Mizahi Röportaj Hayat Hakkında Küçük Soruları
Mizahi Röportaj – “Hayat Hakkında Küçük Soruları”
Bu defa sokağa muhabir olarak çıktım. Mikrofonu elime aldım,
gözlerimde merak ve cebimde ise sadece bozuk para vardı. İnsanlara sordum ve
onlar da bana hayatın en komik, en tuhaf, en komik cevaplarını verdiler.
Röportaj yaparken fark ettim ki sokak, aslında bir sahne ve herkes kendi rolünü
oynuyor. Biri kahraman, diğeri filozof, biri de sadece simitçi.
Ben de bu sahnenin ortasında, biraz şaşkın, biraz da neşeli
bir muhabir olarak dolaştım. Umarım bu röportajları okurken siz de benim kadar
gülersiniz, çünkü ben bazen kahkahalarımı tutamadım. Hayatın ciddiyetini bir
kenara bırakıp, sokakların mizahını dinlemeye hazır olun. İşte size hayata dair
sorular ve komik cevaplarla dolu bir sokak röportajı… Umarım beğenirsiniz
Muhabir(Yani Ben): Efendim, öncelikle hoş geldiniz. Kendinizi
nasıl tanımlarsınız?
Cevap: Hoş bulduk. Ben kendimi genellikle “çaydan önce ayık
değilim” diye tanımlarım. Çay içmeden konuşursam, söylediklerim hukuki olarak
geçersizdir.
Muhabir: Peki, sabahları erken kalkar mısınız?
Cevap: Kalkarım, ama bedenimle ruhum arasında üç saatlik bir
zaman farkı vardır. Ruhum hâlâ uyurken, bedenim işe gider.
Muhabir: Spor yapıyor musunuz?
Cevap: Elbette! Her sabah alarmı kapatmak için kolumu
uzatırım. Bu da bir çeşit esneme hareketi sayılır.
Muhabir: Yemeklerle aranız nasıl?
Cevap: Yemeklerle aram çok iyi, hatta fazla samimi. Onlar
bana “gel” diyor, ben de hiç naz yapmadan gidiyorum.
Muhabir: Teknoloji ile aranız nasıl?
Cevap: Telefonumla çok iyi anlaşıyoruz. O bana bildirim
gönderiyor, ben ona şarj. Karşılıklı fedakârlık üzerine kurulu bir ilişki.
Muhabir: Peki, hayat felsefeniz nedir?
Cevap: Hayat kısa, kahve uzun. O yüzden kahveyi küçük
fincanda içmem.
Muhabir: En büyük başarınız?
Cevap: Marketten tek seferde ekmek, süt ve yumurtayı alıp eve
dönebilmek. Normalde hep birini unuturum.
Muhabir: En büyük hayaliniz?
Cevap: Bir gün ütü masasının kendiliğinden ütü yapması.
İnsanlığın gerçek kurtuluşu orada.
Muhabir: Son olarak, okuyucularımıza bir tavsiye?
Cevap: Hayatın sırrı şudur: Çay demlenmeden kimseyle
tartışmayın. Çünkü çaysız tartışma, susuz çöl gibidir.
2
Muhabir: Günaydın efendim, sokakta röportaj yapıyoruz. Hayat nasıl gidiyor?
Vatandaş: Vallahi hayat koşuyor, ben peşinden yetişemiyorum. Maraton gibi ama ayakkabılarım terlik.
Muhabir: Peki, en büyük sıkıntınız nedir?
Vatandaş: Trafik. Yolda yürürken bile trafik var. Dün kaldırımda önümde biri durdu, telefonla konuşuyordu. Dedim ki: “Kardeşim, bu da yaya trafiği, bari sinyal ver.”
Muhabir: Market alışverişi nasıl gidiyor?
Vatandaş: Marketle aramızda bir aşk-nefret ilişkisi var. Ben onları seviyorum, onlar benim cebimi sevmiyor.
Muhabir: Peki, teknolojiyle aranız nasıl?
Vatandaş: Telefonum benden akıllı. Ben ona “rehber” diyorum, o bana “kullanıcı hatası.”
Muhabir: Şimdi simitçiye dönelim. Efendim, simit satışları nasıl?
Simitçi: Çok iyi. İnsanlar sabah kahvaltısını bana emanet ediyor. Ama bazen biri geliyor, “yarım simit” istiyor. Dedim ki: “Kardeşim, bu simit bir matematik problemi değil.”
Muhabir: Peki, sokak röportajımızın sloganı ne olurdu? Herkes bir ağızdan: “Hayat pahalı, mizah bedava!” Vesselam.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.