Hikaye / Anı Hikayeler

Eklenme Tarihi : 17.04.2026
Güncelleme Tarihi : 17.04.2026
Okunma Sayısı : 257
Yorum Sayısı : 18
İnci Hanım Ve  Ben


''Bizim  yaşlı  zampik  yine  hangi  aşkından  bahsedecek  acaba?''  düşüncesiyle  yazıyı  tıkladıysanız  büyük  bir  hayal  kırıklığı  yaşamış olabilirsiniz.


Evet,  İnci  Hanım da  benim  sayısız sevgililerimden  biridir  ama  bildiğiniz  gibi  bir  sevgili  değildir  o.

Onunla  ilk olarak 1969- 1974  Yılları  arasında  ama  tam  olarak  hangi yıl  tanıştığımı  hatırlamıyorum. İşin  ilginci  onu  da  hatırlamıyorum  aynen  onun  da  beni  hatırlamadığı  gibi

İkimiz  de  birbirimizi  hatırlamıyorsak  nasıl oluyor  da sevgilim  oluyor?

Anlatayım…


2016  Yılıydı.  Bakırköy  BASAD ‘ da  Yani  Bakırköylü Sanatçılar Derneğinde bir  şiir  etkinliğine  davet  edilmiştim.

Eski  bir  Bakırköy  Lisesi  mezunu  olarak  seve  seve  gittim. 

Neyse  efendim,  sağıma  soluma  bakıyorum  acaba  Bakırköy  Lisesinden  tanıdığım  ya  da  beni  tanıyan  biri  çıkar  mı diye  ama  yok.  Ne  ben  kimseyi  tanıdım  ne  kimse beni…

Derken  sahnedeki  sunucu  bir  anons  yaptı:

-Şimdi  sahneye  Bakırköy  Lisesinin  emektar öğretmenlerinden  İnci  Hanımı  davet  ediyorum.

Kalbim  başladı  gümbürdemeye.  O  sıralar  62  yaşında yaklaşık  on senedir  emekli  olan  bir  öğretmendim  ama  yine  de  heyecanlandım.  Sahneye  çıkacak  emektar  öğretmen  acaba  bizim  dönemden  miydi?

İnci  Hanım sahneye  çıktı ve  bir  şiir  okuduktan  sonra  indi.  Hemen  yanına  yaklaştım. Evet,  bizim  dönemde  Bakırköy  Lisesinde  Biyoloji  öğretmeniymiş.

O  dönemden  isimlerini  hatırladığım  hangi  öğretmenimi  sordumsa hepsi  için  ‘’  Rahmetli  oldu  ‘’dedi. Büyük  ihtimalle ben  Liseye  devam  ederken  okula  atanan,  ilk  görev  yeri  Bakırköy  Lisesi  olan  yani  benden  taş  çatlasın üç- dört yaş büyük  olan  bir öğretmenimdi  ve  yine  tahminim öğretmenlerim  içinde  hayatta  olan  tek  kişiydi.

Ama?

Ama ne  yazık  ki o  beni,  ben  de onu  hatırlamıyorduk. Her ikimizin de  hayatından  onca  sene  içinde yüzlerce  öğretmen,  binlerce  öğrenci  geçmişti.

Neyse,  elini  öptüm biraz  konuştum,  çok mutlu  oldu ama  baktım  bir  burukluk  var. Onu  hatırlamamış  olduğuma  üzüldü  sanki. O  binlerce  öğrencisi  içinde beni  hatırlamamış  olabilirdi  ama  benim  kaç  Biyoloji  öğretmenim olabilirdi  ki?  Hatırlamam lazımdı.

Kızdım  kendime. Her  haltı  hatırlayan,  altı  yaşındayken  Fener  semtindeki  ( Patrikhanenin  olduğu  semt ) komşuları,  Madam  Evniki’yi,  Paraşko  Amca’yı,  oğulları  Gılyanti’yi  hatırlayan  ben  Lise  Biyoloji  öğretmenimi  hatırlamıyordum.

Karar  verdim. Ertesi  etkinliğe  geldiğimde  ‘’ Hocam,  düşününce  sizi  hatırladım ‘’ Diyecektim ve  çok  önemli  bulduğum  bir  diğer eksiliği  daha  giderecektim.

Ertesi  etkinlikte  salona  girdiğimde  önce  benim  arkadaşlar  başladılar.

-Ooooo Sami  Hocam.  Bu  ne  şıklık?  Damat gibisin  adeta?

-Ya  hocam  manyak mısın  Allah’ını  seversen?  Bu Haziran  sıcağında takım elbise  giyip  kravat  takmanın  sırası  mı?

Her  kafadan  bir  ses  çıkıyordu  vesselam.  Ben  ise  ‘’sahneye  çıkınca  anlatacağım’’ Dedim  hepsine ve nihayet  sahneye  çıktım.

Şiirimi  okumadan  önce  başladım  konuşmaya:

-Değerli  şiir  sever  dostlar !

Bazılarınız  sordunuz: ‘’Sami  Hoca ! Giymişsin  damatlıkları?  Hayır mı?’’  Diye.

Çok  yanıldınız.  Bu  üzerimdeki  kıyafetler  damatlık  değil öğrenci  kıyafetidir.  Biz  öğrenciyken  böyle  takım  elbise  giyer,  kravat takardık. .

‘’Eee.  Şimdi  ne  alaka?  Okul da bitti,  öğrencilik de’’ Diyorsunuz ve  haklısınız  ancak şu  anda burada  bir  öğretmenim var. Öğretmenin  karşısına  da  öğrenci  gibi  çıkılır.  O  yüzden takım  elbise giyip  kravat taktım,  saç ,  sakal ve  ense tıraşı  olarak geldim. Sevgili  hocam  İnci  Hanımın  önünde  saygı  ve  sevgi  ile  eğiliyorum’’

İnci  Hanım,  gözleri  nemli ayağa  kalktı  tüm  salonun  alkışları  eşliğinde. Gözlerinde  gurur  pırıltıları  vardı.

Şiirimi  okudum,  sonra yanına  gittim,  elini  öptüm ve

‘’  Hocam  sizi  hatırladım. Çok  genç  bir  öğretmendiniz  bizim  dönemimizde ve  Biyoloji  derslerimize  giriyordunuz.  Sizin  derslerinizi  çok  severdim. ‘’ [ Tamamen  yalan.  Fen  Kolu  öğrencisi  olduğum  halde  fen  derslerinden  nefret  ederdim. En  çok  Edebiyat  Dersini  severdim ve  işin  komiği  ileride  Tarih  Öğretmeni  olduğum  halde  lisede  Tarih  dersini  İngilizcenin  yarısı  kadar bile  sevmezdim]

Baktım  daha  da  bir  mutlu  oldu.

O gün  ben  de  çok  mutluydum belki  de  hayatta  kalan  tek  öğretmenimi  görmüş olmaktan.  

Tek  üzüldüğüm  şey ise gerçek manada ne  benim  onu  ne  de onun  beni  hatırlamasıydı. Ama  olsun.  O benim çok  sevgili   bir öğretmenimdi  ve  her  türlü  sevgi  ve  saygıyı fazlasıyla  hakkediyordu.  



( İnci Hanım Ve Ben başlıklı yazı Sami Biber tarafından 17.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu