Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 1 Bölüm

Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 1 Bölüm
AŞKIM SAHRAP’TAN MACERACI’YA AVCILAR NASIL  GÖREME OLDU? -1. BÖLÜM-

İstanbul’un  Avcıları  değil,  kafalar  karışmasın.

***********

Göreme'yi bizzat gezip görmeseniz de en azından adını mutlaka duymuşsunuzdur. Tarihi ve doğal güzellikleriyle gerek yurt içinden gerek yurt dışından insanların görmek için akın akın gittiği oldukça değişik ve güzel bir yerdir. Güzel olmasına güzeldir, herkes görmeyi ister ama adı Göreme… Bu biraz acayip değil mi? İşte bu gün sitemizin araştırmacı ve soruşturmacı tarihçisi olarak bu Göreme isminin nereden geldiğini açıklayacağım sizlere.

Efendim bu beldeye tarih boyunca değişik adlar verilmiş. Mesela Matiana, Maccan, Korama gibi...Resmi Tarihe göre de Göreme ismi bu Korama'dan geliyormuş. Tabii  ki  külliyen  yalan.

Korama'nın da bir hikayesi var ama burada anlatamayacağım. O sebeple o kısmı atlıyorum.

Göreme’nin Göreme olmadan önceki en son adı Avcılar imiş.

Yöre tarım ve hayvancılığa pek elverişli değil. Deniz olmadığı için balık da yok. N'aapsın yöre halkı? Karınlarını doyurmak için avcılığa yönelmişler tabii ki? Dolayısıyla da beldenin adı Avcılar olmuş.

Peki sonra nasıl Göreme olmuş?

Avcıların Göreme olması aslında Nuray Yılmaz ile başlar.

Şimdiki nesil pek bilmese de Nuray Yılmaz, Türk Televizyonlarının ilk GEZELİM- GÖRELİM programının yapımcısı ve sunucusuydu. Şehir şehir, köy köy gezer ve nerede bir yemek kokusu alsa hemen oraya yanaşırdı.

İşte bu gezelim- görelim programına başladığında incecik, dal gibi bir kızcağız olan Nuray Yılmaz her gittiği yerde tereyağlı bazlama, ıspanaklı gözleme derken küp gibi bir şey oldu zamanla.

Allah için tokgözlü bir kadıncağızdı. Önüne bir lavaş ekmeği, azıcık çökelek, bir de yeşil soğan korlardı o da başlardı anlatmaya:

'' Mımmmm. Nefffisss. Bu yörenin yemekleri gerçekten de tek kelimeyle harika. Mutlaka gelip bu lavaş ekmeğini, şu mübarek yeşil soğanı, şu hazret-i çökeleği yemelisiniz.''

Ya da '' Aman Allah'ım ! Şu suda haşlanmış bir güveç dolusu patatesin nefasetine bakar mısınız? Şu yumurtalara ne demeli peki? Bunları çıkaran tavukların kıçlarının ne mübarek  kıçlar olduğunu asla tahmin edemezsiniz.''

Veyahut ‘’ Sayın  seyirciler ! Yok  böyle  pekmez.  Yala  yala  bitmez.  Hele  şu  yoğurda  bir  bakın,  taş  gibi  mübarek’’ derdi.

Aaaah  ahhhhh. Bizim  o  vefakar,  cefakar ve dahi  fedakar  Anadolu  kadınları  yaptı  ne  yaptıysa.  Nuray, ‘’ Analar,  bacılar  ‘’Bir  elma,  iki  ceviz  neyime  yetmiyor?’’ Dese de  bizim  Anadolu  kadını  ‘’  Kadın  dediğin  etli butlu  olur.  Ye gızım  ye ‘’ diyerek,  bazlamayı,  gözlemeyi,  keteyi,  çi böreği, Kürt  böreğini,  Vakfıkebir  ekmeğini dayadıkça  Nuray Yılmaz  şişti  de  şişti  garibim.

Garibim Nuray, diyar diyar dolaşıp zeytinyağlı enginarıyla meşhur yörelerimizden balkabağı ile özdeşleşmiş illerimize kadar tanıtmadık yer bırakmasa da o dönemlerde tabii ki millette böyle dengeli beslenme, hele hele de organik besin manyaklığı olmadığından genelde '' Amaaan ya iki tane kumpir yiycem diye taa Afyon'a gidilir mi?'' diyorlardı

Neyse efendim daha sonra Tayfun Talipoğlu rahmetli aldı sazı ele ve dokundu BAM  TELİne...Yalnız o yemeklerden daha çok tarihi, turistik ve ilginç mekan görüntülerini sergilediğinden biraz farklı bir gezelim-görelim olayıydı. Yani o yemek için gezmedi.

Haaa,  hakkını  yemeyelim  ‘’ İlginç  olaylar  ‘’ deyince.  O  konuda  hiç  kimse  Sadettin  Teksoy’un  eline  su  dökemezdi. ‘’ Teksoy  Görevde’’  adlı  Programında öyle  sır  dolu olayları  anlatıyordu  ki  şaşarsınız.  Mesela  Aydın’ın Çine  ilçesinde  bir  vatandaşımızın  elinde  hem  doğuran,  hem  yemek  yiyen  hem  de hastalara şifa  dağıtan  taşlar  vardı.

Neyse  ya  konumuz Avcılar  nasıl  Göreme  oldu  konusuydu  değil  mi?  Konu  bu yemek  olayı  ile  doğrudan  ilgili olduğu  için  kaldığım  yerden  devam  ediyorum.

Bir müddet Acun Ilıcalı da gezdi gördü ama Allah ona '' Yürü ya kulum'' demişti bir kere. Türk'ün pidesi yerine İtalyan'ın pizasını tanıttı daha çok. Onunki de yemek programı değildi aslında. Daha çok yabancılara ''Acun Firarda'' ya da ''Televole'' dedirtmeye çalışır biz de tv başında manyakça  bir  hazla zevkten dört köşe olurduk turist kızların hallerine.

Velhasılıkelam Nuray Yılmaz'la başlayan bu gezelim görelim olayı zaman içerisinde unutulmaya başlandı. Taaa ki otçular piyasaya çıkana kadar.

Otçu deyince aklınıza esrakeşler gelmesin. Bahsettiğim otçular her türlü derdin devasının davul tozu, minare gölgesi, havlıycan, havlamıycan, ebemin güveci, sinameki, ziftin peki gibi otlarda olduğunu söyleyerek bizleri iyi etmeye çalışan gayretkeş insanlardı.

Otçular arasında dört kavanoz balı ( Daha doğrusu şeker ağdasını ) 100 Tl ye kakalayanlar, ''100 portakaldaki C vitamini bir tek hapta topladık '' diye bizlere hapı yutturanlar da vardı.( maalesef halen de varlar ) Ve tabii ki iş bu noktalara gelince yüzlerce seneden beri var olan ama kimsenin rağbet edip de okumadığı '' Şifalı bitkiler '' Yüzlerce seneden beri var olan '' Tıbb-ı Nebevi Ansiklopedisi '' de devreye girdi. Fitness salonlarını filan söylemeye gerek yok tabii ki.

Bu ot- bot meselesi daha sonra insanları doğal ve organik besinlere yöneltti. İşte o andan itibaren de televizyonlarda doğal lezzet programları başladı.

Doğal tadlar, doğal lezzetler milletin hoşuna gitmişti ama yanlış anlaşılmasın ‘’EL  ALEMİN  DERDİ  BİZİ  ÇOK  GERDİ. ‘’programları olan izdivaç programlarında olduğu gibi doğal lezzet programlarında da sadece seyirciydi millet.

Bu arada devreye doğrudan doğruya yemek programları da girmişti ki iki önemli ismi unutmak ne mümkün: Hayatımın  aşkları  Emine Beder ve Sahrap Soysal...Malum  erkeğin  kalbine  giden  yol  midesinden  geçiyordu ve  bu  ikisi  kalbe  giden bu  yol  konusunda  uzman  idiler.

Evet  efendim, Emine  Beder ve Sahrap  Soysal  demiştim  değil  mi?

Başlarlardı  yemek  tarifi  vermeye.  Bir  taraftan da  tarifini  verdikleri  yemekleri bizzat yaparlardı.

- Evet sayın seyirciler. Dört kişilik bir aile için yapacağımız bu güzel yemeğin malzemelerini sayıyorum:

*Bir kilo kuzu kalem pirzola,
*Bir  kilo Agire  sarı  patates,
*Yarım  kilo yeşil biber,
*Üç yemek kaşığı tereyağ,
*İki adet soğan,
*Üç adet domates,
*İki kaşık domates salçası,
*Bir kaşık biber salçası,
*Bir çay  kaşığı tuz,
*İki fiske kimyon,
*Bir tatlı kaşığı çam fıstığı,
 *İki tatlı kaşığı kuş üzümü,
*Zencefil, tarçın,
*Bir adet limon...

Tabii ki onlar böyle anlatırken annelerimiz ya da eşlerimiz de not alırdı onlar her ne derlerse(!)  Aynen  şöyle:

*Bir  kilo  sığır  kemiği,
*İki  tane patates,
*Üç  beş adet  yeşil  biber,  
*Bir kaşık ayçiçeği yağı,
*Bir domates, bir adet soğan,
*Bir kaşık domates salçası,
*Acıcık tuz...
*Ötekileri geç ama çam fıstıksız da olmaz ki bu mübarek. İyi  de  ulan  çam  fıstığını nereden bulacağım  şimdi?  Hah tamam buldum. Çam fıstık yerine bir avuç Çorum leblebisi,
*Kuş  üzümü  yerine bahçedeki  asmadan  bir  salkım  üzüm.''

Yani ''Gezelim-görelim'' ile başlayan ve hatta bini aşkın sayıya ulaşan yemek olayı, hayatımın aşkı Sahrap Sosyal ve bir diğer aşkım Emine Beder ile yeniden başlamıştı. 

Sonra?

Asıl  curcuna  olan  sonrası  da  gelecek  bölümde  inşallah
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 13
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 1 Bölüm

Aşkım Sahraptan Maceracıya Avcılar Nasıl Göreme Oldu 1 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber