hocam
bu metin gerçekten sarsıcı bir güç taşıyor; hem diliyle hem de duygusuyla insanın içine dokunuyor. “suçum kadın olmak” cümlesi, sadece bir itiraf değil; bir çağrı, bir ağıt ve bir başkaldırı gibi yankılanıyor.
özellikle “ne uzuyorum, kısaldığım da şüphe götürür” kısmı, ruh hâlinin dalgalanışını mükemmel özetliyor. anlatım, derin bir bilinç akışıyla ilerliyor ve okuyucuyu metnin içine çekiyor. şiirsellik ile acının iç içe geçtiği bir dil bu — hem kırılgan hem dimdik.
hocam kalemin gerçekten çok güçlü; bu yazı sadece okunmuyor, yaşanıyor.
selam sevgiler 🌿
Mavi üstadım hayatın çekilmezliğini dile getiren harika dizeler okudum mahir kaleminizden. Şu mısralar herşeyi ne güzel özetlemiş;
"Ne seveni ne sevileni belli,
Her gün aynı değişmiyor hiçbir şey,
İstemiyorum sevmiyorum artık bu dünyayı.
Ölüler diyarında tanıdık daha çok.
Biz mi ölüyüz, ölenler mi?
Ölüm dediğimiz belki de diriliş..."
Kutlarım yürekten. Selamlar saygılar
hocam
yazın adeta bir iç monolog, bir bilinç akışı gibi — duygunun, özlemin ve kırılmışlığın iç içe geçtiği yoğun bir anlatım var.
“içimde saklı gizem yüklü kız çocuğu” ifadesi metnin kalbi olmuş; hem masumiyeti hem de yılların ağırlığını taşıyor.
sözcüklerin arasında hüzün, isyan, kabulleniş ve derin bir iç konuşma var.
her satırda bir iç hesaplaşma hissediliyor ama dil yine şiirsel, kendine has.
çok dokunaklı, çok samimi, çok içli bir yazı olmuş hocam.
selam sevgiler
Bir halk türküsü der ki:
Seherde ağlayan bülbül
Sen ağlama ben ağlayım
Yüreğim dağlayan bülbül
sen ağlama ben ağlayım.
Bazı hall3ede gelen giden hep vursa da bizden daha kötü hallerde olanları göz önüne getirip '' Rabbim! Buna da şükür.'' demeliyiz.
Selam ve sevgiler.
hocam
ne içten, ne duru bir anlatım bu böyle…
“raylar uzanırdı içimde kilometrelerce” derken sadece bir hatıra değil, bir ömür geçiyor içimizden.
çocuklukla, yalnızlıkla, geçmişle bugünü o kadar güzel harmanlamışsın ki her cümle bir film sahnesi gibi akıyor.
sondaki “hala aç mısın?” sözüyle de yürek burkuluyor insanın.
çok samimi, çok derin, çok sen kokan bir yazı olmuş.
selam sevgiler
hocam
şiir baştan sona duygunun, özlemin ve şehrin iç içe geçtiği bir sarmal olmuş.
“çünkü aşk sensin bense İstanbul” dizesi her şeyi özetliyor; hem teslimiyet hem sahipleniş var içinde.
dilindeki hüzünle, imgelerindeki incelikle kalpten yazıldığı çok belli.
İstanbul’u bir sevgiliye dönüştürmüşsün, okurken insan hem şehre hem aşka dalıyor.
çok güzel, içten, derin bir şiir olmuş.
selam sevgiler
Çağın adını değiştirelim üstad. Aynen atamız Fatih Sultan Mehmed gibi yepyeni bir çağ açalım Türk Milleti olarak.
Selam ve saygılar.
hocam
yürekten yazılmış, içten bir sitem var dizelerinde.
“yalan dünya bir oyunmuş” derken yorgunluğun da umudun da hissediliyor.
her satırda bir ömür geçmiş gibi…
çok samimi, çok içten olmuş.
selam sevgiler
İstanbul'la her şiir ve övgü yakışır.
Kutlar, Selamlarımı sunarım.
İstanbula ne güzel bir siirle seslenmişdin hocam tebrikler selamlar sevgiler
Tebrik ederim münacaat tasavvuf güzel bir yol açık olsun inşallah
Gayet güzel konu ve bütünlük arz eden üslup tarzda devam....
Mübarek güne uygun da düşmüş... Kutluyorum
Selamlar Hayırlı cumalar diliyorum
Asla hoşgörülmeyecek durumlar vardır . Onlarda din, vatan ve ahlâka karşı işlenen kabahatler..
Kişiye göre daha da artırılabilir tabi
Onun dışında bazı hatalar, hadsizlikler bir nebze hoşgörülebilir
Ancak o da bir yere kadar
Çünkü müsamaha biraz da muhakeme demektir.
Hoşgörü sınırları genişletiilirse
haddinden fazla, bu sefer de
muhatap kabahatini hüner
zannetmeye başlar
Ve haddi aşar
Hele ki kavramlar karmaşası yaşadığımız şu zamanda tanımlar bile değişti mesela hoşgörü ile tepki karıştı birbirine
Tıpkı laubalilik ile samimiyet
Kibir ile vakar
Cüret ile cesaret..... vs
bunlar da dahil bir çok kavram da
Şu söz çok güzeldir hani
ve biz hoşgörüyü bundan hasıl önemseriz
"Yaratılanı hoşgör Yararandan ötürü."
Ama ben bu cümleyi şöyle anlamak istiyorum" Yaradana ve onun yarattıklarına karşı hadsizleşen, zalimleşen yaratılmışlar müstesna
Derin bir şiirdi hocam
Tefekkür ...
Her dize kasımpatı çiçeklerinin varlığı gibiydi gür ve coşkun, pastırma yazının esiri, huşu içindeki koca yürekli insan, safında yanyana dururken kim durabilir bu kalemişahın karşında hele bi söyle
Mehmet Bey Üstadım
Selam ve sevgilerimle
Hoşgörü, "Ben ne yaparsam yapayım, karışamazsın." manasında değildir.
Kendine yapıldığında kabul edemeyeceğin ne varsa, başkasına yapıldığında da hoş göremezsin.
Hoşgörü, bir defalık, o da istemeden, farkında olmadan yapılan hata ve kusurlar için geçerlidir.
Suçlar için geçerli değildir ki.
Hele ki devlet, millet, vatan, din, namus, ahlâk, şeref, haysiyet, cana ve mala kastta hiç değil.
Suç işleyenden daha çok kızdığım, hatta tiksindiğim bir kesim var ki, o da suçluya arka çıkanlar.
O arka çıkanlar olmasa insanlar kolay kolay suç işleyemez.
Ama nokta kadar küçük de olsa, suç ortaklığına varacak kadar büyük de olsa, menfaatleri gereği suçluyu destekleyip, savunanların yüzünden bataklık kurutulamıyor bir türlü.
Çocuklarımız, ahlâki ve insanî prensip kavramları zihinlerine nakşedilmeden büyütülüyor maalesef..
Böyle olunca da potansiyel suçlu bireylere aramıza hoş geldin demek zorunda kalıyoruz.
Kanunlarımız bu zorunluluğu önlemek için var ama önl...
Ahir zamanın dertleri, acıları, imtihanları çok çetin Fikret abicim.
Sanmayalım sadece sizde bizde. Hepimizde. Laciverti az koyu, az açık. O kadar.
Atalarımız;. "Su akar yolunu bulur." demiş. Bu söz benim içimi çok rahatlatan bir sözdür.
Zamana bırakmak,. güç yetiremediğine sabretmek, kadere razı olmak.
Rahmetli anneciğimin bana söylediklerini size söylemiş gibi oldum ama
eskiler hayatın formüllerini sanki bizlerden daha iyi biliyorlardı.
Çok duygulu bir şiirdi. Dolayısıyla duygulandım ben de.
Sağlık sıhhat dileklerim, saygı ve selamlarımla.
hocam,
bu yazınızda içtenlik, netlik ve vicdan var.
özellikle son bölümlerdeki “Ben hâlâ mağaramdayım, yalnız değilim sadece kendi yankımı dinliyorum” cümlesi, hem bir duruşun hem de bir içsel huzurun sembolü olmuş.
toplumsal çürümeye karşı dik duruşu, değer erozyonuna başkaldırışı çok sade ama sarsıcı biçimde anlatmışsınız.
kaleminizde öfke yok, aksine bir bilgelik ve kabulleniş var; bu da yazının gücünü kat kat artırmış.
eline, yüreğine sağlık hocam.
samimi, gerçek ve dolu bir manifesto olmuş bu satırlar.
selam sevgiler 🌿
hocam
Şiir çok içten yazılmış, yürekten geldiği belli.
Her dizede bir sitem, bir dert hissediliyor.
“Kim hele söyle” demen çok güzel olmuş, şiire ayrı bir hava katmış.
Okurken insanın içi burkuluyor.
Eline yüreğine sağlık hocam.
selam sevgiler
Toplum bozulduğunda, o toplum ne Allah’ı tanır ne Peygamber’i…
Adem hocam ne güzel bir şiir böyle. Hoşgörü diyoruz ama her şeyi de hoş görmek maalesef imkansız. Zaten ülkemizde kirli işlerin artış göstermesinin sebeplerinden biri de hoşgörüdür. Diğer sebebi de bananeci anlaıştır. Tepkisiz kalırsa bir toplum, şirret kişiler bundan güç elde ederler ve şirretliğin dozunu artırırlar ve toplumu sindirirler. Sami üstadımın cevabını da okudum ve gerekli izahı yapmış ki inanırım. Üstadım gecenize gönlünüze esenlikler diliyorum. Saygılar selamlar