Manidar şiirin için kutlarım kardeşim kalemine yüreğine sağlık selamlar
**Ben size nasıl hitap edeceğimi bilmiyorum, o yüzden Muhterem diyeceğim**
Ben Askerden önce, çocukluğumda aile büyüklerime, öğrenciyken Öğretmenlerime
kayıtsız ve şartsız inanırdım. Ancak Askerde Kurmay komutanlarımız vardı. Onlardan
kendim olmayı, ve kendime güvenmeyi öğrendim. Eğer ki bir mevzunun doğruluğuna
inanırsam, falan-filan, o-bu ne der hiç umurumda olmaz. Ben inandığımı söyler geçerim.
Kim nasıl düşünürse düşünsün, beni enteresan etmez? Kişilerle sosyal ilişki kurarken, siyasal düşüncesine, statüsüne ve nereli olduğuna bakmam. Doğrudan insani ve kültürel
yapısına bakarım...Şiir ve bütün yazışmalarımı kendi doğrularım ve inancım üzerinden yazar ve paylaşırım.
ÖRNEĞİN, Sayfamda *OSMANLI DA HİLAFET* Başlıklı bir makale yazdım. Tamamen
kendi irdeleyip araştırdığım doğruları yazdım. Aman Hilafet aşıkları, Monarşi hayranları,
ve Osmanlıyı kayıtsız-şartsız sevenler *BANA NE DERLER* diye hiç düşünmedim(!)
Çünkü bilgi kaynaklarımın doğru olduğuna inanıyorum. Ayrıca hiç bir zaman ele...
Ne güzel bir tefekkür muhasebesi kaleminizden dökülen
Tebdil-i mekânda fetahlık var demiş atalarımız siz de o ferahlığı cümle cümle nakşetmişsiniz.
Gönlünüze sağlık üstadem.
Bir de afiyet olsun
Muhabbetle
Bu tür hesaplamalara çok fazla önem atfetmemek gerekir. Bir zamanlar Edip Yüksel '' 19 Mucizesi '' Diye bir kitap yazdı hepimiz heyecanlandık. Daha sonra aynı Edip Yüksel ateist oldu ve daha önce yazdıklarımı çöpe atın'' Dedi.
Aynı şekilde yazınıza konu olan ve daha bir sürü hesaplama yaptı ve kitaplar yazdı Ömer Çelakıl ama pek çok ilahiyat profesörü uzman hocalar tarafından çok ağır eleştirildi.
Kısaca biz Kur'an' Kur'an olduğu için inanırız. Gerisi teferruat.
Selam ve saygılar.
Hani bazı kavşaklarda dur levhası vardır ya, şiir de aynen öyle olmuş..
Dur- dinle- sağına soluna bak, sonra geç.
Aksi takdirde?
Aksi takdirde sonun felaket.
Selam ve sevgiler.
İnsanoğlunun hallerini çözmek için uğraşma değerli üstadım. Aynen şiirinde de dediğin gibi her biri ayrı bir dünyadır insanoğlunun.
Hele de insan kendisini her şeyin eni zannediyorsa, yani en yakışıklı, en karizmatik, en güzel şiir yazan, en güzel resim yapan, en güzel şarkı söyleyen, en aydın, en çağdaş, en bilgili, en cesur een enn ennnn....İşye ondan uzak dur hiç uğraşma çözmek için.
Irkını seçmek , bir ırka mensup olmak insanın ekindeymiş gibi bununla övünen salaklardan ise öylesine uzak dur ki mümkünse onlarla aynı şehirde bile yaşama.
Selam ve sevgiler.
İnsan kendini nasıl anlatırsa anlatsın, karşısındakinin anladığı kadar derler ya hep…
En iyisi pilin şarjını güç modunda tutup, sabrı da çok zorlamamak. 😊
Nihayetinde her meslek kendi alanında ya hani…
Doktora eğitim almak için, öğretmene ameliyat olmak için gidiyor muyuz?
Ya da terziye tıraş olmak, berbere elbise diktirmek için gidiyor muyuz?
Hayır.
Zira her birey de kendi kapasitesi kadar…
Fazla yormaya, yorulmaya gerek yok.
Kaleminize, mizahınıza ve bu güzel farkındalığa sağlık.
Muhabbetle…
Tebrikler hocam, güzel şiirdi
selamlar sevgiler
Tebrikler üstadım, oldukça güzel bir şiir
selamlar sevgiler
Her zaman olduğu gibi yine muhteşem bir şiir üstadım, gönülden tebrikler selamlar sevgiler
Bunun adı kulağa hoş gelen isim vererek tabiri caizse keriz söğüşlemek, 20 çeşit besinle kahvaltı yapan köylü görmedim, Allah ne verdiyse yer ve işine bakar.
Sonsuz selam ve saygılarımla.
"Mevki, makam, şan, şöhret geçici; nefes bile..."
Hislerime tercüman olan ve tefekkür ettiren ihlas dolu duygularla harika yazılmış yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
En kalbî selam, dua, sevgi ve saygılarımla.
Yav üstadım gülmekten yazıyı okuyamadım.
Güle güle öldürdün beni.
Mizah ama altında bir ders yatan mizah.
Anlayan anladı tabi.
Kalemin kavi olsun.
Selamlarımla.
Köylü vatandaş onlar gibi gözü gönlü aç değil.
Sonradan görme de değil.
Bir iki çeşit yiyecekle iktifa eder karnını doyurur. 20- 30 çeşit yiyeceği önüne yığıp da öküz gibi bir ondan bir ondan tıkanmaz.
Bu nasıl bir anlayış üstadım? İnsanoğlunun midesi üç beş lokma ile doyar gider. Bu kadar yiyeceği bu adamlar nerelerine sığdırıyorlar?
Bunun adı israf değil de nedir?
Selamlarımla.
Vallahi mizahın da böylesi! Okurken hem kahkaha attırıyor hem düşündürüyor. “Osuruktan Tayyare Vergisi” fikri başlı başına olay; vergi memurlarından koku uzmanlarına kadar her ayrıntı ayrı bir mizah bombası!
Güldürürken vergi düzenini ve halkın sırtındaki yükleri de ince ince taşlamışsınız. Sonu ise tam noktayı koymuş. Kaleminize sağlık, şahane bir hiciv olmuş! Tebrikler
Kimbilir belki de bu üçüncü anlayış damgasını vurur bu ve bundan sonraki çağlara.
İşte o vakit nefsi değil de ruhu besleyen ve hakiki anlamına kavuşan bir hakikât olur sanat.
Bu güzide yazıda isimlerimizi de zikrettiğniz
âli kaleminize saygıyla Mesut Hocam.
Dua ile..
Kalemine sağlık, sert söylemişsin ama sözün de özü sert! Her dörtlükte toplumun ayrı bir yarasına parmak basmışsın. Taşlama tadında, düşündüren ve yer yer sarsan bir şiir olmuş. Sözün keskin, kalemin daim olsun. Tebrikler..
Ne güzel anlatmışsınız bizleri.
Kıvamımızı alana dek, geçtiğimiz merhaleler ne de çok değil mi?
Mayamız toprak
ya çamurlaşıyoruz ya da çoraklaşıyoruz.
Kıvamını tuturup bağrında güller yetiştirenler ise çok az.
İnsanı çözmek zor zanaat. Ne vakit kendimizi çözdük o zaman belki biraz anlarız diye düşünüyorum.
Gönlünüze sağlık hocam.
İnsan doğduk, insan da kalabilmek dileğiyle...
Selamlar
İyilerle kötülerin, müminlerle kafirlerin savaşı hiç bitmez üstadım.
Kıyamete kadar devam eder.
Selamlarımla.
İnsanlık var olduğu günden beri insan muamması sürüp gidiyor üstadım. Gerçekten insanı anlamak çok zor. Bakıyoruz zaman zaman! Ve insan bu mu? İnsan böyle bir şey mi, diye! Anlayamadım bende anlayamadım... Kutlarım yürekten. Hayırlı sabahlar hocam