Zevkle okudum, çocukluğum yani efsane günler gözümün önüne geldi. Yazı beni alıp hem zaman hem mekan çok uzaklara götürdü. Yazı sanki zaman tüneli gibiydi... misafir odamız aklıma geldi, unutmuştum... iyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz. Teşekkürler üstadım
Kapılar denince aklıma Hz. Mevlana'nın bir sözü geldi hocam;
"Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!" der
Biz kullar bunca günahlarımıza rağmen başka bir kapı aramayız
Yok çünkü.
Kırk kilit vurulsa da, ümide kilit vurulmaz bilir ve bekleriz
Yüreğinize sağlık hocam hürmetle
Teşekkür ederim hocam adımız geçmiş şiir hikayesinde.
Doğmak ölmeye namzet olmaktır zaten nişan nikah bu gerçekliğin bir farikası
Çok güzel anlatmışsınız yüreğinize sağlık
İnşaallah güzel yaşar ve güzel ölürüz
Selam ve hürmetle
Yok öyle korkmak ölümden :)
Hoşgelişler ola :) Allah ölümünde hayırlısını versin inşallah
Tebrikler Mustafaoğlu
selamlar hayırlı geceler
Sevdaya ulaşamamanın acısı keskindir. Bir an önce şair bu moddan çıkıp Tanrıça zırhını yeniden kuşanmalı.... Fakat gel gör ki şiir ve ses pek bir damar, okuyan ve dinleyenini devamı beklentisine sokuyor acımasızca. Yazan açısından bu da hayli keskin bir paradoks...
Tebriklerimle.
Değerli Nesrin Hocamla yaptigimiz ortak çalimanin ürünü.
Baktikca gatirlayacagim bir calişmaydi şiire büyük katki sizindi hocam tebrikler.
Saygilar selamlar
Toplum tarafından pek kabul görmese de eğer fıtık, lumbago, siyatik, romatizma, kireçlenme ve benzeri rahatsızlıkları olmayan 60 yaş üstünün çılgın babaanne ya da çılgın dede olmasında bence hiç bir sakınca yok.
Hatta ben misal yaş 72 ise ve dahi dul ise ( Eşi olmayan yaşlı beylere de dul deniyor değil mi? ) kendisine acilen bir manita yapmasını öneririm.
Ancak yine ben misal midede ülser, akciğerlerde hırıltı, belde fıtık, dizlerde kireçlenme, kulaklarda kısmen sağırlık, gözlerde yaş, böbrekte taş varsa otursun oturduğu yerde daha iyi.
Evet, keyifli bir yazıydı.
Yaşlı bir vatandaş olarak keyifle okudum.
Selam ve saygılar.
İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe hazretlerinin ileri gelen talebelerinden olan
Dâvûd-i Tâî hazretlerine talebeleri şöyle bir soru sorar.
" Efendim, bu mertebeye, bu makamlara nasıl ulaştınız?"
Cevap verir:
"Bir sokaktan geçerken şarkıcı bir kadından şu sözleri duydum:
Hangi güzel yüz ki, toprak olmadı,
Hangi güzel göz ki, yere akmadı.
Bu sözler bana öyle tesir etti ki o gün tövbe ettim. Bu beyti düşündükçe şuurum altüst oldu. Hayatımın bundan sonraki safhasında dünyadan soğudum. Kemâle erdim."
Bu güzel şiirinize limon sıkmak için bu kıssayı anlatmadım tabii.
Gözler ruhun aynasıdır derler. Rabbim, hakikate ayna olacak gözlerle buluştursun bizleri.
Tebrik ederim. Yüreğinize, gönlünüze sağlık hocam. Sevgi ce saygılarımla.
Teknolojik bir şiir olmuş )))))) Selam ve sevgiler.
Gözler üzerine yazılmış pek çok şiir okudum farklı farklı şairlerden ama söz konusu gözler olunca senin şiirlerinin üzerine şiir tanımadım henüz.
Yine oldukça güzel, oldukça özel ve muhteşemdi.
Can-ı gönülden tebrikler.
Selam ve sevgiler.
Sen beni sevmiyor musun cümlesi, basit bir soru gibi görünse de içinde çok katmanlı bir duyguyu barındırır. Öncelikle bir kırgınlık vardır; kalp, beklediği karşılığı bulamamış, sevginin karşılıklı olduğunu hissetmek isterken yalnız kalmıştır. Aynı zamanda bir umut taşır; belki de soran kişi, sevgiyi hissetmese de karşı tarafın onu sevmesini ister. Bu soru, sessiz bir çığlık gibidir; dudaklardan çıkarken, yüreğin derinliklerinde “Belki bir gün anlayacak mısın diye sorulur.
Bu cümlenin bir diğer yönü de korkudur: Cevap, beklenenden farklıysa kalp kırılacak, ancak yine de sorulması gerekir, çünkü susmak, cevabı bilmeden yaşanan boşluk kadar acı vermez. Söz, yalnızca bir sevgi sorgusu değil, aynı zamanda bir aidiyet ve değer arayışıdır. Sevildiğini bilmek, insanın ruhuna güven ve sıcaklık verir; sevilmediğini bilmek ise çoğu zaman sessiz bir çöküşe dönüşür.
Kendi haline bırak abi hatta birda sorma .
Selamlar saygılar
İmgelerin zenginliği Tur Dağı, Kızıldeniz, Atlantis, Mariana Kuyusu gibi göndermelerle gözler adeta evrenin ve tarihin merkezine taşınıyor.
Duygusal yoğunluk Gözler, şairin hem aşkını hem teslimiyetini hem de hayranlığını tek bir noktada topluyor.
Dil ve üslup Epik, mistik ve neredeyse tasavvufi bir ton hâkim. Zaman zaman efsane ve tarih harmanlanarak aşkın büyüklüğü vurgulanıyor.
Metafizik derinlikGözler, yalnızca fiziksel bir nesne değil, şairin dünyayı ve ruhunu anlamlandırdığı bir kutsal alan olarak betimleniyor.
Genel olarak şiir, aşkı hem bireysel hem evrensel bir boyutta deneyimleyen, yoğun ve coşkulu bir eser. Gözler, hem kaybolunan hem de bulunulan bir sonsuzluk alanı gibi hissettirilmiş. Okuyucuya güçlü bir hayranlık ve teslimiyet hissi bırakıyor.
Kalemin daim olsun
Adem hocam saygılar selamlar
Bence sizi;
Burnundaki sivilce, düğünde gelinden daha güzel olmaya çalışan görümce kadar,
Topuğundaki diken, kulağındaki yelken, dekolteyle yakalandığı sulusepken kadar,
Gözündeki arpacık, dudağındaki uçuk, karanlıkta güneş gözlüğü takan kaçık kadar,
Amorti bile vurmamış tam seri piyango bileti, beynindeki ur illeti kadar,
Çamaşır makinasından şort çıkan pantolon, tam ev alacakken fırlayan enflasyon kadar,
...
seviyor da siz anlamıyorsunuz Hocam. :)))
Az önce haberlere göz atmıştım, inanılmaz içim kararmıştı, şiirinizi okuyunca neşem yerine geldi.
Gönlünüz var, ilhamınız bol olsun hocam. Sevgi ve saygılarımla.
Çak fazla cevapları var gerçekten nasılsın sorusunun. Kötü olanları bir kenara bırakıp iyi düşünüp iyi cevaplar vermeye de çalışırsak iyi şeyler olur gibime geliyor... Kutlarım kardeşimi... Teşekkür ederim ayrıca benim yazımdan ilham aldığı için...
Ölüm ve hayat iç içe daima...kutlarım
Bazen çok kolay açılır kapılar ufak bir tebessüm bile yeter...kutlarım
Yumuşak yüzünde çelikten astar olan bir devranı anlatmak, hem mecaz hem gerçek düzlemde güçlü bir imgelem gerektirir — siz bunu ustalıkla başarmışsınız. Şiiriniz, sadece bir zaman eleştirisi değil; aynı zamanda bir gönül terbiyesi, bir sabır ve tevekkül dersi.
Yüreğinizdeki hikmet, kaleminizdeki zarafet için gönülden tebrikler. Bu şiir, hem bugünün hem yarının devranına ışık tutan bir mısra yolculuğudur.
Saygı ve selamlarımla, Nejat Hoca
Anneler böyle işte onların bazı hareketlerini davranışlarını bizim anlamamıza imkan yok. Yine de varlıkları bizim için elzem diyelim... Kutlarım kardeşimi içtenlikle...
hocam bu yazı efsane olmuş, hem güldürüyor hem de içten içe bir yerleri sızlatıyor.
hocam o çamaşır makinesi sahnesi tam bir ev klasiği, herkesin annesinde yaşadığı ama kimsenin bu kadar güzel anlatamadığı bir an olmuş.
hocam “her taksitte bir hayalimi gömdüm” cümlesi var ya, hem komik hem dokunaklı; annelerin dünyasını tek cümlede özetlemişsiniz.
hocam misafir odası kısmı da harika; “bizim evdeki oda ama bizim değil” lafı resmen kült olmuş, herkesin çocukluğunda bir yer bulur o satır.
hocam yazı o kadar samimi akıyor ki, sanki kendi evimizin içindeyiz, bir yandan gülüyoruz bir yandan başımızla onaylıyoruz.
selam sevgiler 🌿
Melankolik ve imgelerle dolu harika bir şiir!
Çürüyen meyveler, boş değirmen ve korkuyla bükülen su,
yalnızlığın ve kaybın derin bir resmini çiziyor dizeler.
Kuşların gürültüsü ise umutsuzlukta bir çığlık gibi.
Çok etkileyiciydi !
Selam ve saygılarımla