Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 18.10.2025
‘’İnsan bazen kalmak için gitmez mi
harflere doğru?’’ (Alıntı)
Hacizli kelimelerden bir manifesto
bir de gün ışığı mecburen ve hurafeleri yüklenmiş Nisan tası oysaki
seyrindeydim kuşların ve gagalarına değen su damlası gibi olmalıydı acılar en
çok da düşlerin yenik düştüğü gerçeklerin iç cebinde saklı iken özlemi
tutamadığım yeminlerin.
Göğün dolaylarında şık bir bulvar.
Ötenazi yapılmış geceden konanlarla inat dikilen heybetli binalar üstelik bir
zamanlar kuş uçmaz kervan geçmezmiş buralardan. Lanetli gecekondu bir de baykuş
mimledi mi laneti ve teşrif eden bayan kuş, aşka hükmeden evrende saklı
harflerim ve işte yukarı doğru kaldırıyorum aklımın panjurlarını.
Basmakalıp yaşamıyorsam kime ne?
Yan basmıyorsam önümdeki parkelere
kayar mıyım sahi her ip atladığımda takılan ayağım bir de penceremde solan
çiçeğim?
Varlık ne ki, azizim?
Bir varsam bir de yok kim tutar ki
hesabımı?
Ve işte çat kapı geldi ilham aklımda
ise saklı izdiham.
Lanetli gece soldurdu direncimi ve
yenik düştüm sözcüklerin albenisine bir de dünden kalanlar yok mu gerisinde
aklımın ve kimse küçük düşüren içimdeki küçük çocuğu sormadılar dahi neden,
diye.
Maviden turnam.
Latif rüzgar.
Hünkarım imler.
Terelelli sözcükler hala ş/akıyor
biliyorsam vardır da bir hikmeti hani.
Açtım pergelleri ve koşuyorum
iskeleye? Hangi vapursa duman altı ve işte kaptan köşkündeyim yalnızlığın ve
deniz feneri ve yakamozlar bir de ölü martılar. Ve yeni bir artı edindim bu
gün. Eksi hanemde sitemle ören kimse saçlarını şiirlerimin hala buklelerine
sadık yüreğimin feri.
Göğsümde kıvanç.
Göğün nameleri bazen öğün atladığım
gün vakti bazense geceyle el sıkışan sevgili güneş.
Sandık sandık hatıra neye yaradı hem?
Sandıklarımla sanmadıklarıma kefil değil miydim hem ezelden?
Yüreğin şimendiferi ve körüklü lanet
bir de yırtık atlet oyuncak bebeğimin yaşlarına kefilim hem üstelik sadece
dünden bir esinti de değil…
Hiç unutmam: ah, canım babam!
Bir açtım ki gözlerimi uyku mahmuru.
Bir de kapattım ve sandım ki hayatın
cilvesi.
Hangi birini kesit bilsem ellerimde
elit hüzün ve aklımın sınırları zorlansa da güle ağlaya geldim bu güne bir
koşu.
Bir manivela.
Bir esinti.
Bir kıyım içimde sobelenen yeis ve
beis ve kükreyen göğe kucak açan insancıl zaaflarım ve akşam vakti ne zamanki
daralsa içim ve elimde kırık şemsiyem kendimi attığım ıslak kaldırımlar ve
evine yetişen binlerce isyan bense kendinden kaçan bir tekne battı batacak ve
ayaklarımla bastığım çukurlar ve yaka paça ıslandığım ama uslandığım bir g/izin
de neferi.
Yaşlarım.
Yaşamadığım yaşlarıma kucak açtım
işte.
Yazmanın da meali değil mi hüzün
bahçemde açan mevsimsiz çiçekler ve cennet bildiğim bir dünyanın özlemini
giderdiğim ne zamanki kalemimle dokunsam boş sayfaya.
Dolu zihnim.
Dolu benliğim.
Doluyu rahmet bildim madem bir ömür.
Boşalan insan seli ve işte kırdım
dümeni ama hala batmadı teknem.
Günü öğüttüm gitti.
Kendimi de öldürdüm bin kere.
Bir kez dahi yeltenmezdim oysa kendi
canımı yakmaya bilseydim hayatın ve sevginin asaletini ki bildim de kendimce ve
sevdiğimde sayısız insan kefil olduğum dostlarım, ahvalim ve tüm dünyam ve
insanlığıma ket vuran binlerce sitem yeni yeni farkına vardığım bir eksen ki
elzem bildiğim artık içimde saklı gizem yüklü kız çocuğu.