana mı öyle geliyordu? Türkü öylesine kıvraktı ki… Hay Allah’ım ya. Şu hale bak hele.
Yanımdaki at kuyruğu saçlı vatandaş kıs kıs gülüyor, molla ise bir kaşık suda boğacak beni.
İmam ‘’Esselamu aleykum ve rahmetullah, esselamu aleykum ve rahmetullah’’ Der demez daha müezzinin ‘’ Allahumme entesselamu ve minkessselam, tebarekte ya zelcelali vel ikram’’ Demesini beklemeden camiden nasıl fırlamışım, anlatmak mümkün değil. İmamın fırçası neyse de molla derimi yüzerdi kesin.
Camiden çıkıp meydana indiğimde bir sokak çalgıcısı yine çok güzel bir yabancı parça çalıyordu akordeonla ‘’ I found my love in Portofino...(Aşkımı Portofino’da buldum.)
Zavallı, benim ‘’ Portofino’yu boş ver. Dirmil’e gel de aşk nasıl olurmuş gör’’ Sözlerimden bir şey anlamasa da gerçekten de eğer aşkı arıyorsanız kendi vatanınızda arayın. Mesela Dirmil ( Şimdiki adıyla Altınyayla) Neden olmasın?
****
CÜMLE ÜMMET-İ MUHAMMED’İN RAMAZAN BAYRAMINI KUTLAR, BU BAYRAMIN ÖNCE ÜLKEMİZE, SONRA TÜM DÜNYAYA SAĞLIK, MUTLULUK, HUZUR VE BARIŞ GETİRMESİNİ DİLERİM YÜCE RABBİMİZDEN
NOT.
1-Bayramımı kutlamanız elbette başım gözüm üstüne olacaktır ama sizlerden asıl beklediğim şey yazıma yapacağınız yorumlardır.
2- Eğer buralardaysanız bende böyle bol kahkahalı anı-hikaye bol. Buralarda değilseniz bayram sonu devam ederiz.
Bugünkü gibi bir mübarek Ramazan Bayramıydı.
Bre zibidi! Kır kıçını evinde otursana. Belanı mı arıyorsun Kadıköy’de?
Ama ben de haklıydım
Yaklaşık ikindiye kadar bekledim, gelip elimi öpen olmadı. Evlatlar da işte olduğuna göre evde durup da ne yapacağım? Ver elini Kadıköy.
Belediye otobüsüne bindim ve yaklaşık yedinci durakta ben yaşlarda ama okka olarak beni ikiye katlayacak bir benî adem, kan ter içinde oflaya puflaya otobüse bindi ve dahi gelip yanıma oturdu.
Adamın yanıma oturmasıyla birlikte ben resmen otobüsün camına yapıştım. Adama ‘’ Az höööne gıpraşıver’’ desem? Afyonlu değilse anlamaz ki?
Kibar bir insan olduğum için önce şöyle muhabbeti koyulaştırmalı, ondan sonra ‘’ Rica etsem şu makat-ı kebirinizi az yan tarafa kaykıltabilir misiniz?’’Diye rica etmeli değil mi? Öyle yekten ‘’Topla lan kıçını Allah’ın ayısı. Başka İstanbul yok. ‘’ Denmez ki.
- Selamünaleyküm hemşerim yolculuk ne tarafa?
Adam bizdenmiş meğer. Tipik bir Dadaş yani. Çok severim Dadaş kardeşlerimi.
- Sögütlüçeşmeye cidirem. Sen nere cidirsen?
Eyvah eyvahh. Kadıköy’e iki durak kalana kadar bu çam yarması ile mi yolculuk yapacağım şimdi? Hapı yuttuk. Desenize.
-Ben de Gadıköye cidirem…Pardon, ben de Kadıköy’e gidiyorum.
-Eyi, Heyirli yolculuhlar.
Dedi ve başı öne düştü önce. Daha sonra bacakları iyice ayrıldı. Akabinde Kürdilihicazkardan bir ‘’Hooorrr’’ çekip Nihaventten ‘’Fiuuuu’’ yaparaktan nefesini salıp fasıla başladı.
Şöyle bir kıpırdayabilsem ‘’ Hemşerim biraz da Şederaban geç’’ Diyeceğim ama ne mümkün. Adamın kafa geriye doğru iyice yaslandı, ağzı çizgi film kahramanı timsah Testerella’nın ağzı gibi açıldı ve onca Şederaban isteğime rağmen Hüzzama geçti.
Oldum olası arabada uyuyanlara, hele de horlayanlara gıcık olurum. Bu yaşıma gelmişimdir ille velakin benim arabada uyuduğuma bir Allah’ın kulu şahit olmamıştır. Çünkü birden fazla Allah’ın kulu şahit olmuştur.
Cici mi cici, tatlı mı tatlı bir hanım kızın hafifçe dürtmesi ile gözlerimi açtım.
-Ne oluyor? Niçin dürtüyorsunuz beni?
-Amcacığım ! O kadar tatlı horluyordunuz ki, uyandırmaya kıyamadım önce ama yolun sonuna geldik. Kadıköy’deyiz.
Sağıma soluma baktım gerçekten de Kadıköy’deydik. ‘’ Ben asla horlamam’’ Diyerek otobüsten inerken yolcular da bir şeylere gülüyorlardı ama neye güldüklerini anlayamadım.
Arabadan iner inmez baktım Osman Ağa camiinin müezzini başladı ‘’Allahu ekber ‘’ Diye çağırmaya.
Hemen alelacele abdest alıp daldım camiye. Diğer mümin kardeşlerimle birlikte saf tutup ellerimi kulak memelerime götürüp ‘’Allahu ekber’’ Diyerek ilk dört rekat sünnete başlamıştım ki tatlı bir müzik geldi kulağıma :
‘’ İf you go avay, on this summer day( Şayet bir yaz günü gidersen ) ‘’
Çok çok sevdiğim bir yabancı parça ama yeri burası değil.
Hemen yanıbaşımdaki, atkuyruğu saçlarını bir iple bağlayıp ensesinde toplamış olan yakışıklı bey tedirgin oldu. Ses onun cep telefonundan geliyordu.
‘’ Then you might as well take the sun away;( Beraberinde güneşi de götürmelisin ) ‘’
Hay Allah’ım ya Rabbim. Neredeyse ‘’Semi Allahu Limen Hamideh’’ Diyeceğime ‘’ All the birds that flew in the summer sky, ( Gök yüzünde uçan bütün kuşlar)‘’ Diye devam edecektim.
At kuyruğu saçlı mümin kardeşim bir eli göbeğinin üstünde, diğer eliyle telefonu susturmaya çalışıyor. İlle velakin telefonu artık nereye koyduysa bir türlü ne telefonu ne de tabii ki kapat düğmesini bulabiliyor. İşin kötü tarafı her kim arıyorsa o kadar ısrarcı ki ‘’ Yahu adam belki de namazdadır’’ Diye düşünmeden ha bire aramaya devam ediyor.
Yok şarkı güzel ille velakin sinirlerim ayağa kalktı. Mübarek bir makamda ‘’ İf you go avay’’ Olur mu? Şu millet ne zaman öğrenecek camiye girince cep telefonunu kapatmayı? Oysa hemen caminin girişinde kapıda koca koca levhalar var ‘’ Cep telefonlarınızı kapatın’’ Diye…Neyse, aldırış etmeden devam etmeliyim.
Ettehiyyatü lillahi- When our love was new and our hearts were high; ( Aşkımız taze ve kalplerimiz mutlulukla doluyken)’’ Fesübhanallah…Namaz bozulacak yahu. Sus artık mübarek telefon.
Of yaaaa. Şarkının en hüzünlü yerine geldi. ‘’But if you stay..( Fakat şayet kalırsan-gitmezsen )’’
Gözümden inen iki damla yaşla birlikte ‘’ Rabbena, atina, fiddünya, haseneten, ve fil ahirati hasaneten ve gına azeben nar(Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.) ’’ Diyerek ilk iki rekatı tamamladım.
İkinci iki rekata başladım ‘’Sübhaneke, Allahümme--- We’ll talk to the trees (Ağaçlarla konuşuruz)’’
Yav tamam bee.. Yeter ama. Bak öteki cemaat da kızdı. Millet yüksek sesle okumaya başladı sureleri. Hele diğer tarafımdaki şalvarlı cübbeli molla, temelli tozuttu. Adamın bir ‘’ Maliki yevmiddin’’ Deyişi var ki sessiz okunması gerekirken neredeyse cami dışından duyuldu. Sustur artık şu telefonu.
Neyse..Zar zor sünneti tamamladık.
Farza başlamadan önce İmam uyardı ‘’ Muhterem cemaat. Lütfen cep telefonlarını kapatalım.’’
At kuyruklu vatandaşı dürttüm. ‘’ İmam haklı diyor. Camiye girerken cep telefonu kapatılır.’’
At Kuyruğu saçlı vatandaş da usulca fısıldadı ‘’ Çok özür dilerim’’
Derken imamın ‘’Allahu ekber’’ Komutuyla farza başladık.
Aman Allah’ım! Bu sefer de caminin içini kıvrak bir Burdur türküsü doldurdu: ‘’ Şu Dirmil’in çalgısı a canım. / Dağlara vurdu yankısı…
Neredeyse namazı bırakıp döktürmeye başlayacağım.
‘’ Ulan kim bu densiz?’’ Dememe kalmadı hatırladım. Bu türküyü ben telefonuma yükletmiştim. Yani o densiz benden başkası değildi.’
‘’ Şu gelenler içinde a canım / Benim yarim hangisi.’’
Laaannn. Ben demedim mi lan ‘’Beni namaz saatlerinde aramayın’’ diye.
Evet…Yaklaşık herkese ‘’ Beni namaz saatlerinde aramayın’’ Demiştim. O bakımdan da benim cep telefonum namaz vakitlerinde asla çalmazdı. Kendimden o kadar emin olduğum için de cep telefonumu kapatmadan girerdim camiye. Kimdi bu kendini bilmez ki beni bu saatte arıyordu? Aradığı yetmiyormuş gibi cevap vermediğim halde ısrarla çaldırmaya devam ediyordu.
Hay Allah ya, imam da öfkelendi galiba. Munis bir şekilde ‘’Allahu ekber’’ Diyerek namaza başlayan imam şimdi aslan kükrüyormuş gibi ‘’ Allahu ekber’’ Diyordu ille velakin benim cep telefonu çoktan türkünün ikinci kıtasına geçmişti bile:
‘’ Altın yüzüğüm var benim./Parmağıma dar benim/Şu Dirmil’in içinde canım/Orta da boylu yar benim.
Babamdan kalma avcı yeleğinin kim bilir hangi cebine koymuştum cep telefonumu. Namussuzu bir bulabilsem yere atıp üzerinde tepineceğim ama yok…
Ben onu ararken o inadına üçüncü kıtaya geçmişti: ‘’ Çekirgenin uçkunu a canım / Gelinlerin coşkunu/Coşkun olan gelinler canım/Kendisi sallar peşkiri..
Ya o değil de cemaatten bazılarının omuzları mı oynuyor yoksa bana mı öyle geliyordu? Türkü öylesine kıvraktı ki… Hay Allah’ım ya. Şu hale bak hele.
Yanımdaki at kuyruğu saçlı vatandaş kıs kıs gülüyor, molla ise bir kaşık suda boğacak beni.
İmam ‘’Esselamu aleykum ve rahmetullah, esselamu aleykum ve rahmetullah’’ Der demez daha müezzinin ‘’ Allahumme entesselamu ve minkessselam, tebarekte ya zelcelali vel ikram’’ Demesini beklemeden camiden nasıl fırlamışım, anlatmak mümkün değil. İmamın fırçası neyse de molla derimi yüzerdi kesin.
Camiden çıkıp meydana indiğimde bir sokak çalgıcısı yine çok güzel bir yabancı parça çalıyordu akordeonla ‘’ I found my love in Portofino...(Aşkımı Portofino’da buldum.)
Zavallı, benim ‘’ Portofino’yu boş ver. Dirmil’e gel de aşk nasıl olurmuş gör’’ Sözlerimden bir şey anlamasa da gerçekten de eğer aşkı arıyorsanız kendi vatanınızda arayın. Mesela Dirmil ( Şimdiki adıyla Altınyayla) Neden olmasın?
****
CÜMLE ÜMMET-İ MUHAMMED’İN RAMAZAN BAYRAMINI KUTLAR, BU BAYRAMIN ÖNCE ÜLKEMİZE, SONRA TÜM DÜNYAYA SAĞLIK, MUTLULUK, HUZUR VE BARIŞ GETİRMESİNİ DİLERİM YÜCE RABBİMİZDEN
NOT.
1-Bayramımı kutlamanız elbette başım gözüm üstüne olacaktır ama sizlerden asıl beklediğim şey yazıma yapacağınız yorumlardır.
2- Eğer buralardaysanız bende böyle bol kahkahalı anı-hikaye bol. Buralarda değilseniz bayram sonu devam ederiz.
Bir Ramazan Bayramında If You Go Portofino Or Dirmilaltınyayla başlıklı yazı Sami Biber tarafından
20.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 13
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.