Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Bu şiir, sevdiğin kişinin varlığının kalpte açtığı kapıyla hayatı aydınlatan ve duyguları derinleştiren bir etkiyi anlatıyor. Hüzün ve umut, her an iç içe geçerek aşkın büyüsünü hissettiriyor.TEBRİKLER.
İnsan dünyaya yalnız geliyor ve yine yalnız gidiyor değerli üstadem. Ruh ve cesetten müteşekkil şu insan denilen varlık kendisi gibi düşünen, keydisinin sahip olduğu sıfatlara sahip olan hemcinsleriyle gönül birliği yaptığı zaman onun gönlünde, onun fikrinde, onun eylemlerinde geçici bir süre için barınabiliyor. Bu barınaklar da bazan rahmete bazan da zulmete vesile oluyorlar. Eğer şiddet, nefret, kin, öfke barındırıyorsa kişi onları alıyor hemcinslerini yok eden bir zalim figürüne dönüşüyor. Yok eğer gönül denilen bu barınaklar sevgi, şefkat, merhamet gibi ziynetleri barındırıyorsa o zaman da kişi kendisini kardeşine feda edebilen sevgi ve merhamet sembolüne dönüşüyor. İnsan bünyesinde iki meleke birbiriyle amansız bir mücadeleye girişmiş birbirlerini yok etmek için bir ömür boyu kapışıyorlar. Birisi hep iyiliği emreden meleke diğeri ise daima kötülüğü öğütleyen meleke. Kamil insan kötülük melekesini yok ettikçe kemalatın derecelerini birer birer çık...
"Öncemden ayrı yarına dönük yüzümle" Ne güzel bir cümle. Geçmişte kalmamş ve de geleceğe umutla tutunmuş... "Aykırı ve de farklı' yani şahsına münhasır. Evet gerçekten şiirleriniz öyle Gülüm hocam Güzel ve özel mahlasınız gibi Canı gönülden kutluyorum Muhabbetle💐
Şiiri okudum, çok beğendim. Günün şiiri olarak işaretleyim dedim, sonra baktım ki onca şiirini günün şiiri olarak seçtiğimiz halde hiç biri yok . '' Demek ki bizim yaptığımız seçimi, tercihi beğenmiyor.'' diye düşündüm bu sefer de. Neyse... Şiirin güzeldi. Tebrikler. Selam ve sevgiler
Ne güzel anlatmışsınız savaş ve barışı Bir yıkar biri onarır Savaş insanlığın en ezeli ilkel yanı Barış ise terbiye edilmiş hali. Ama ne yazık ki o ilkel taraf yıllardır kan ve gözyaşına doymadı. Her ne kadar savaşa karşı olsak da barış yanlıları olarak, savaşın içine çekilmemek, çekilsek de kendimizi savunabilmek için her daim gözü ve gönlü açık olmak zorundayız. Ama ne mutlu ki bize, savaşsak bile o barış için olmuştur bizde. Onurlu ve merhametli bu necip milleti Allah'ım korusun Gönlünüze sağlık En kalbi muhabbetlerimle💐
hocam ilk olarak bu şiirinizi herkes okumalı elbet anlayana çok çok ciddi bir müessese evlilik sevgi saygıya dayalı... demek isterdim lakin günümüzde maddi değerler işin içine girip her şeyi berbat ediyor kişi ve eşi ve aileleri kabullenmek ve saygı duymak iki kişi evlenmiyor sadece aileler de evleniyor ayıkla pirincin taşını çok da düşündü mü insan karar veremiyor ya da ani karar verip işler zora giriyor güven meselesi çok ehemmiyetli günümüz toplumunda tanımadığınız biri bir anda karşınıza çıkıyor paylaşmak çok normal duyguları hayatı paylaşmak kader desek doğru elbet ama kişi aklını da kullanacak elbet gönül de ferman dinlerse ah be hocam çok karışık işler bunlar bence en makülü üniversitede okurken tanışıp evlenmek işi kestirmeden halletmek bu da bir ütopya olabilir derken kariyer derke...
Kıymetli Gönül Dostum, okurken boğazımda bir düğüm, ruhumda ağır bir sızı bıraktınız. Fatma ile Müzeyyen’in birbirine sığınan ama ikisi de ayrı yerlerden kanayan hikâyesi, bu memleketin değişmeyen, değiştirilemeyen makûs talihi gibi karşımızda duruyor. Tahsilin, paranın ya da mevkiinin şiddet karşısında nasıl da çaresiz kaldığını, celladın bazen en yakınımızdaki nur yüzlü maskeyle dolaştığını ne kadar çıplak anlatmışsınız. Müzeyyen’in dikiş tutmayan yaralarıyla Fatma’nın hiç açılmayan sınav sonucu arasındaki boşluk, aslında insanlığımızın düştüğü o derin çukurdur. Kadın, vatanı kocası sanırken; vatanın nasıl bir cehenneme dönüşebileceğini, umudun ise ancak morg soğukluğunda son bulduğunu görmek yürek sızlatıyor. Bir ay arayla yaşanan iki ayrı trajedi, aslında tek bir gerçeği haykırıyor: Biz Fatmaları koruyamadıkça, Müzeyyenlerin yaraları asla kabuk bağlamayacak. Bu sarsıcı yüzleşme, o enkazın altından ses bekleyenlere bir çığlık olmuş. Kaleminize, hiç susmayan vicdanınıza sağlık. Aşk i...
Kıymetli Gönül Dostum, mısralarınızdaki o beşinci mevsim arayışı, ruhun ne dünyaya ne de göğe sığabildiği dar vakitlerin en zarif nişanesi olmuş. "Renkler mi meşgule verdiğim?" diye sorarken, aslında hayatın tüm karmaşasına rağmen kendi deruni dinginliğinize, rüzgârın kızı olan hür yanınıza sığındığınızı hissettiriyorsunuz. Poyrazın serinliği ile cennet bahçesinin kokusunu aynı satırda buluşturan bu seferi nöbetçi ruhunuz, kelimelerin her b/ağlandığı yerde yeniden hayat buluyor. Emeğinize, dirlik ve dinginlik abidesi yüreğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
insan insanın diğer insanlara olan ihtiyacı ve bingo! elbet güven duygusu ile şekillenecektir ilişkiler ve anlayış ve sevgi her insanın derdi kendine ve günümüzün tek gerçeği: kimse ama hiç kimse diğerinin derdini umursamıyor ya da umursar gözüküyor acı mutluluk biz insanız yeri geldi mi üzülüp yeri geldi mi mutlu olacağız ve paylaşacağız da paylaşmak bir ihtiyaç bölüşmek lokmayı sevgiyi acıyı bölüşmek uzun uzadıya da anlatmak eyvahlar olsun!!! :))) kaçışan kaçışana iyi ki gerçek dostları var insanın az da olsa yüreğinde muhafaza ettiği yanılsak da gücensek de sevgi ve paylaşmak bir ihtiyaç kocaman sonsuz sevgimle sevgili hocam değerli gönül dostum
Kaleminize sağlık. Adaletin olmadığı bir barışın, sadece zalimin elini rahatlatan bir sessizlikten ibaret olduğunu çok net bir biçimde ortaya koymuşsunuz. Katille maktulü aynı kefeye koymayan, o çocukların ahını yerde bırakmayan gerçek bir selametin peşine düşen yüreğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Kıymetli Sami Hocam, bu şiirdeki temel yanlış, şairin kiminle konuştuğunu ve nakaratın kime hitap ettiğini birbirine karıştırmış olmasıdır. Şiirin nakarat kısmında Candan aziz Yüce Rabbim diyerek doğrudan yaratıcıya sesleniliyor. Ancak kıtalara baktığımızda namaz kıl, günahı bırak, orucu tut, kımılda yerinden gibi emir kipleriyle karşılaşıyoruz. Bu durum ortaya çok garip bir tablo çıkarıyor. Şair, sanki bu emirleri haşa Rabbine veriyormuş gibi bir anlam kayması yaşanıyor. Oysa kulun kula vereceği öğütler ile yaratıcıya yakarış aynı potada, bu dil bilgisi yapısıyla eritilemez. Hitap edilen kişi beşer ise nakarat boşa düşüyor, hitap edilen makam belli ise emir kipleri haddi aşıyor. Özetle, özne ile yüklem arasındaki görünmez bağ kopmuş, şiir kendi içinde bir mantık hatasına düşmüş. Kaleminize sağlık, bu ders niteliğindeki paylaşım umarım pek çok arkadaşımıza rehber olur. Aşk ile eyvallah.
Evliliği bir huzur limanı olmaktan çıkarıp hırsa ve alışkanlığa dönüştürenlere karşı, çok kıymetli bir ihtarname olmuş bu dizeler. Şiirinizde bahsettiğiniz merhametle yara sarma ve ev kapısını keyifle çalma hali, aslında yitirdiğimiz en büyük zenginliğimiz. Dışarıda kalacak gözlerin ve bölüşülmeyen dertlerin olduğu bir çatının, yuva olamayacağını çok duru bir şekilde anlatmışsınız. Gönlünüze bereket. Aşk ile eyvallah.
Nerelerdesin özlettin Hocam Şiirlerinle Ankarayı sevdirdin Ankara şairi Kalemin daim ola
Güne düşen şiirinizi kutluyorum. Tebrik ederim Lal Şairem.
Adem hoca Şiir, evliliği romantik bir hayalden çok sorumluluk, sabır ve fedakârlık ekseninde ele alan nasihatnâme üslubunda yazılmış. Her kıtanın “... isen evlenme” redifiyle bitmesi hem ritmik bir bütünlük sağlıyor hem de mesajı güçlü bir şekilde pekiştiriyor; didaktik ama samimi bir ton taşıyor. Çok güzeldi Selamlar hayırlı geceler.
Aslında konu o değil Arapların bizle birlikte olması ya da bizim onlarla birleşmemiz. Kur'anın emri "Müminler kardeştir " hep Ortaya atarlar 1.Dunya savaşında Araplar bizi arkadan vurdu" sözleri dillendirilir oysa ki çok küçük bir nufustur bu vede İngiliz kışkırtıcılığı ile olmuştur. Müslümanlar birlik olacak ama birbirini sömürmeden olmalı olacaktır....kutlarım güzel yazını...
Bu sabırla bekleyişten inşallah feraha kavuşuruz. Tebrik eder, kutlarım.
Çok tatlı bir görsel. GÖNLÜN HEP ASUMANLARA TAÇ ne güzel bir temenni. Tebrik ederim Lal Şairem, yolun açık olsun.
Tamamen alakasız bir tv programında bir şeften duymuştum şu sözü: Acı, öldürmediği müddetçe insanı olgunlaştırır.'' Buz olmaya çalışsak da buhar olmaya çalışsak da neticede acı çekmeden olmuyor bu. Acı çektikçe de olgunlaşıyoruz. Peki bu olgunlaşma bize huzurlu bir hayat sağlıyor mu? Hiç sanmıyorum. Bana sağlamadı mesela. Ama olsun her şeye rağmen olgun muyum? Dalından düşmek üzere olan bir incir kadar olgunum. Selam ve saygılar.
Güne gelen şiirinizi kutlarım hocam Oldum demek biraz cüret ister Ancak olma yolunda menzile varmanın gönüllüleriyiz der bir söz büyüğü. O niyette olmak duasıyla Selamlar