Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
10.07.2026 · 36 · 1 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Uçuk Pembenin Kefaleti” şiirini çevrimdışı oku.

İndir
5 (2 oy)

Uçuk Pembenin Kefaleti

Uçuk Pembenin Kefaleti

UÇUK PEMBENİN KEFALETİ

Karanlıktı.

Geceydi.

Yine her zamanki gibiydi.

Yalnızlık, zehirli bir ıslık gibi geceye tıslıyordu.

Sabır denen taş ıslaktı.

Ustaca, ıssızlığı biliyordu.

Uzaklarda eski bir saat kulesi, gecenin körünü vuruyordu.

Uyku dargındı.

Uzun zamandır uğramıyordu.

İşte o zamandan bu zamana, zanlısıydım yalnızlıkların.

Duaları unutmuştum.

Hangi kelimeyle başlıyordu?

Umudum, kesik başlı bir kurbandı.

Olmayan gözleriyle, sağa sola sapıyordu.

Matadorlar, acemi ve sırnaşıktı.

Banderillaları keskin ve acımasızdı.

Saplayacakları yer, ruhumun atlasıydı.

Panorama...

Kanlı bir arena.

Ruhum kaçaktı.

Her yerde aranıyordu.

Başsız beden yetmezdi.

Ruh da katledilmeliydi.

Her an kaçabilirdi.

Seyyahtı.

Ama...

Prangaları paslıydı.

Siyahtı.

Diğer renklere gebeydi.

Yine böyle bir geceydi.

Birden bir tıkırtı...

İçimde bir ürperti.

Kimdi?

Kim...

Orada kim vardı?

"Ben. "dedi, pürüzsüzce ve hissizce.

Gece mavisi bir düş hasıl oldu.

Sağ elinde terazi...

Adaletin gözleri, kör düğümle bağlıydı.

Sol elinde bir kılıç.

İhtişamlıydı.

El yordamıyla...

Körce.

Masmavi bir düş...

Maviden bile ince.

Yanında turuncu üniformalı iki postal...

Ellerinde trajikomik bir kelepçe.

Başucumda, lacivert bir iskemle.

Dudakları gri, dişleri beyazdı.

Uçuk bir pembeyi arıyormuş gibi etrafa baktı.

"Sen gördün mü?" diye sordu.

"Kusura bakma." dedim.

"Gözlerim kapalıydı.

Gözlerim kapalıyken, uçurtmaları görürüm sadece."

"Rüya..."dedi.

"Rüyada mı görmezsin?"

"Görürüm bazen.

Ama hatırlamam, sabaha dönünce."

"Artık unutmayacaksın.

Gözlerini kapat...

Ve açma." dedi.

Sesinin kokusu demirdi.

Tonundan anladığım kadarıyla, bu bir emirdi.

"Sen kimsin?" diye sordum.

"Susss..."dedi.

Sessizce koynuma girdi.

Rüyalara girmek için, bir kimlik gerekli miydi?

Hani kutsal kanunlar, koruyordu mahremimizi?

"Ben." dedi.

"Senim.

Bana sual sorulmaz.

Bana kilit vurulmaz.

Bana karşı koyulmaz.

Ben, senin yalnızlığınım.

Senin içindeki ses.

Ben senim...

Ve seninim."

Sarıldım yalnızlığıma.

Kızıla saplanmış mavi bir şimşek çaktı.

Geceydi.

Gök gürledi.

Akrep ile yelkovan, biraz daha ilerledi.

Önce turuncu postallar, savruldu başka rüyalara.

Sonra bende bir sara nöbeti...

Başka rüyalar, başka dünyalarla karıştı.

Yağmur bastırdı.

Amansızdı.

Zamansızdı.

Tutarsızdı.

Ve insafsız bir celse...

İnfazsızdı.

Ruhumun kendisi, kendine gelse...

Dönse...

Girebilse, kendi cesedine...

Kendine gelmek midir, içime inişleri?

Gecenin yasaksız, fütursuz düşleri...

Dirilmeyi bekleyen, biçimsiz leşleri...

Bir ruhun, yaralı yerleri...

Şefkat ile öpüşleri...

Müptelası olunmuş, bir bilinmezliğin...

Müptezelliğe dönüşmesi...

Kırmızıyla karışan, mavinin morla sürtüşmesi...

Ve uçsuz bucaksız, boz olan kırların boşluğa sürülmesi.

Doru atların, tozu dumana katması.

Ve kuyruk sallaması, bir kırbaç gibi.

Zamansızlığın, zamanı allayıp pullaması.

Umutların yeşermesi.

Yeşilin, denize soyunup salkım saçak boy vermesi.

Göle, niyet edip değmesi.

Buğdayın, başağa yürümesi.

Günün ışığında, erimesi.

Ve altın rengi sarıların, alınlarından öpülmesi.

Sorgusuz sualsiz, girilen rüyanın derinlemesi.

Ve eni konu, düşünülmemesi.

Çılgınca sevişmelerin, perde arkası.

Vebalsiz amellerin, günaha bulaşması.

Mizana konulmadan, günahların tartılması.

Yandaş günahkârların, şefaatle aklanması.

Hiç günahı olmayanın, ilk taşı atması.

Kızıl gecelerden, hamile kalan zihinlerin

Erken doğum yapması.

Doğruluğun, hunharca budanması.

Ve rüyaların içinde kalan gerçeğin, bir şekilde sezaryene tabi tutulması.

Gecelerin, mavi düşlerinin, herkesin içinde saklanması.

Uzun ve enli kılıcın, bir gün bu iğrenç düğümü kesecek olması.

Adaletin, gözündeki örtüyü çıkarmaya çalışması.

Ve...

Doğru yolu sorması.

Ve tekrar, içimde filizlenen o küçük tomurcuk.

Tüm kalıplardan, boşanıp kendi kabına yolculuk.

Yeşeren, narin yeşilin tonları.

Bin günahtan, tövbe edip de kanatlanmış gibi.

Yüzümüze, gerçeği haykırması.

Döndükçe yükselmesi.

Yükseldikçe, yukarılara çağrılması.

Semazen yusufçukların, tırmandığı, ateşin rakımı.

Ateşe sarılıp uçmak...

Fenafillah makamı.

Uyanmak, tehlikeli bir düş.

Uyumak, esfel-i safiline düşüş.

Duymak...

Anlamak suç.

Görmek...

Basiretin bağlanması.

Gören gözlere ceza.

Gözlerin dağlanması.

Haykırmak...

Kesik, kanayan bir dil.

Hakikatin aşağılanması.

Gerçek, kime göre gerçek?

Masallar mı, tarihe geçecek?

Gerçekse bu iman...

Bu sahte ölüler, mi dirilecek?

Adaletin kefesine, koydu mu herkes nefsini?

Tövbe kapısından, emin miyiz bu kadar gerçekten?

Herkesin dili, tartar mı günahlarını?

Atlayabilir mi ki, hendekten?

Artık bu celse bitse...

Son bulsa, bu duruşma.

Gecenin yargıcı, son soruyu sorsa.

Adalet, artık doğru yolu bulsa.

Uçuk pembe, yakalansa.

Suçları, yüzüne savrulsa.

Pembenin tüm tonları, boynuna asılsa.

Turuncu kelepçeler, ellerine vurulsa.

Utancından, eflatuna durulsa.

Uçmakta neymiş, buralarda anlasa.

Pembe kanatları, kırılıp gökyüzüne dağılsa.

Kuş sütü gibi, gözyaşları sağılsa.

Heykeli dikilse...

Ama, put olmasa.

Gelecek günler, kaosla doğmasa.

Bereketli bir bulut, gelip beni yıkasa.

Yağmurlar, söndürür mü ateşten kibrimi?

Kaç yudum zemzem, temizler ki içimi?

Uyansam...

Gerçeklerden, günahlardan soyunsam.

Düşsem, ana rahmine.

Taşlanmaktan, korunsam.

Tüm rüyalar, sanıktır.

Gerçekleşme, ihtimali vardır.

Bazen korkusuzca...

Bazen de, sefil.

Ama...

Hüküm ve günahsızlık,

Tanrı'nındır.

Bil!

Biz ise...

İnsan.

Tek kârımız, insanlık.

İnsanlık, sadece...

Kendine kefil.

Yılmaz Tizgöl

10.07.2026 — Nijni Novgorod





Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (2 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Uçuk Pembenin Kefaleti

Uçuk Pembenin Kefaleti

Yılmaz Tizgöl Yılmaz Tizgöl