Ömer hocam, bu ne güzel bir öykü böyle. Okurken yüreğim burkuldu. Öykü gerçekten çok etkileyiciydi. Müzik eşliğinde anlamasam da dinledim; öyle lezzet aldım ki üzerine bir selam bıraktım... Kutlarım hocamı. Hayırlı huzurlu geceler dileğimle
Güne gelmeyi çoktan hak eden bir güzel şiir düşmüş edebiyat Evi'ne. Can toprağım, okumaya doyumsuz bir şiirdi. Aşk, gözyaşı, şehitlik ve erlik ve mazlumların ahvali ilmek ilmek gönül gergefinde işlenmiş. Çokça tebriklerimle, hayırlı huzurlu geceler dileğimle, hayırlı geceler diliyorum.
Gardaşım, yüreğine sağlık; “Hani hep yanımda sen olacaktın” diye diye insanın içine işleyen bir sitem dökmüşsün. Her dörtlükte hasret, kırgınlık ve verilen sözün yükü var. Hele tekrar eden o dize, şiirin yüreğine oturmuş. Sözün de sitemin de yerini bulmuş, kalemin daim olsun. Tebrikler..
Valla kalemine sağlık, okurken insanın yüreği yumuşuyor be hocam. İki insanın birbirine kavuşamasa bile gönülden nasıl sarıldığını öyle güzel anlatmışsın ki, aşkın mesafe tanımadığını insan iliklerine kadar hissediyor kardeşim. Hele sonlara doğru duygu iyice kabarıyor. Yüreğine sağlık, çok güzel ve dokunaklı olmuş. Candan tebrikler..
Murat gardaşım, eline sağlık; öyle açık, öyle vurgulu yazmışsın ki insan okuyunca kendine çeki düzen veriyor. Her dörtlük ayrı bir ders, “ondan uzak dur” sözü de şiirin özünü vermiş. Yüreği taş olandan, hakkı hukuku bilmeyenden uzak durmak gerek. Kalemin daim olsun gardaşım. Candan tebrikler..
Can gardaşım Ali, bu şiir öyle kuru kuru okunup geçilecek şiir değil ha; yüreğin içinden kopup gelmiş be! Kaleme öyle bir muhtaçlık anlatmışsın ki insanın kendi derdi depreşiyor. Hele “Kalem sana muhtacım” sözü, şiirin bel kemiği olmuş gardaş. Yüreğine sağlık, kalemin dert görmesin; böyle söz döküldükçe kalem değil, yürek konuşuyor gardaşım! yürek Canı gönülden tebrikler.
Haydaaaaa.
Sen leğende çimmeyi de biliyorsun?
Ben seni en fazla 30-35 sanıyordum. Leğende çimme ise kalkalı neredeyse en azından bir elli senesi var.
Selam ve sevgiler.
Oldukça güzel bir hikayeye başlamışsın. Şimdilik berdelle ilgili hiç bir şey olmasa da ileride sanırım konu oraya dönecek.
Evet, bir arkadaşım vardı berdel mağduru. Sevdiği kız berdel karşılığı bir başkasıyla evlendirilmişti.
Arkadaş da sevmeden evlendiği karısıyla evlilikleri yaklaşık kırk seneyi bulduğu için zamanla alışmıştı ama bir gün berdele kurban giden sevgilisiyle karşılaşınca kırk sene öncenin küllenmiş aşkı tazelendi.
Ama ortada çok ciddi bir sorun vardı: Kadının kocası Mafya türü bir adamdı.
Allah'tan arkadaş fazla yaşamadı.
Yoksa Mafya kurbanı olacaktı ya da 40 Yıllık yuvası dağılacaktı.
Selam ve sevgiler.
Ben çok çok çocukken İstanbul, yek sengine yekpare Acem mülkünün feda edileceği bir şehirdi.
Şimdi biraz Sultanahmet, biraz Balat- Fener- Ayvansaray, çok az da Beykoz dışında hissedilecek bir şey kalmadı o eski İstanbul'dan.
Selam ve saygılar.
Yüreğe şifa olacak bir aksi seda. Kibrin de tahtına gelir kurulur bir gün..
Selam ve saygılarımla
Zamanın ve mesafelerin sıradanlaştığı evrende birbirini bulan iki aşığın şükür hali vardı diyaloglarda.
Yalın, çıkarsız ama tutkulu aynı zamanda.
Tebrikler usta kaleminize Mavi hocam.
Selam ve saygılar..
Sevgili dostum, Ali Üstadım; yüreğine ve o elif gibi dimdik duran kalemine sağlık.
'Ne bir eğril, ne bir kıvrıl' diyerek kaleme çizdiğin o rota hakiki şairliğe vardıran bir vesikadır.
Sadrındaki inciler hiç eksilmesin, kalemin daim olsun. Selam ve hürmetle
Yazan elleriniz ve yüreğiniz dert görmesin.
Selam, saygı ve dua ile
Ben kendi hesabıma uzak duruyorum ama yine de insan kavun değil ki koklayıp da anlayasın. İnsanı kandıranlar da oluyor maalesef her şeye rağmen.
Selam ve sevgiler
Allah uzak eylesin kibrin her türlüsünden.
Selam ve saygılar.
Nergiz çiçeğinin zarafeti ve kendine özgü kokusu gibi şiirinizde uzak mesafeler yüzünden imkansızlaşan bir aşkı ,tiyatro gibi izledik.Tebrik ederim.
Mesafelerin engel olamadığı o zarif ve imkânsız aşkı; imge dolu, adeta bir şiir gibi akan büyüleyici bir dille kurgulamışsınız Tülay hanım. Yüreğinize, kaleminize ve emeğinize sağlık. Selam ve saygılarımla.
O banyonun suyuna annenin şefkat ve merhameti, tasına da edep ve ahlakı katılıyordu da onun için şimdiki banyolardan daha kıymetli oluyordu.
Selamlarımla.
Bende 12 yaşına kadar sobalı bir evde büyüdüm ve tabi banyo da çok küçük ve odunla ısınıyordu. Sonra kaloriferli ve şofbenli bir eve geçtik... Annem de tası vurmuştur zaman zaman kafama üşüdüm ya da yandım deyince... Güzel günlerdi yine de... Kutlarım
Bugün kalem üzerine okudum ikinci şiirdi.
Diğerini de Sami Hoca yazmış.
İkisi birbirinden üstün olmuş.
Tebrik ederim Ali Bey kardeşim.
Kaleminiz daim olsun.
Selamlarımla.