Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Arayan Mevlasını Aranan Belasını Nasıl Bulur 2 Bölüm

Arayan Mevlasını Aranan Belasını Nasıl Bulur 2 Bölüm
ARAYAN MEVLASINI,  ARANAN  BELASINI NASIL  BULUR- 2.  BÖLÜM -

Bizim  çocukluğumuzda  İnternasyonal  Rulet  diye  bir  kaz yolma  olayı vardı.

Siz  bir  yerlere para  gönderiyordunuz,  size üç  zarf  geliyordu. Siz o üç  zarfı  üç  tanıdığınıza  veriyordunuz, onların  her  biri  de tanıdıkları  üç  kişiye gönderiyordu böylece bir  piramit  oluşuyordu  .  Of yaaaa  bana  bunu  anlattırmayın  şimdi.  Hem uzun  bir  hikaye  hem de aslında  hiç  bir  halt  anlamadığım  ama  milyonlarca  az  zahmetle  bol  rahmet  elde  etmeyi  uman kazları  yolan  bir  sistemdi.

Sonra  aynı  hikaye  Kenan  Şaranoğlu, Barbaros  Şaranoğlu ve  Ahmet  Hakan  Boz  adlı  kişilerce  Titan  Saadet  Zincirine  dönüştü. ( Bunu  az çok  herkes  bilir. En  azından  benim  yaşıma  yakın  olanlar  çok  iyi  bilir. )

İşte  bu  dönemde  Levent  Kırca’nın bir  skecinde  de   anlatıldığı  gibi  ‘’Titan  Titana  ‘’ bir  durum  söz  konusuydu  ama  ben  bunlara yanaşmadım. Çünkü  birilerine  para  gönderiyordunuz  ama  karşılığında  aldığınız  herhangi  bir  ürün  yoktu. Öte  taraftan  bu  sistemler  yasal değildi.

Ben  bir  taraftan  yasal, bir  taraftan da  verdiğiniz  paranın  karşılığında ürün  satın  alabileceğiniz  bir  sistem  bekliyordum. En  önemlisi  de benim  sistemim  bir  koy  bin  kazan bir sistem  olmalıydı.

Sonunda  birileri  ‘’  Sami’yi  ve  eşini  fazla  bekletmeyelim arkadaşlar ‘’ Demiş  olmalı  ki bu  sistemi  kurdular.

Evet,  artık  hayatımızda Avun, Harbi Tayf, Hemwey  gibi tecavüzü  yasal  bir  şekilde  yapan yerli  ve yabancı  kuruluşlar vardı ( Asıl  adları  farklı  ama  üç  aşağı  beş  yukarı herkes  anlamıştır . )

Hani  ‘’ Arayan  Mevlasını  da  belasını da  bulur ‘’  derler  ya.

Ben  ve  eşim de maalesef  Mevla’yı  unutmuş,  resmen  belamızı  aradığımız  bir  zaman  diliminde  belamızı,  yukarıda  saydıklarımdan  Hemwey  sayesinde  bakın  nasıl  bulduk?

Sizi  sisteme  dahil  edecek Hemwey  tecavüzcüsü ( ki  onlara  Sponsor  deniliyor ) öyle  hemen  başlamıyor  işe. İlaçlı  gazoz  ya  da  alkolle,  uyuşturucu  ile  de  başlamıyor  olaya.

Yok,  böyle  anlamayacaksınız. Daha  açık  anlatayım.

Sponsor, ilk  tanıştığımız  gün, yapılan bu ilk tanıtım toplantısında kafadan bize hayatımızın ne kadar mantar olduğunu anlattı.

Onu dinledikçe ‘’ Lan gerçekten de anasını satayım…Sabah çık işe git..Akşama kadar itle köpekle boğuş, akşam gel eve, giy çizgili pijamaları, geç tv karşısına öküz gibi çekirdek  çitle,  patlamış  mısır,  portakal,  mandalina ye,  tv seyret…Hayat mı lan bu?’’ Demeye başladım.

Aynı anda eşim de dalmıştı düşüncelere: ‘’ Aaahhh aaahhh. Körolası Sami’ye kalacak olursa ben ömrümün sonuna kadar göremeyeceğim o pembe panjurlu evi..Ulan hem bu mu hayat? Akşama kadar evde yemek, bulaşık, ütü, çocuklara bak, temizlik yap anam ağlıyor. Serada pişmek de cabası. Dışarıda mum  ışığında yemek  yemeyi  geçtim, akşam bir ‘’Nasılsın karıcığım.’’ bile yok.  Ooofff oooff. Sı..ayım ben böyle hayatın içine ‘’

İşte  böyle  düşünmeye  başladığınız  an  ayvayı  tane  tane  değil  ağacıyla  birlikte  yediğiniz  andır  ve  bu  saatten  sonra iflah  olmanız artık  mümkün  değildir.

Sponsor  anlatıyor:

-Evet Münire Hanım…Bakın siz Fethiyelisiniz. Peki  hayatınızda hiç Mavi Yolculuk yaptınız mı?

-Mavi Yolculuk mu? Mavi arabalarla filan yolculuk mu oluyor?

-Yaaa bakın Mavi yolculuğu bile bilmiyorsunuz.

-Sami Bey !  Mesela siz kaç kez gittiniz Ölü Deniz’e?

-Ya gidecektim aslında ama ben ölüden çok korkarım. O bakımdan senelerdir hiç gitmedim.

Ulan hakket…Şu sponsor gelip de söylemese var ya hiç farkına varamayacaktım senelerdir Fethiye’de yaşadığım halde Ölü Deniz’e gitmemiş olduğumun. Ya da hanım mavi tur diye bir şeyin varlığını bilemeyecekti.

Siz kendi kendinize ‘’Ulan öküz’  Senin  yaşamaya ne  hakkın var  ulan !’’ diye neredeyse beyninize kurşun sıkıp intihar edecek  kıvama gelmişken sponsor anlatır.


O anlattıkça daha önce hiç farkında olmadığınız şeylerin farkına varırsınız. Meğer siz işinizden ne kadar nefret ediyormuşsunuz da farkında bile değilmişsiniz.

Eşiniz.. Meğer kadıncağız çıldırma noktalarındaymış ama zavallı o kadar salak ki (!) ne kadar mutsuz ve kederli bir hayat yaşadığının farkında bile değil. Allah razı osun bu sponsordan. Hani o da olmasa ömrünün sonuna kadar farkına varamayacak mutsuzluğunun..Hatta mutsuz mutsuz ölecek ama yüzünde mutlu bir tebessüm olacak andavallının(!)

Ama farkına vardıklarınız sadece bunlar değil. Meğer o güne kadar sizin yediğiniz, içtiğiniz, sı. tığınız her şey sizi her gün öldürmekte. Hatta evet,  hatta siz ölmüşsünüz ama o kadar moron ve de embesilsiniz ki ölü olduğunuzun farkında bile değilsiniz.

Yediğiniz yemeklerden, içtiğiniz suya, kullandığınız deterjanlardan doktorunuzun size verdiği ilaçlara kadar aklınıza gelen ve gelmeyen her şey sizi öldürmekte.

Siz sefil bir  yaratık olarak  hayatınızda kalite namına bir b.k da görmemişsiniz daha önce. Çünkü?

Çünkü Hemwey ürünlerini görmemiş, onlarla tanışmamışsınız.  Ama yine de Allah’ın sevgili kuluymuşsunuz ki işte bu sponsoru çıkarmış sizin karşınıza.

Dalmış  gitmişken  sponsorun  sesiyle  kendinize  gelirsiniz.

-Öyle değil mi Sami Bey? Öyle değil mi Münire Hanım? Mesela şimdi kızgın kumlardan serin sulara atlamak varken siz ne yapıyorsunuz?

-Valla ne yapalım?  Fazla su parası gelmesin diye duşun altına bile atlayamıyoruz bu sıcakta.

-Münire Hanım ! Akşama ne yemek yiyeceksiniz?

-Ay ne yiyceeez kız? Patates yemeği ve makarna. Ama  sen  yemeğe  kalırsan kümesten  bir tavuk  alıp  keserim. Ne  dersin?

-Teşekkür  ederim…Peki bu patates yemeğini kim yapacak? Sofraya kim servis edecek?

-Kızım şaşırdın sen her halde? Kim olacak ben elbette. Ben yapıp ben servis edeceğim

-Peki Münire Hanım, siz mesela şu anda eşinizle başbaşa İbiza adasında ya da Kanarya, Haiti adasında loş mum ışıkları altında, yıldızları seyrederek bir taraftan kırmızı şarabınızı yudumlarken bir taraftan şöyle nefis bir İran havyarı ve muhteşem bir kalamar yemek, bir parmak şaklatmanızla bunların hepsinin Çigan müziği eşliğinde ayağınıza kadar gelmesini istemez misiniz?

-Bütün bunları Sami’yle mi yapacağız?

-Eveeett.

-Yok anam yok. Bu seninki hayalden de öte bir şey oldu. Sami ve Çigan müziği eşliğinde balık yemek? Hem de ne adasıydı o?

-İbiza Adası.

-Sami hayatta gitmez o adında  bile  hayır  olmayan  adaya.

-Sami Bey ! Siz istemez miydiniz Münire Hanımla Galaphagos adasında Galaphagos  kaplumbağalarının  yumurtadan  çıkışlarını  seyretmeyi

-Yahu  ben  Fethiye sahilinde  Caretta  Caretta Kapmbağalaraının yavrularının  denize koştuklarını  bile  izlemedim ama  olsun. Yine  de kim istemez ki  Galaphagos  adasında  tatil  yapmayı?  ( Ama Münire ile değil. Bu dırdırcı karıyla mı gideceğim? Kahvede okey oynamak bile daha zevklidir. Boş  ver----Bu kısmı içimden söylüyorum tabii  ki.) Ama  ben  şarap  içmem.  Onun  yerine  gazoz  içsem?  Niğde  Gazozu  mesela?

-Sami  Bey !  Büyük  düşünün  biraz. Mesela  siz  hiç Quiche Lorraine yediniz  mi? (Peynir ve pastırmalı tuzlu turta.)   Duck à l'orange yediniz mi?(  Portakallı ördek )    Onigiri yediniz mi? (  Genellikle nori (deniz yosunu) ile sarılmış, üçgen veya yuvarlak pirinç topları)   Pavlova  tatlısının  tadına  baktınız mı?

-Anaaa  tatlı da  mı  var?

-Olmaz mı?  Eee  ne diyorsunuz? İşte bütün bu isteklerinizin, bu hayallerinizin gerçek olmaması için hiç bir sebep yok.

-Essah mı?

-Valla doğru.

-Kız bak ölümü öp..

-Ya valla çok kolay. Günde iki saat vereceksin o kadar.

-Anlamadım şimdi? Ne verecem? Nerede verecem?  Nasıl  verecem?  Hepsinden  önemlisi  kime  verecem?  Ne  diyon  kızım  sen  yaa?

-Yahu günde sadece iki saatini bana  vereceksin

-Ohoooo o kolay…Ben günde on iki saati bazen bilgisayara ya da kahvede arkadaşlara veriyorum. İki saat da sana vermişim çok mu?

-Hem bak bu iki saatin tamamını bana vermeyeceksin. Bir saatinde kitap okuyup kaset ve cd dinleyeceksin, diğer bir saatte de üye kaydı yapacaksın.

-Oh oh çok kolaymış. Hemen başlayalım bu işe. Sevdim bu işi ben. Ne yapıyoruz önce?

-Önce senin kaydını yapacağız..

-Oldu..O iş için bir para veriliyor mu?

-Evet 65 lira kayıt parası var. ( 2006 yılına göre )

-Tamam verdim gitti

-Şeyyy bundan sonra artık sen Hemweyin kayıtlı bir SERBEST GİRİŞİMCİsi oluyorsun.

-Hımmm yani serbest bir şekilde girişeceğim bu millete? Ateş serbest yani?

-Ha  ha  haaa. Aynen öyle.

-Sonra?

-Sonrası  gelecek  bölümde  Sami  Bey.  Okuyucuyu  fazla  yormayalım.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 9
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Arayan Mevlasını Aranan Belasını Nasıl Bulur 2 Bölüm

Arayan Mevlasını Aranan Belasını Nasıl Bulur 2 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber