Hikaye / Fantazi Hikayeleri

Eklenme Tarihi : 24.04.2026
Güncelleme Tarihi : 24.04.2026
Okunma Sayısı : 57
Yorum Sayısı : 0
Başkası  Olma  Kendin  Ol




Cüneyt  Bey,  yaklaşık  olarak  bir  aydır devam etmekte olan  o  kabus  dolu  gecelerden  birine daha uyandı  yine.

Lanet Şeytan, yattığı  somyanın  altından çıkıyor,  ‘’ Ceeee  ‘’ deyip  uyandırıyor,  sonra göğsünün  tam ortasına  oturup ‘’ Sonun  Geldi  Müslim. ‘’  Diyerek  boğazını  sıkıyordu.

Evet,  bu kabus dolu  rüyalar Cüneyt Bey’i perişan  etmişti 

Bir  taraftan  her akşam somyasının  altından Şeytan’ın çıkacağı  korkusu ile  yatağa  girmek.  Öte  taraftan hayatında Müslim adında hiç  bir tanıdığının olmaması  ama  Şeytan’ın  ısrarla ona ‘’ Sonun geldi  Müslim’’  demesi  psikolojisini  alt  üst  etmişti.   Bu  bir  paranoya  mıydı yoksa cinnet mi  geçiriyordu?

Banyoya  girdi. Aynanın karşısına  geçti.

Işıklar içinde  uyuması  için arkasından  çok  dua  ettiği  Ercan  Kont’un ‘’  Cinnet’’  adlı  şiirini  okumaya  başladı.

bir sır arıyorum mezarlıklarda

ölülerle bunun için gezerim

güneşten nurdan başlasam bile

karanlıklarda bitiyor düşüncelerim

cansızlıkla canlılık irtibatını bulamadı zihnimdeki kör ışık

ikiz görünüyor her şey gözüme

ki düşüncem duyguma yapışık

çığlıklar geliyor mağaralardan

korkuyorum

şaşkınlıktan bildiğimi unuttum

bilmediğim duaları okuyorum

kafatasıma çiviler çakıyorlar

kurşun döküyorlar kulaklarıma

ben deli değilim



Sonra  bir  kaç  kez daha  tekrarladı:

- Ben  deli  değilim,  ben  deli değilim,  ben  deli  değilim.

Sonra  bir  daha  baktı  aynaya.

‘’Oğlum  Cüneyt.  Deli  değilim diyorsun  ama bayağı  bayağı  delisin  ya da delirmek  üzeresin. Ulan  hangi  akıllı  her gece  böyle  bir rüya görür?  Hangi akıllı  her sabah  somyasının  altında Şeytan arar?’’ Diye  sordu  kendi  kendine.

Yok,  bu  böyle  olmayacaktı.  Başladı  İnternetten şöyle  ünü  Türkiye  sınırlarını  aşmış  bir  psikolog  aramaya.

Evet,  sonunda  aradığını bulmuştu: Türkkan  Tivitoğlu.

Bu  psikolog Japon İmparatoru  Narihito’dan,  Fransa Cumhurbaşkanı  Emmanueal  Macron’a,  ABD  Başkanı  Donald  Duck’tan,  Rusların  Kızıl  ordusuna  kadar  herkesi  tedavi  etmiş  bir  doktordu. Vizite ücreti  bayağı  pahalı  olsa  da herkes  ona  hayrandı.

Derken  elinde  bir  çanta  dolusu  parayla  Psikolog  Doktor  Türkkan  Tivitoğlu  adlı  bu dünyanın  hayranlığını  kazanmış  olan  Psikolog  Doktorun  muayenehanesine  gitti.

Cüneyt,  bir  çanta  dolusu  parayı  görevli  hatuna  bayıldıktan  sonra  doktoru  ile  başbaşaydı  artık.

Doktorunun  ‘’Anlatın ‘’ Demesiyle  birlikte  rüyalarını  anlattı  ona.

Doktor  Türkkan Tivitioğlu,  Cüneyt Bey’i  iyice dinledikten  sonra teşhisini  koydu ve  hasta ile  doktoru  arasında  koyu  bir  muhabbet başladı

-Evet  Cüneyt Bey Başkası olma kendin ol. Sendeki  sıkıntı  bu.

-Allah  Allah ben başkası  mıyım?

-Evet. Acilen  başkası olmaktan  kurtulman  lazım çünkü  böyle  çok daha güzelsin

-Teşekkür  ederim  doktorum. Demek  beni  güzel  buldunuz. Ama  erkeklere güzel değil  yakışıklı  denir.

-Cüneyt Bey  karıştırma  lütfen. Ya gel bana sahici, sahici Ya da anca gidersin


-İyi  de doktorum  neden  kızıyorsunuz  ki?  Geldim  işte  size  sahici  sahici.  İnsan daha  nasıl  sahici sahici  gelir  ki?

-Oyyy  oyyy  oyyy  kıyamam  ben  sana.

Anasının kuzusu
Ciğerimin köşesi
Kız bu neyin cakası
Kız hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?


-Kız  mı? Ben  kız  değilim  doktor Bey.

-Ayol  ben de  bey değilim zaten ha ha  haaaa

-Dul  musunuz yoksa?

-Ha  haa  haaaa Çapkıınnnnn.

-Eee  ne  olacak  şimdi?

-Ne   mi  olacak?

Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım


-Şıkıdım  şıkıdım  oynamayayım  mı? Zaten  oynamıyorum  ki

-Ah yanar döner, a acayipsin

-Doktorum  bakın  ben

Ne deli ne de divaneyim
Biliyorum sonunu
Sanma uğruna viraneyim
Beğenmedim oyununu


-Diyorsun yani? Seni  gidi  seni

Anasının kuzusu
Ciğerimin köşesi
Kız bu neyin cakası
Kız hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?


Cüneyt Bey,  büyük  umutlarla  geldiği  bu  muayenehanede  bol  bol  göbek  atarak  bayağı  ter  atıp  zayıflamıştı  ama derdinin  dermanını  bulduğu  söylenemezdi.  Hatta  tam tersine  daha da  kafası  karışmıştı. Doktor Türkkan  Tivitoğlu  ‘’ Hepsi  Senin  mi ?’’ sorusuyla  ne kast etmişti?  Ayrıca  neden  bu sorunun  cevabını vermiyordu?  Memleket  sırrı  mıydı?

Hâlâ beyninde  aynı  sözler,  dilinde  aynı  melodi  vardı:

Başkası olma kendin ol
Böyle çok daha güzelsin
Ya gel bana sahici, sahici
Ya da anca gidersin

Anasının kuzusu
Ciğerimin köşesi
Kız bu neyin cakası
Kız hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?

Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Ah yanar döner, a acayipsin


Ne deli ne de divaneyim
Biliyorum sonunu
Sanma uğruna viraneyim
Beğenmedim oyununu


Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Ah yanar döner, a acayipsin


Umutsuzluk  ve  kırgınlıkla  çıktı  muayenehaneden.  O kadar  para verip  bir  netice alamamasına  mı yansın  yoksa  doktorun  ‘’Haftaya  yine  beklerim.’’  Demesine  mi?


O  üzüntüyle  her  zaman  gittiği  kahvehaneye  gitti. Bir  masaya  oturup  garsona  seslendi:

- Sami  Abi  bir  çay.  Ama bu sefer  şöyle  zehir  gibi  olsun  ki  kafayı  bulayım.

Sami,  Cüneyt Bey’in  son  derece üzgün  olduğunu  görünce  sordu:

-Hayırdır  bir  sıkıntı  mı  var? Seni  son  zamanlarda çok  düşünceli  görüyorum

-Sorma  abi. Her gece  aynı  kâbus

-Ne kâbusu?  Nasıl  bir  kâbus?

-Her  gece somyaya  uzanıyorum, tam  uykuya geçeceğim,  somyanın  altından Şeytan  önce  ‘’ Cee ‘’  deyip  çıkıyor,  sonra  göğsüme  oturup  boğazımı  sıkıyor ‘’Sonun  geldi  Müslim’’ diye?

-Müslim kim  tanıyor  musun?

-Yok  abi,  hayatta  tanıdığım tek  müslim yok.

-Eee  sen  ne  yaptın  böyle  bir  sıkıntıya  karşı?

-Psikolog Türkkan  Tivitoğlu’na  gittim.

-Eee  o  ne  dedi  peki

-Oynama şıkıdım  şıkıdım  dedi.

-Ya  bırak  Allah’ını seversen. Tamamen  yanlış  yapmışsın. Oğlum  her şeyden  önce şeytan, asıl  adı  Müslim  olanlara dokunamaz.  Gerçek  Müslim’den korkar o.  O  sebeple  sen ilk  iş  olarak Müslim'den uzak  değil,  tam tersine ona yakın  olmalısın. Hatta  nerede  bir  Müslim  varsa  onlarla  dost  olmalısın.

Sonra  kalktı  Sami

-Sana şimdi  bir çay  daha  getireyim ve  asıl  yapman  gerekeni de söyleyeyim.

Cüneyt Bey  merakla  beklerken  Sami  bir  çay daha  getirdi.

-Cüneyt Bey.  Bu  Şeytan  senin  somyanın  altından  çıkıyor  hep değil  mi?

-Evet.

-O zaman  kes  somyanın  ayaklarını.  Ya da yer yatağında yat  da görsün  ebesinin örekesini[*]  şerefsiz.  Bakalım  o zaman nereden  çıkacak  Alçak?

Cüneyt Bey  evine  gitti.  Somyasını  kaldırıp  attı ve  kendisine  bir  yer  yatağı  hazırladı.

O gece  Şeytan  uğramadı  ona. Melekler  gibi  uyudu.  Ertesi  geceler de…

Derdinin  ve  daha pek  çok  dertlerinin çaresini  basit bir  çaycı vermişti: Doğallık. Geleneksellik ve Müslim'le  dost olmak.

‘’Ulan  eskiden  öyle  yaylı  somyalar,  yerden 2 metre  yüksek  yataklar,  o yatakların  altında her tür Şeytanın  saklanabileceği   bazalar  mı vardı ? ‘’ dedi  sabahleyin keyifle  sakal tıraşı  olurken. Müslim'le  dost  olalı  da  yüzü  gülüyordu  artık. 

*******

Not:[*] Öreke  ayıp,  ahlaksız,  edep dışı bir  kelime  değildir  efendim. Aksine  çok  masum  bir kelimedir.

Peki  nedir tam  olarak?

Yazmayacağım.  Merak  eden  araştırsın.
( Başkası Olma Kendin Ol başlıklı yazı Sami Biber tarafından 24.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu