Her zamankindendi...
Anlamla ölçü bir sahnede dans ediyordu ... Aşka yaranabilmek için....
Aşk durmuş sevgilinin gözlerinde fark edilmeyi bekliyordu...
Umarım fark etmiştir sevgili.....
Tebrikler...
Kısa,öz ve eğitici...Diğer öykülerinizde olduğu gibi.Eğer yapmadıysanız ,iki çocuk annesi olarak diyorum ki bu öykülerinizi seri küçük kitapçıklar yapın ve bir çok çocuk faydalansın.
Tebrikler,selamlar.
Buram buram kültür, burcu burcu maneviyat kokuyor güzide sayfanızda. Yunus, Mevlâna, Yesevi, Fuzûlî, Bâkî, Yahya Kemal gibi Türk Edebiyatı'nın ve İslâm dininin gelişmesine katkıda bulunmuş mümtaz şahsiyetleri yâd etmeniz yüreğime su serpti doğrusu.
Şiir her zamanki tadında; sözcükler dizelerin arasında raks ediyor âdeta, üslûp akıcı ve sürükleyici.
Hangi kaynaklardan nasıl beslendiğiniz aşikâr, abartısız söylüyorum her şiiriniz eşsiz güzellikte. Ben, şiirlerinizi okurken sözcüklerin büyülü dünyasına gidiyorum ve dizelerin arasında kayboluyorum.
Hocam, yüreğinizden ve ellerinizden öpüyorum. Selâmetle...
"Gitme ne olur" diyorsa ,sevda çok derinlerdedir elbet..
Bilirmisiniz ayrılığın ne olduğunu,
Yaşadınız mı ayrılıklar,
terlediniz mi her ayrılık sözü duyuşunuzda
değilse,
anlamazsınız bunları yaşamamışsanız /bekâra kolay gelir karı boşamak
Ve ölümü bile göze alıp bu ayrılığı önleme kararlılığı hiçten olur, mazallah !
İyi kurgulanmış, sağlam basmış iyi ve güzel bir hece şiiri okudum.
Kutluyorum şair azaptar sizi ...
Dört mevsim, yeniden doğuş,yeniden sevdalar ..
Baharda atılan tohumlar,taze doğuşlar ve başlangıçları umutların ,sevgilerin
Ve
Sonbaharı gelir her baharın ilkinden sonra,
Hazandır,hüzündür, dökümdür ama, tohumların toprağa düştüğü mevsimdir, Gelecek bahara yeni bir doğumun/ yeni bir başlangıcın hazırlığıdır, teleşındaki bu yoğunlun !
" Kim bilir birdahakı son baharda
Kac türkü çalınacaktı ayrılıklara
Kim bilir… "
KİM BİLİR ?
Şiir olarak yazılmışsa şiir, okunulacak şiir olur.
Bu şiir gibi olanı yani .
Kutluyorum sizi değerli şair Huma ...
Neye baksam sensin
Neye dokunsam sensin
Yerde sen,gökte sen / dalda taşda/ ağaçta kuşta sen...
Şimdi yoksun ya
şimdi hayallerinle yaşayan benim / sana kavuşuncaya kadar sakın kimseler dokunmasın sana, verme elini başkalarına,
Sen benimsin, bunu unutma !..
Kurgu, örgü ve duygu ahenk içinde olup bir güzel hece şiiri oluşturmuş. Usta elinden çıktığı hemen belli olan bir şiir di okuduğum.
Kutluyorum değerli şair Ömer Bey sizi..
Şu bir şiir bile ne kadar derin bir kaynaktan beslendiğinizi gösteriyor hocam.
Anlaşılan o ki siz pınarın gözünden içiyorsunuz suyunuzu.Bulanmış kirlenmiş sularla işinizin olmadığını ne kadar da güzel anlatıyor şiir.
Ecdad yadigarı bir kültür ne kadar mübarektir.Teker teker süzerek zamanımıza taşıyan bir yüreğin kaleminden sözülünce,gönlül telimi tam on ikiden vuruyor doğrusu.
Ve şiiriniz bana bir kere daha gösterdi ki zorlanma ile ortaya çıkan şiirler o kadar iti ci oluyor ki.Sizin şiiriniz bir çağlayandan çağlayıp akan suyun şırıltısına benziyor.neden mi çıktığı kaynakta zorlanma yok.Tamamen o kültürü solumuşsunuz.O işte ustasınız da ondan.
Tebriklerimi sunuyorum hocam
Ardından imamın sesi:
"Nasıl bilirsiniz?"
"İyi biliriz,"diyerek hep bir ağızdan,
Başlattılar vaveylâyı!
Ahlar, vahlar arasında zikrederek Mevlâ'yı;
Kapattılar bir çukura,
Havari nam BAŞOĞLU Bekir Hocayı…
BU ÜLKE KÖY ENSTÜLERİNE ÇOK ŞEY BORÇLU KIYMETİNİ BİLENE
TEBRİKLER
Ben de bu siteye Neşter vuracağım galiba .
Ayda bir uğruyoruz uğradığıma pişman ediyor
Mübarek açılana kadar sinirimden 5 sigara içtim vallaha birde dörtlük yazdım .
Tebrikler şairim ,
Şiirlerin okuyana haz veriyor .
Adeta bir canbaz gibi kelimelerle oynuyorsunuz .
Şairlikte bu değil mi ? kelime canbazlığı , birazda duygu katınca tadına doyum olmuyor.
Fazla söze ne gerek var .Tek kelime yeterli Harikaaaaaaaaaa
Bir kez daha kutluyor buda benden olsun diyorum selamlarımı gönderiyorum
Yanağından verdiğin ilk hediyen saklımda
Yokluğun dolduruyor her gece düşlerimi
Gözlerin gönül suyu dudakların aklımda
Hep seni düşünmekten bıraktım işlerimi
Daldım derinliklere başım dalgalı yine
Dalgalar yüreğimde bin bir halkalı yine...Zaralı
Şiir yazma duygu işidir.Şair kendisinin kurduğu utobik atmosferde eseri vücuda gelene kadar hani derler ya ''dokuz doğurdum'' onun gibi bir durum yaşarlar.
İşçiliğini konuşturur.O esneda rahatsız edilmek istemiyor.Çünkü kafası ve yüreği o esere odaklanmıştır.Çevredekiler olup biteni anlayamaz bazen ne düşünüyorsun diye de sorarlar.
Ne anlatacaksın ki,seni anlasalar idi zaten yazmana gerek kalmazdı.
Mürekkep kokusu cinnetle buluşur ya
Evet beyaz sayfaya aktarılan duygular,kendi dünyasında kavrulup pişer.
Şair aslında kendinden yola çıkarak bu işe gönül vermiş dostlarının da duygularını aktarmış oluyor.İnsan kendisiyle aynı düşüncede olan kişilerin varlığını gördükçe teselli bulmaz mı?
Şiirsel düşlerin şiirsel yolculuğunda ilhamınız bol olsun Sayın Efiloğlu.Saygılarımla...
ne derler hocam
meyva veren ağaç taşlanır
veya
kedi uzanamadığı çiğere mındar der
onu diyenin kaç tane edebi eseri vardır merak ederim
olmayınca böyle konuşur işte
ve unutmadan
duygusuz bir şair hiç duymadım ben
siz duydunuz mu
kutlarım güzel cevap vermişsiniz
Sevene bir yürekle oynamak en tehlikelisidir oyunların.Elbette kimse üzüleceğim diye sevmez. Hoş dizelerdi. Ama keşke üzerinde biraz daha çalışılmış olsaydı.
Şimdi gönül yarama cerrah vursun neşteri
Artık kabuk tutmuyor mahşere kaldı şafak
Beni helâk edenin sol yanımdadır yeri
Belki de o didâra dıştan görünür parlak
Yıllar yılı bekledim Eyüp gibi sabrettim
Dile mühür basarak isyan değil şükrettim
Yüceler Yücesi’ni sevdim senden ötürü
Yunus’un zıttı oldum ummuyorum hoşgörü
Her şiirde bir mana her şiirde bir gayya...
Derin bir kuyu..
Dipsiz bir uçurum...
Sindirmek ama sindirirken Yunus gibi Mevlana gibi gönül indirmek gerek....
Sizi okudukça hece şiirine hayranlığım daha da çok artıyor...
İyi ki varsınız ve iyi ki yazıyorsunuz...
Tebriklerimle...
Gülerken ağlıyorum şimdi muğallaktayım
Kâh tufan kâh yangında gamlı bir konaktayım
Cerrah vursa neşteri özümüzden yine aşk çıkardı şair. Ki dizeler de bunu söylüyor. Aşkın yakan halinde hep muğallaktadır insan. Ağlatırken güldüren yada tam tersi güldürürken ağlatan bir olgudur işte aşk. En çok da gamlı bir konakta misafir eder yüreklerimizi...
Öte yandan teşekkür ediyorum, şahsım adına.
1/muğallak
Tezgâhtaki ipleri germeye ve ayırmaya yarayan araç./
2/muallak
1. Asılmış, asılı. 2. mec. Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış/
kelimeyi yanlış yazdığınızı sanmıştım ben. Ama bir birine çok benzede şair işiydi muallak değil de muğallak kelimesini kullanmanız nasıl desem çok mutlu etti beni. Yeni bir kelime öğrendim. Şöyle ki "gerilip ayrılma noktasına gelirken" ilk manada yani sizin yazdığınız ve benim şimdi öğrendiğim manasıyla "asılı kalmak elbette ki benzeş ama sürencemede kalmak daha başka bir detay.
Bunun için ay...
Yukarıdaki şiirim, şiir ve şairi bilen siz dostlarıma ithafen yazılmamıştır. Dün, öğretmenler günü sebebiyle gittiğim öğretmen evinde, üç beş arkadaşın çevrelendiği bir masada gelen teklif üzerine şiirlerimden bir tanesini okurken bir densizin söylemiş olduğu söz üzerine yazılmıştır. Söylediği de şu: " Senin şiirlerin çağdışı, günümüze hitap etmiyor. İçi boş ve duygusuz. "
Belki kendi açısından haklıdır. Böyle bir günde, bu cevabı vermenin yeri olmamakla birlikte yine de kendisine saygı duyuyorum. Ancak, kim ne derse desin ben, Ömer Öner/Şenol Çetin/Mehmet Kaplan/Ahmet Hamdi Tanpınar/ Yahya Kemal Beyatlı gibi imbiklerden süzüle süzüle buralara kadar geldim. Benim işim Türk insanına kendi kültürümüzü aktarmaktır. Hocalarımın hocaları da bunu yapmıştır.
Dostlarım bilginize. Selam ve sevgilerimle. Ömer Öner ( Emekli Türkçe Öğretmeni )
Öğretmen evleri ve öğretmen.İçinde öğretmenden başka herkesin barındığı kaldığı bir yer.On yıl kadar oluyor tiksindim o yerden ...
İşte renk bu
Fark yaratmak ise ne güzel bir açılımdı ortaya konan
Sahi
Anne ve babalar da gerçek manada bir öğretmen ve eğitmen değilmiydi.
Yanımıza gelen kardeşlerimizin çıraklıklarını yardımlarımızla çıkarmamışlar mıydı
Her zaman her yerde ve her şartta öğretmeli ve öğrenmeli insan
Hayat devam ettikçe birer talebe değilmiyiz hayat okulunda
Yazınızı çok ama çok beğendim
Sıradanlığın dışına taşan güzel bir tad vardı
"Unutamadığım bir An" da
Yürekten tebriklerimle Aysel Hanım
Selam ve sevgilerimle
"Gözyaşlarımı nasıl zapt edebilirdim ki? Dilim geçici bir süre görevini gözlerime bırakmıştı. Gözlerim teşekkür ediyor, gözyaşlarım mutluluktan uçuyorum diyordu. Bir kez daha kucaklaştık birbirimizle. "
Aysel hanım,işte yaşanılası hayatın kısa bir özeti bu cümle...Ne diyor Mevlana hz.."Gün oldu bir günde beş yüz öğretmenim oldu benim " bu nasıl olur üstad dediklerinde...bana bilmediğim bir şeyi öğreten benim öğretmenimdir. diye çok ama çok önemli bir konuyu bizlere anlatmış oldu...
Tebrikler Öğretmenler gününz kutlu olsun...O iki gönlü güzel dostlarada selamlar
Dün epey uğraştım bu şiir için :) Okuyup yorumlamakta işin en keyifli kısmı oldu....
Tam Safiye Samyeli kalemine yakışır tarzda güzel bir serbest şiir ... Resimde bir hayli pozitif ve şiire uygun olmuş güzel bir seçimdi doğrusu...
Kutluyorum Safiye ablacım ne kadar yaşlansak da içimizdeki çocuk hiç büyümesin diyorum...
Saygımla....
Bu şiiri dün büyük bir heyecanla okudum....Duygularıma tercüman niteliğinde olması etkisi altında bırakmıştı...Ve yıldızını da vermiştim ancak sistemden kaynaklı hatalardan dolayı dün çok az şiir yıldız aldı...İnşallah bu gece telafi edeceğim...
Çok güzeldi Hasan Bey, bilhassa yaşanılan kırıklar sıkıntılar ve hicranın bir sonunun olması gecenin sabaha kederlerin sevince ermesi beni çok mutlu etti...
Zaman zaman insan hayatında yaşanılan tatların acıların şiirsel bir dille serbest nazımla kaleme alınması okuyucunun kendi hayatına endekslemesi mısralardan bir pay çıkarması şiirin şaiiri için artı bir avantaj sağlıyor...
Bu noktada başarılarınızın devamını dilemek kalıyor bana...
Canı gönülden tebrikler...
Aşk sancısı öyle bir şey ki diğer bütün sancılar bu hikmetli sızının yanında hiç kalır... Acıların Tanrısıdır aşkın sızısı...Kendini kabul ettirmesini bilir bir girdimi kalbe kahrıyla lütfuyla büyüler insanoğlunu ve katlanmaya belki de o acıyı yaşamaya endeksler... Şair ilk bentte bunu anlatıyor...Yani benim anladığım bu...
Yanılma paylarımı şairin zengin gönlüne ve hoşgörüsüne bırakıyorum....
Hani, pişmek yanmak kadardır ya!. Fuzuli'ye göre aşk
öyle bir ateştir ki, ruhları bin temizler; kirinden arıtır ve gönülleri yaktıkca ışığa itibar kazandırıp
rütbesini arttırır. Aşk işinde başarılı olmak, sevgilinin iltifatını ve aşkını kazanmak için
bu yanışın derinlikli olması gerekir.
Ne kadar çok yanarsa aşık, o kadar pişer bu meydanda.
Bütün dertlerin çaresi aşktır...Şair de öyle demiş zaten yazarak aşkı daha derinden yaşamak , damarlarına kadar hissetmek
Hissettikçe yanma arzusuyla kıvranmak istemiş...
Bu düşüncelerle değerli şiirini...