Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Bu Kaçıncı Eylül

Bu Kaçıncı Eylül


ne zaman bir sokak lambası titrese bu şehirde 

içimin o körfezinde demir atar hatıralar adımlarım ağırlaşır, 

gecenin sırtına biner yüküm 

bir vapur düdüğü yırtar uykusunu limanın 

seninle doldurduğum bütün boşluklar taşar 

uzak bir melodi yürür kaldırımların teninden 

gözlerimi kapatsam, 

göğsümün ortasında büyürsün kimse bilmez, 

bu sokağın en yalnız köşesinde seninle çoğalır, 

seninle eksilirim her akşamüstü.


rüzgârla gelen ne varsa yüzüme çarpar şimdi 

yapraklar dökülür takvimlerin en hüzünlü yaprağına 

ellerim üşür, 

cebimde saklarım o liseli düşlerimi 

bir pencere aralanır, 

içeriden eski bir şarkı sızar 

o liselim şarkısı ,ardından eylülde gel …

senin o hiç solmayan gülüşün takılır kalır anılarıma 

ne yana baksam anılar uzar duvardan duvara 

bu kaçıncı Eylül, 

bu kaçıncı sensizlik 

Yıllar unutturur da adını, 

yüreğim unutmaz seni


gece dediğin uzun bir nehir, akar durur içimde seninle 

vardığım o eski günlerin kıyısında 

bir kum tanesiyim şimdi rüzgârla savrulan 

ne bir tutunan dalım kaldı 

ne de sığınacak limanım 

yalnızlık, o sadık dost gibi kurulur başköşeye 

bir fincan kahve soğur, 

bir sigara kül olur yavaşça 

ve ben en çok seni özlerim, 

göğsümde patlar fırtınanın en delişmeni…


şehir değişti , ben hâlâ seninleyim 

kaldırım taşlarında yankılanır adımlarının sesi 

galata köprüsünün başında durup denize bakarım uzun uzun 

suya düşen yakamozlar gözlerini anımsatır, 

dönüşü olmayan bir yoldur yürüdüğüm 

ama yine de her adımda seni arar bu deli gönül 

bir martı kanat çırpar gökyüzünün ucunda 

sanki senden bir selam getirir bana

Ekmek arası balıktan veririm ona 

getirdiği selam hatırına

zaman dediğimiz o zalim hırsız çalarken ömrümüzü 

biz hâlâ aynı masalın en güzel yerinde kalmışız 

ne yazlar yaz olmuştur sensiz, 

ne de karlar kış 

bir bahar dalı gibi kırılmış sevdalar kökünden 

ama içimdeki o inatçı liseli genç 

hâlâ seni bekler 

gelir de bir gün, tutar parmaklarımın ucundan sessizce 

umut dediğin kaç paralık ki 

canı varsa,

senin bir tek bakışına feda ederim 

bu dünyayı bilirsin.


duvarda asılı kalmış o eski fotoğraflar hala gülümsüyor

zamanın eskitemediği tek şeydir o bakıştaki sıcaklık

ellerim masada, seni arar parmak uçlarım hâlâ 

bir bardak çayın buharında tüter yokluğun 

ne yana dönsen bir parça hüzün 

bu şehir dar gelir artık düşlerime 

ve ben, her gece yeniden başlarım seni sevmeye 

hiç bitmeyen, 

hiç tükenmeyen bir aşk gibi.


ay ışığı vurur pencerenin solgun perdesine gece, 

bütün sırlarını döker önüme birer birer 

seninle geçen o demler gelir aklıma 

nasıl da büyülüydü adının geçtiği bütün cümleler 

şimdi koca bir boşluk, 

şimdi koca bir sessizlik var 

ama biliyorum, ruhun bir yerlerde benimle hâlâ 

çünkü bazı ayrılıklar veda etmeyi beceremez 

gözün aynasında asılı kalır bütün yaşananlar


ve nihayet gün ağarır, uyanır cümbür cemaat sokak 

ben yine seni düşlerimden söküp koyarım cebime 

hayat kaldığı yerden başlar, maskeler takılır yine 

ama kimse bilmez içimdeki o büyük fırtınayı 

her gün, evet her gün, yine o ıslak saçların karasında 

devrilir bütün vakitler 

ve ben her şeyi unutan , seni unutamayan liseli genç, 

çekip giderken bu şiirden yorgun adımlarla, 

adın kalır geriye, 

göğsümün en solgun yerinde

Firuze …


redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Bu Kaçıncı Eylül

Bu Kaçıncı Eylül

redfer redfer