Çok güzel bir seslenişti sevgiliye, yürekten kopan haykırışlarla "gitme" diyebilmek sevene ar gelmemeli. Değerli kaleminiz ve de yüreğiniz var olsun, gönülden kutluyorum Zekeriya Hocam.. Esenlik içinde huzurla kalınız..
Selam ve saygımla
* * *
Oyyy bu ne güzel içli bir şiir.Tam bestelenecek bir eser.Ayağı,uyağı ile mükemmel...
Mısralar daldan dala savurdu,Mecnun gördüm sanki eyvah!
Bu gönül yangını daha çok yazdırır.
Şiirin felsefsine göre teselli edecek kelimeler bulamıyorum.
Eskiden köylerde aşık maşuğunu kaçırırdı.Kaçmaz ise atının terkine atıp dağ,bayır götürürdü.Ta ki maşuk da aşığını sevene kadar.
Üstadım kır at gerekir,hani Köroğlunu atı gibi.....
Şu ana kadar okuduğum şiirlerinizden en etkili en yürek yakıcısı idi. Kaleminiz ve kağıdınız çok olsun.saygılarımla...
hüzün perde perde
iniyorken geceye
bir yaralı gönül inler
bir aşık ah çeker
kimi ağlar kimi güler
hüzne meftunum diye
susar şarkılar solar güller
hüzün perde perde
iniyorken geceye
--------------------------------
Bana çok farklı geldi bu şiir hüzzam makamı nı özledi şimdi
yüreğim. Bulmalı dinlemeli şaire selam göndermeli hüzzam şarkılarından..
Kutluyorum çok güzeldi.
Öğrettiğin her şeyi beynimize kaydettik
Geçirmedik hayata hepisini zay ettik
Senin ile birlikte vicdanı da kaybettik
Ahmaklık kurşun ile vurulmuyor ki anam
.......
vurulmaz anam, vurulmaz,
sevilmez anam, sevilmez,
kurulmaz anam,kurulmaz,
sorulmaz anam,sorulmaz,
görülmez anam,görülmez,
girilmez anam,girilmez,
dedikelerin hepicek doğrudur bacım
gayrı buralarda durulmaz,
bu şiir gayri yorulmaz...
(not bizim ellerde anam ifadesi laf arasında anam bacım,anam babam,anam yavrum ikilemesiyle akranlarımıza hitaben de kullanılır,bende şaireye dediklerine katılıyorum anlamında ''tabi anam tabi''benzeri hitap ettim,geldiğimiz yerlere götürdü yine şaire akıllarımızı tıpkı babayı anlattığı (aslımı inkar edemem)şiirinde olduğu gibi,dil aynı,öz aynı,söz aynı g/özellikte,gıpta ile tebrik ettim gönlü büyük k/alemi)
Zamanın acımasızlığına en dirençli
Doğanın hırçınlıklarına dayanıklı
elleri çınar yaprağı
kolları ırmak akışı
yüreği dev
gönlü yüklü
gözleri kömür ocaklarında karpit ışığı olan emekçı adam..
İşçi
amele
ırgat
maraba
kesene/ kabala olan dev adam..
Git dese de şiir,
gitme kal derim sen koca dev adam/ çınarsız toprak / emeksiz yaprak olmaz ..
bir ploreterya'ya şiirdi,güzeldi ..
Genellikle şiire eklenen müziğ ve sesli yorumu dinlemiyorum.
Bu şiirin üstündeki bu emekçi ile şiirin oldukça bütünleyici ve anlamdaşlığı çok hoş bir görüntü olmuş..
Kutluyorum değerli şair Hasan Bey sizi,
Saygılarımla..
ben
ben yine de her şeye rağmen
yağmurda yürümek isteyenlerdenim anne
korkma ıslanmam
kaçmaz yağmur gözlerime
çünkü bedenime dar gelen ruhuma duaların perde...
Bırak yağsın yağmur ıslansın bedenin...
Yağmur rahmettir, berekettir...
Bırak kaçsın gözlerimize damlalar, tuzunu alır belki yıllardır ağlayan göz çeperlerimizin...
Ahh can kendimi kaybettim yine derinliğinde harikaydı yine canım Nar tadında ama bir o kadar da şiir tadındaydı can sonsuz tebriklerimle ve teşekkürlerimle, sevgilerimle...
Hayat her insanın omzuna eşit ağırlıkta çökmüyor işte. Zaman zaman hani gerekli gereksiz sızlanmalarımız var ya... Utandırıyor beni. Her sabah oğlunu işe götüren bir anne görüyorum ben. Oğlu tekerlikli sandalye de ve yine her akşam yine aynı anne oğlunu işten alıp eve getiriyor... Ve ben her sabah sadece utanıyorum bu durumdan.
Hepimiz bu hayat yolunda bir gün engelli olabileceğimizi düşnsek mesele elbette ki daha kolay çözülecek ama...
Tebrik ederim günün şiirini, gören ve gördüğü anda kabına sığmayan yüreğe ayrıca teşekkür ederim Safiye Sultan.
Zaman var yaşamaya…
Zaman yok yaşlanmaya…
Sözcüklerin yerini değiştirmek, evdeki eşyaların yerini değiştirmeye hiç benzemiyor.
Yerini yadırgıyor anlam, can sıkıntılarının en uçlarında dolaşıyor belirsizlik. Üstelik ellerimi nereye koyacağımı bilmez oluyorum bazen. Manzarası tentürdiyot kokan hastane odaları iyi bilir bunu.
Güneş soğuttu kendini iyice usta. Aynı şehri paylaşıyor diye aynı oranda üşümüyor insanlar. Mesela sana bu yorumu yazmazdan evvel , manzarası özürlü hastane penceresinden sokağı izliyordum. Kalabalık oradaydı, korna sesleri , alaca ışıklar, konuşanlar, koşuşturanlar… Sonra bir çocuk gördüm, tinerci olması muhtemel. Üzerinde incecik bir kazak. Bilmem hangi gecenin karanlığından özenle inceltilmiş, siyah. Yıpranmış ve korunaksız bir o kadar. Hemen ilerisinde Belediyeden kadro almayı bekleyen mevsimlik temizlik işçisi Ali ağabey. Bir sigara yakmış. Rüzgar söver gibi esiyor sigarasındaki melankoliye. Hal böyleyken hangimiz daha çok üşü...
Hep aşk şiirleri/sevda ve ihanet şiirleri,
ya da,
Vatan millet sakarya...
Oysa toplumsal -gerçek yaşamda olup bitenlere bir türlü sıra gelmiyor derken,
Duyarlı ve gözlemci şairimizin "görme Özürlü" insanları konu alıp, güzelcene bir şiirle işlemesi ve toplumuna da gerekli mesajı vermesi çok olumlu bir süreç diye düşündüm.. Çok da iyi oldu derim.
Yani ; şair ve yazar dostlar şiir konularını biraz da toplumsal konulardan seçmeleri gereklidir sanırım..
Kutluyorum değerli Şair Safiye Hanım sizi,
Selam ve saygılarımla..
Sabrı bırakma sabır taşı desinler
Sen gül at onlar taş atsınlar
Sabırla yüreğini doldur ilim ile işle
Sana taş atanlar utansınlar.
hece şiiri mi serbest şiir mi formatı tam anlayamadım...
tebriklerimle...
dün akşam özel bir toplantıda kürsüye çağrıldı gardaşım
gönüller dolusu alkışlarla teşekkürü bu şiirle hak etti
onurumuz, medar-ı iftiharımız, emek verenimiz gardaşımız
teşekkürler hassas yüreğinize kaleminize şiirinize
alkışlar
Vicdan hesabı yapıp koyamazsak kefeye
Ahrette taşlar yağar bizde ki bu kafaya
Siz helallik vermeden eremeyiz sefaya
Beyaz bastonlu canlar bağışlayın bizleri
denilmiş...
söze gerek yok...
duyarsızlık had safhada...
anlık tesirler süreklilik arz etmeyen tedaviler...
ah insanlık...
Safiye sultana yakıştı...
Kutladım...
Kapat gönül kapını
Aralık bırakma
Aşka meyledip kendini unutma
Zaten sonbahar ardı ayaz
Açsan da açılmaz ki
Her taraf olur bembeyaz
Sanma ki durmadan dönecek mevsimler
İlkyaz çoşkusuyla dolsa da gönüller
Sabah güneşinin doğmadığı yerde
Akşam güneşi asla barınmaz.
aynen iştirak ediyorum bende şairin bu düşüncelerine
yürek sesi bir şiir okudum sayfanızda
kutlarım Sayın efnan hürmetler.
"Uzak da", " Uzakta" yazılacaktı sayın, saygıdeğer şiir ustası.
Affınıza sığınarak "en da" değil, " anda" şeklinde yazılması gerekirdi diyorum efendim.
Bir de sahi neden her kıtanın birinci mısraları ile ikinci mısraları sonunda noktalama işaret yok doğrusu merak ediyorum.
Açıklarsanız sevinirim, açıklamazsanız sizin bileceğiniz iş elbette yine şair olarak size hürmetlerimiz noksanlaşmaz.
Yanlış anlamayın lütfen.
Samimi selamlar.
Bitti hayallerim kâbus her düşüm
İnan ki bahtıma çoktan küsmüşüm
Olur olmazlara boyun büküşüm
_____Şu yalan dünyada ezdirdin beni,
_____Göçmen kuşlar gibi gezdirdin beni
İnceden inceye düşündüm durdum
Başımı taşlardan taşlara vurdum
Hayaller üstüne çok hayal kurdum
_____Şu yalan dünyada ezdirdin beni,
_____Göçmen kuşlar gibi gezdirdin beni
şiirin hangi dizesine tutunsam ki
her dizesi tam benlik bir şiirdi.
duygularıma tercüman oldunuz yine bu şiir ile
yıllardır aynı feryadı bitmeyen bir türkü gibi çağırdım durdum da yine de sesime ses vermedi bu zalım felek .
iki damla yaş süzüldü yanaklarımdan günümün ilk şiirinde
ehh ben sana ne diyem muhterem abim canın sağolsun hangi gün yaş dökmediğim bir günüm oldu ki
bu günde senin sayfana damlasın gözyaşlarım
aldım bu şiiri gönül heybeme saygılarım kalsın sayfanızda hürmetler.
karanlık odalar...
çocukluğumun en belirgin anılarından biridir kiracısı olduğumuz evin karanlık odası...
az güneş gören, girince ruhumu rutubet kokusuyla karşılayan, uyumadan önce hep içimi ürperten karanlık oda...
olsaydı yanımda annem... korkmazdım belki, bu kadar derin izleri kalmazdı aklımda
sitemim çocukluğun anılarınaydı hep...
şimdi...
içimdeki karanlık oda/lar var
keşke o rutubet kokulu karanlık odada yıllarca çocuk halimle yaşayabilseydim... o korkular, o ürpertiler meğer oyunlarımmış benim
karanlık oda/larda gezinirken duvarlarında ışıklar yakıyorum şiirlerden
kaç şiir söndü bitirip kelimelerimi
şair şiirden ışıkları yak karanlık odalarda, ıslık çalarken bir melodi tuttur mısralardan
bir beste, bir renk, bir orkestra hüzünlerden, yaşanmamışlıklardan
korkma sen yine, öğrendiğin gibi yürü karanlık odalarında, yaşın önemi yoktur çocukluğunu yaşamakta
engel değildir uymayan kafiyeler, sayısı tutmayan heceler
...
Tek bir hamlede yere yıkarım inan seni
Tırnaklarımla kazır sökerim inan seni
Üstüne kezzap döker yakarım inan seni
Unutacaksın onu anmayacaksın gönlüm
Gönüle söz geçmez ki... Geçer gibi dizmişsin dizeleri Safiye Sultan. Ama ne yalan söyleyeyim haklısın elbette ki hepimizin zaman zaman yaptığı bir iş bu. Topla kendini, kafaya takma demişsin yüreklendirmişsin, ben sana bakarım sahip çıkarım, haydi tut elimden, birlikte bi bu işin üstesinden geliriz diye bir güzel de avutmuşsun kırık gönlünü.
Fakat ben nedense en çok son dizeyi beğendim. Nasılda tehdit dolu dizeler dedim içimden. Hadi bakalım kolaysa çıksın şimdi senin sözünden. Korkulur senden şairem, kezzap falan... Yazan yüreğin hiç kırılmasın arkadaşım yoksa başına gelecekler hiç de yenilir yutulur cinsten değil hani.
Demedim mi ben sana inanma aşk meşke
Sahi yukarıda okurken biraz nasıl desem kelime düştü sanki
Demedim mi sana inanma aşka meşke
Diyerek "ben" i atıp ...
yazmak mı yakar yüreği, yanan yürek mi yazdırır?
şair yüreğini açmıştır şiire, usulca sırlarını fısıldamıştır bile bile bu sırları saklamayacağını...
ne zaman yorulur şair, ne zaman biraz al şu yükü sırtımdan der mısralara
hani cayıp mısra aralarına sırlarını saklamaktan... şair bu şiirde yüzde gülen yürekte yanan hallerini anlatmıştır
yüreklice, cesurca
ne vakit yazdığının ip uçlarını vermiştir biraz okuyucusuna, içindeki yangınları resmetmiştir sevgiliye
sebep kendinden olmasa da, yangınlardır hep kalemine sıçrayan
ve
şair yangınıyla hasbihaldedir... bizlere de kalan oturup dinlemek kalmıştır satır aralarındaki hüzün şarkılarını ki kendi yangınlarımızı hissederek...
tebrikler şair, şairin hüznüne renk vermek sevgilinin ellerinde... güzeldi
Ne güzel bir resim!
Ne kadar masum bir yavrucak.
Sayın Ozanım çok güzel bir şiirinizle güne güzel başlamanın mutluluğunu kalbime ektiniz.
Kini-nefreti,yalanı -dolanı,şanı-şöhreti,Japonyayı ,Çini sevmeyeni biz de severiz.Kalbimizin bir köşesi işte bu da bizden diyorsa, bir nebze de olsa tatlı bir tebessüm yüzümüzde vuku buluyorsa sevincimizden dolayıdır.
En uzak diyarlardan vatanını bu kadar seven insan görmedim.Vatanını seven en mukaddes varlık olan annesini de sever.Annesini seven tüm insanları sever.ondan dolayıdır ki,daha evvel de bu tarz şiirlerinizi hep beğeniyle okumuşumdur.
Gurbetçi vatandaşlarımızın bir kanadı kırıktır hep.Yaşam koşulları kendi vatanından ayrı düşürmesine sebeb olmuştur.
Fakat kaf dağının ardından bile seslenen ozanlarımızın olduğu sürece,sevgi,saygı,barış,,,,hep sürecektir.
Kıymetli ozanım ve kıymetli ağabeyim,bu nadide eseriniz için sizi can-ı gönülden kutlar tebessüm dolu anılar dilerim.Saygılarımla...
Ben âlimim diyerek cahili hakir gören
Olur olmaz sözlerle garip kulları yeren
Söylediği söz ile çömeze ilham veren
Diploması elinde yolda kalanlar gördüm
Mütevazi ol biraz görenler adam sansın
Paylaş âlimliğini kullar duayla ansın
Düşman değilim ona istemem içi yansın
Ardında iki başlı koca yılanlar gördüm
tek kelime ile harika çalışma...nasihat veren ve ibretle okunacak kafalara kazınacak mükemmel güzellikte eser...
işte böyle şiirler yazılmalı...takdirlerimi sum-narım..en güzel şiirleree..