
Cüneyt Bey, yaklaşık
olarak bir aydır devam etmekte olan o
kabus dolu gecelerden
birine daha uyandı yine.
Lanet Şeytan, yattığı somyanın altından çıkıyor, ‘’ Ceeee
‘’ deyip uyandırıyor, sonra göğsünün tam ortasına
oturup ‘’ Sonun Geldi Müslim. ‘’
Diyerek boğazını sıkıyordu.
Evet, bu kabus dolu rüyalar Cüneyt Bey’i perişan etmişti
Bir taraftan her akşam somyasının altından Şeytan’ın çıkacağı korkusu ile
yatağa girmek. Öte
taraftan hayatında Müslim adında hiç
bir tanıdığının olmaması ama Şeytan’ın
ısrarla ona ‘’ Sonun geldi Müslim’’ demesi
psikolojisini alt üst
etmişti. Bu
bir paranoya mıydı yoksa cinnet mi geçiriyordu?
Banyoya girdi. Aynanın karşısına geçti.
Işıklar içinde uyuması için arkasından çok
dua ettiği Ercan
Kont’un ‘’ Cinnet’’ adlı
şiirini okumaya başladı.
bir sır arıyorum mezarlıklarda
ölülerle
bunun için gezerim
güneşten
nurdan başlasam bile
karanlıklarda
bitiyor düşüncelerim
cansızlıkla
canlılık irtibatını bulamadı zihnimdeki kör ışık
ikiz
görünüyor her şey gözüme
ki
düşüncem duyguma yapışık
çığlıklar
geliyor mağaralardan
korkuyorum
şaşkınlıktan
bildiğimi unuttum
bilmediğim
duaları okuyorum
kafatasıma
çiviler çakıyorlar
kurşun
döküyorlar kulaklarıma
ben
deli değilim
Sonra bir kaç
kez daha tekrarladı:
- Ben deli değilim,
ben deli değilim, ben
deli değilim.
Sonra bir daha
baktı aynaya.
‘’Oğlum Cüneyt. Deli
değilim diyorsun ama bayağı bayağı
delisin ya da delirmek üzeresin. Ulan hangi
akıllı her gece böyle
bir rüya görür? Hangi akıllı her sabah
somyasının altında Şeytan arar?’’
Diye sordu kendi
kendine.
Yok, bu
böyle olmayacaktı. Başladı
İnternetten şöyle ünü Türkiye
sınırlarını aşmış bir
psikolog aramaya.
Evet, sonunda aradığını bulmuştu: Türkkan Tivitoğlu.
Bu psikolog Japon İmparatoru Narihito’dan,
Fransa Cumhurbaşkanı
Emmanueal Macron’a, ABD
Başkanı Donald Duck’tan,
Rusların Kızıl ordusuna
kadar herkesi tedavi
etmiş bir doktordu. Vizite ücreti bayağı
pahalı olsa da herkes
ona hayrandı.
Derken elinde bir
çanta dolusu parayla
Psikolog Doktor Türkkan
Tivitoğlu adlı bu dünyanın
hayranlığını kazanmış olan
Psikolog Doktorun muayenehanesine gitti.
Cüneyt, bir çanta
dolusu parayı görevli
hatuna bayıldıktan sonra
doktoru ile başbaşaydı
artık.
Doktorunun ‘’Anlatın ‘’ Demesiyle birlikte
rüyalarını anlattı ona.
Doktor Türkkan Tivitioğlu, Cüneyt Bey’i
iyice dinledikten sonra
teşhisini koydu ve hasta ile
doktoru arasında koyu
bir muhabbet başladı
-Evet Cüneyt Bey Başkası olma kendin ol. Sendeki
sıkıntı bu.
-Allah Allah ben başkası mıyım?
-Evet. Acilen başkası olmaktan kurtulman
lazım çünkü böyle çok daha güzelsin
-Teşekkür ederim doktorum. Demek beni
güzel buldunuz. Ama erkeklere güzel değil yakışıklı
denir.
-Cüneyt Bey karıştırma lütfen. Ya gel bana sahici, sahici Ya da anca
gidersin
-İyi de doktorum neden
kızıyorsunuz ki? Geldim
işte size sahici
sahici. İnsan daha nasıl
sahici sahici gelir ki?
-Oyyy oyyy oyyy
kıyamam ben sana.
Anasının kuzusu
Ciğerimin köşesi
Kız bu neyin cakası
Kız hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
-Kız mı? Ben kız
değilim doktor Bey.
-Ayol ben de bey değilim zaten ha ha haaaa
-Dul musunuz yoksa?
-Ha haa
haaaa Çapkıınnnnn.
-Eee ne
olacak şimdi?
-Ne mi
olacak?
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
-Şıkıdım şıkıdım oynamayayım
mı? Zaten oynamıyorum ki
-Ah yanar döner, a acayipsin
-Doktorum bakın
ben
Ne deli ne de divaneyim
Biliyorum sonunu
Sanma uğruna viraneyim
Beğenmedim oyununu
-Diyorsun yani? Seni gidi seni
Anasının kuzusu
Ciğerimin köşesi
Kız bu neyin cakası
Kız hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Cüneyt Bey, büyük umutlarla
geldiği bu muayenehanede
bol bol göbek
atarak bayağı ter
atıp zayıflamıştı ama derdinin
dermanını bulduğu söylenemezdi.
Hatta tam tersine daha da
kafası karışmıştı. Doktor
Türkkan Tivitoğlu ‘’ Hepsi
Senin mi ?’’ sorusuyla ne kast etmişti? Ayrıca
neden bu sorunun cevabını vermiyordu? Memleket
sırrı mıydı?
Hâlâ beyninde aynı sözler,
dilinde aynı melodi
vardı:
Başkası olma kendin ol
Böyle çok daha güzelsin
Ya gel bana sahici, sahici
Ya da anca gidersin
Anasının kuzusu
Ciğerimin köşesi
Kız bu neyin cakası
Kız hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Hepsi senin mi?
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Ah yanar döner, a acayipsin
Ne deli ne de divaneyim
Biliyorum sonunu
Sanma uğruna viraneyim
Beğenmedim oyununu
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Oynama şıkıdım, şıkıdım
Ah yanar döner, a acayipsin
Umutsuzluk ve kırgınlıkla
çıktı muayenehaneden. O kadar
para verip bir netice alamamasına mı yansın
yoksa doktorun ‘’Haftaya
yine beklerim.’’ Demesine
mi?
O üzüntüyle her
zaman gittiği kahvehaneye
gitti. Bir masaya oturup
garsona seslendi:
- Sami Abi bir
çay. Ama bu sefer şöyle
zehir gibi olsun
ki kafayı bulayım.
Sami, Cüneyt Bey’in son
derece üzgün olduğunu görünce
sordu:
-Hayırdır bir sıkıntı
mı var? Seni son
zamanlarda çok düşünceli görüyorum
-Sorma abi. Her gece aynı
kâbus
-Ne kâbusu? Nasıl bir
kâbus?
-Her gece somyaya uzanıyorum, tam uykuya geçeceğim, somyanın
altından Şeytan önce ‘’ Cee ‘’
deyip çıkıyor, sonra
göğsüme oturup boğazımı
sıkıyor ‘’Sonun geldi Müslim’’ diye?
-Müslim kim tanıyor musun?
-Yok abi, hayatta tanıdığım tek müslim yok.
-Eee sen
ne yaptın böyle
bir sıkıntıya karşı?
-Psikolog Türkkan Tivitoğlu’na gittim.
-Eee o
ne dedi peki
-Oynama şıkıdım şıkıdım dedi.
-Ya bırak Allah’ını seversen. Tamamen yanlış
yapmışsın. Oğlum her şeyden önce şeytan, asıl adı
Müslim olanlara dokunamaz. Gerçek
Müslim’den korkar o. O sebeple sen ilk
iş olarak Müslim'den uzak değil,
tam tersine ona yakın olmalısın. Hatta nerede
bir Müslim varsa
onlarla dost olmalısın.
Sonra kalktı Sami
Yazarın
Önceki Yazısı