Islak Kaldırımlar Senfonisi
Bir kar tanesi konsun dudağına,
Erisin o eski, o dumanlı kasım gecelerinden kalma.
Sen gözlerini kapatırsın, ben bilirim;
Şapkama yağmur dolar, cebimde ıslak bir tütün.
Trenler kalkar Sirkeci’den, kapkaranlık;
Biz kalırız bu koca şehrin ortasında
Öylece, yapayalnız ve upuzun.
Sonra bir ıslık tuttururuz o eski şarkılardan;
Hırçın, fiyakalı, biraz da intihara meyilli.
neon ışıkları vurur ıslak kaldırımlara,
Gözlerin gelir oturur başköşeye;
Bir jilet kesiği gibi sızlar içimdeki o çocuk.
"ulan" dersin, "ulan bu ne bitmez bir kış...
Bu ne fena bir gitmek, ne pis bir kalmaktır böyle!"
Sokak lambaları bir bir söner de
Bizim içimizdeki o yangın bir türlü sönmez.
Bir vapur çığlığı böler uykusunu martıların,
Sen dudaklarındaki o soğuk sızıyı silersin,
Ben parmaklarımla tütünümü sararım yeniden.
Her şey biter, herkes gider de
Bir bu sokaklar şahittir bizim yorgunluğumuza.
Şimdi gitmek zamanıdır, gözleri sürmeli yalnızlığım;
Arkana bakmadan, o kar tanesini de alıp koynuna...
Ben yine o kör dövüşün ortasında kalırım;
Ceketimin yakası kalkık, ellerim ceplerimde.
Bir kar tanesi erir dudağında,
Ve bir şehir, bir adam, bir kadın
Böylece yitip gider bu koskoca romanda.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.