Mevzu Vatansa Hepimiz Ölelim Mevzu Makam İse Hepiniz Ölün
MEVZU VATANSA HEPİMİZ ÖLELİM, MEVZU MAKAM İSE HEPİNİZ ÖLÜN
Üstad Kenan Kuzucu Diyorki
Tarih bazı cümleleri altın harflerle yazmaz; ateşle kazır. Çünkü bazı sözler, bir dönemin değil bir milletin sinir uçlarına dokunur. “Mevzu vatansa hepimiz ölelim, mevzu makam ise hepiniz ölün.” sözü de tam olarak böyle bir hakikatin sert ve yalın ifadesidir.
Bu söz, Türk siyasi hafızasında “Başbuğ” unvanıyla anılan merhum Alparslan Türkeş ile ilişkilendirilmekte; onun vatan, millet ve devlet merkezli düşünce çizgisini yansıtan güçlü ifadeler arasında yer almaktadır. Onun ortaya koyduğu siyasal duruş, makamı değil milleti esas alan bir anlayışın simgesi olarak kabul edilir.
Vatan; pazarlık konusu değildir. Vatan; hesap defterine yazılmaz. Vatan; makamla, koltukla, unvanla tartıya çıkmaz. Çünkü vatan yoksa geriye hiçbir şey kalmaz. Ne makam kalır, ne isim kalır, ne de hatıra.
Bu yüzden vatan söz konusu olduğunda dil yumuşamaz, tavır gevşemez, irade eğilmez. Çünkü o an artık bireyler değil, millet konuşur. “Hepimiz ölelim” ifadesi, bir çöküşü değil; bir kararlılığı, bir omuz omuza duruşu, bir geri adım atmama iradesini anlatır. O an fedakârlık seçilmez; zorunlu bir şeref hâline gelir.
Fakat asıl kırılma noktası burada başlar: makam.
Tarih, makam için milletini yoranlarla doludur. Koltuğu için gerçeği eğenlerle, gücü için adaleti susturanlarla, mevki için milleti arka plana itenlerle doludur. İşte çürüme tam burada başlar. Sessiz, görünmez ama yıkıcı bir çürüme…
Bu nedenle sözün ikinci yarısı bir uyarı değil, bir çarpma etkisidir:
“Mevzu makam ise hepiniz ölün.”
Bu ifade, makamı milletin üstüne çıkaran her anlayışa karşı sert bir reddiyedir. Çünkü makam, milletin üstünde bir güç değildir; milletin emanet ettiği bir sorumluluktur. O sorumluluk unutulduğu an, makam artık hizmet değil yük üretir; adalet değil ayrıcalık üretir; devlet değil gölge üretir.
Gerçek devlet aklı şunu bilir: Koltuklar korunmak için değil, millet için taşınır. Makamı büyüten şey oturan kişi değil, o makamın taşıdığı adalet bilincidir. Adalet yoksa makam sadece boş bir isimdir; güç yoksa sadece geçici bir gölgedir.
Alparslan Türkeş tarafından temsil edilen bu çizgide de vurgulanan temel anlayış; milletin ve devletin bekasının, kişisel çıkarların ve makam hesaplarının üzerinde tutulmasıdır. Bu duruş, siyasi bir söylemden öte, bir varlık meselesi olarak okunur.
Sonuç nettir:
Vatan varsa herkes vardır.
Vatan yoksa hiçbir şey yoktur.
Ve makam…
Eğer millet için değilse, zaten çoktan anlamını kaybetmiştir.
Ama bu hakikat burada bitmez.
Çünkü bir milletin kaderi, sadece sözlerle değil; o sözlerin arkasında duran iradeyle şekillenir. Eğer irade zayıflarsa, en güçlü cümleler bile zamanla birer hatıraya dönüşür. Eğer irade dimdik durursa, en ağır sözler bile bir neslin yol haritası olur.
Bugün asıl mesele, bu sözün kime ait olduğundan çok neyi hatırlattığıdır: Adaletin eğilmemesini, makamın kutsallaştırılmamasını ve vatanın her şeyin üzerinde tutulmasını.
Bir millet, kendi değerlerini koruduğu sürece ayakta kalır. Değerlerini kaybettiği an ise, en yüksek binalar bile bir anlam ifade etmez. Çünkü devletin gerçek temeli beton değil; inançtır, sadakattir, vicdandır.
Ve vicdanın sustuğu yerde, hiçbir makam konuşamaz. Hiçbir güç kalıcı olamaz. Hiçbir ünvan tarihi ayakta tutamaz.
Bu yüzden mesele basittir ama ağırdır:
Vatan varsa, her şey yeniden kurulur.
Vatan yoksa, hiçbir şey ayakta kalmaz.
Ve şimdi herkes dönüp kendi vicdanına bakmalıdır.
Çünkü tarih, makam sahiplerinin ne kadar güçlü olduğunu değil; milletine ne kadar sadık kaldığını yazar.
Hiçbir koltuk mezara taşınmamıştır.
Hiçbir makam ebedî olmamıştır.
Hiçbir güç, millet iradesinden daha büyük olmamıştır.
Dün nice hükümdarlar toprağa karıştı. Nice iktidarlar tarihin tozlu sayfalarında kayboldu. Nice güçlü görünen insanlar unutuldu. Fakat vatan için can verenler, millet için mücadele edenler ve inandığı değerler uğruna dimdik duranlar daima hatırlandı.
İşte bu yüzden vatan sevdası bir menfaat meselesi değil, bir namus meselesidir.
Bayrağa bakarken yalnızca bir kumaş görenler bunu anlayamaz.
Toprağa bakarken yalnızca arazi görenler bunu anlayamaz.
Millete bakarken yalnızca kalabalık görenler bunu anlayamaz.
Çünkü vatan; uğruna yaşanacak kadar güzel, uğruna ölünecek kadar kutsaldır.
Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş ve onun temsil ettiği dava anlayışı da tam olarak bu noktada şekillenmiştir. Devletin bekasını, milletin birliğini ve vatanın bütünlüğünü her türlü şahsi hesabın üzerinde gören bir anlayış…
Bugün de yarın da değişmeyecek gerçek şudur:
Makamlar gelir geçer.
Şöhret gelir geçer.
Servet gelir geçer.
İnsan gelir geçer.
Fakat vatan kalır.
Ve bir millet, vatanına sahip çıktığı müddetçe yaşar.
Bu sebeple diyoruz ki;
Mevzu vatansa korku yoktur.
Mevzu vatansa hesap yoktur.
Mevzu vatansa mazeret yoktur.
Mevzu vatansa ayrılık yoktur.
Mevzu vatansa hepimiz biriz, hepimiz aynı saftayız.
Ve yine diyoruz ki;
Mevzu vatansa hepimiz ölelim…
Ama mevzu makam ise,
Milletin sırtına basarak yükselmek isteyenler,
Devleti şahsi çıkarlarına alet etmek isteyenler,
Koltuğunu milletten üstün görenler bilsin ki;
Tarih onları değil, onlara karşı duranları hatırlayacaktır.
Çünkü bu topraklarda makamın değil, vatanın hükmü vardır.
Ve son nefese kadar da öyle kalacaktır.
ÜSTAD KENAN KUZUCU
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.