Bir kere daha elden geçirilmiş halini okumak isterdim.
Tekrarlanan cümleler ile yazımı bende çok yaparım, ne kadar kolay gibi gözükse de bu siirinizde olduğu gibi ara ara yazanı da okuyanı da kasıyor, bütünlüğü korumak zor oluyor.
Farklı bir gözden ve kalemden İstanbul'u okumak güzel geldi, kalbinize sağlık...
Sevgili Kardelen hanım,sizin şiirleriniz çok duygusal okurken hep bir yerlere götürüyor beni.
Bu şiirde öyle,yanlız okurken kulağa daha hoş gelmesi için,şiirin üçüncü mısraların kafiyeleri farklı olsun.
Yaralarım göz göz dinmiyor sızım
Tükendi dermanım tutmuyor dizim
............................................. işte bu nokta nokta olan yerler serbest olsun.
Ezelden ebede öyle yalnızım
Tebrik eder,başarılar dilerim.Sevgilerimle.:)
Eyvallah şairm.
Şiirinizi dört beş kere sesli olarak okudum.Bununla kalmayıp, çok güzel bir sesim olmasa da türkü gibi okudum.Çok güzel bir türkü çıkacağını düşündüm.Müzikten pek anlamam ama bu işin ustaları fark ederse çok güzel hüzün yüklü bir türkü ortaya çıkar diye düşünüyorum.İlk iki kıta üzerinde biraz bağırdım çağırdım işte.
Bilmiyorum Şarkı bile çıkabilir.Ddeim ya ustaların görmasi lazım .Ama inanın çok güzel türkü çıktı:)Bir bağlama eşliğinde düşünüyorum da neffis bir türkü olur.Kendi sesimden biliyorum kulağıma hoş geldi.
Kutladım bu güzel kalemi.
Gönlünüze yüreğinize sağlık.
İlhamınız daim olsun kalem dostum.
son kuşlar çekilmeden
siluetini emanet ettikleri gölleri bırakarak
acele etmemek gerek diye düşündü,
zaman var hala yaşamaya...
serbest şiirin imge gayyasında kaybolmadan konuyu gayet güzel bir şekilde ifade etmiş bir şiir...Orhan Veli'nin şiirlerini anımsadım...,
acele etmemek gerek diye düşündü,
zaman var hala yaşamaya... bölümünü çok beğendim....
Tebrik ederim...
Herşeye rağmen güzeldir hayat ve elbette ki herşeyden kıymetlidir yaşamak. Hastane duvarından yansısa bile her yerden baskın bir beyaz, inadına daha bir umut salınır insanın içine beyaz beyaz. Aslında tam da damarlarının derdindedir insan ama kendine bile itirafa yanaşmak istemez.
Ve şu resim irkiltti beni. Hep araçla geçmişliğim vardı şimdiki haliyle o yalnız ve geniş koridordan. Bir kez de yürüyerek geçmek nasip oldu Karacaahmet yolundan. Trafiğin yoğun olmadığı bir saat miydi yoksa herkes o yoldan geçmeye imtina mı ediyordu o gün yoksa ben mi korkuyordum ama çıtı çıkmıyordu ne araçların ne de benim gibi yürüyerek geçenlerin. Ölenlere saygıdan mı demeli bilmiyorum ama ürkek bakışlarla, yaşadığımın farkına varılmadan geçip gitmek istediğimi hatırlıyorum. Yine de gözüme ilişen mezar taşlarına bakıp bir zamanlar yaşamış ve şimdi mezarında yatan tüm o insanları tek tek düşünüp hüzünlendiğimi hatırlıyorum.
Aynı duygunun çok daha ağırını Piyerloti'ye çıkarken yaşıyor in...
Sabah geldiğimde sayfa böyle değildi.Her hali ile bir ustanın elinden çıktığı gün gibi aşikar.
Fon ve sunum göz alıcı gönül doyurucu...
Şiir ise ustanın gönül imginden süzülerek bize kadar gelen nadide bir eser.
Hep şunu söylerim.Gönül insanlarını,iyi insanlarını yaptığı eserlerle gelecek kuşaklara taşımasını bilen kişi arkasında sadaka-i cariye bırakmaktadır.Bu insanların gönüllere taşınmasını sağlayarak bir nevi onların bir ışık gibi yayılmasını sağlamaktır.
Aşık Feryadi' yi ben duymamıştım daha önce.Sınır boylarından gelen eşsiz bir ses olarak Melahat Hanım'ın şiiriyle tanıdım.Şair bilir ki , bu toprağın ozanına aşığına hasretim ben.Türküleri severim.Türkü söylerim.Türkü dinlerim.Böyle bir güzelliği bana getiren şiir ustasının gönlüne ve yüreğine sağlık diyerek sonsuz sevgi ve hürmetle selam ediyorum...
Maksut Feryadi©
1961 yılında Arpaçay’ın Sosgert (şimdiki adı Taşdere) köyünde doğdu. Asıl adı Maksut Koca’dır. İlköğrenimi köyünde tamamladı. Olanaksızlıklar nedeniyle öğrenimini sürdüremedi.
Küçük yaşlarda müziğe ve halk şiirine ilgi duymaya başladı. İlk bağlama derslerini babasından aldı. Sonrasında ise kendini geliştirdi. Önce yöresindeki, daha sonra ise başka bölgelerdeki birçok aşıkla tanıştı ve bilgisini pekiştirdi. Ancak asıl ustası ve mahlasını veren kişi ise Sosgertli Hicrani (1899-1978) oldu. Önceleri usta malı türküler de dile getiren Feryadi, zamanla kendi türküleriyle duyulmaya başladı.
Çeşitli etkinlik ve yarışmalarda, birincilikler de olmak üzere birçok ödül aldı. Ayrıca aşıklık geleneğe ve halk şiirine ilişkin söyleşi ve konferanslar vermesi için Harward Üniversitesi tarafından ABD’ye davet edildi.
1996 yılında kurduğu Halk Ozanları Kültür Evi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Feryadi, bugüne dek 15 albüm hazırladı. Bazı şiirleri ders...
son bahar gibi sarı bir hüzünle karşılıyor şiir okuyucusunu
ılık bir rüzgar hissediyoruz yüreğimizde incecik
yüreğinize sağlık hocam, diğer şiirlerinizden farklı bir anlatımdı sanki
tebrikler
Mütevazi ol biraz görenler adam sansın
Paylaş âlimliğini kullar duayla ansın
Düşman değilim ona istemem içi yansın
Ardında iki başlı koca yılanlar gördüm
Mütüvazilik insanda en üstün keyfiyyetdir..şöhret güre bilmez şöhret esiri..
Atalar "Alim olmak asandır,insan olmak çetin","Ağaç bar verdikce başını aşağı salar" demişler...
Diploma neye yarar ki, onu taşıyanın insanliğa, topluma bir faydası deymese?
Safiye hanım her zaman toplumsal içerikli şiirlerinizi beğeniyle okumuşum bu şiiriniz de dahil...
Kutlarım.. düşüncelerinize sağlık,ilhamınız bol olsun..
Daha da ne olacağımız,
neler yapacağımızı da biz bilmiyoruz !
Bilse bilse; Emperyal babalarla Uluslararası sermaya patronları ve silah baronları bilir bunu !
Tam bağımsızlıktan tam bağımlılığa geçtik,
Yurtta ve dünyada sulh dan komşu ülkelerle dalaşa başladık,
Bariş yerine düşmanlıklar tesis ettik
Toptan zenginliği ve refahı, eski REFAH' lılara devrettik,
Çağdaş eğitim kurumlarını tarikat evlerine,yurtlarına dönüştürdük,
Birey- yurttaşları mürid , emir kulu, kapıkulu yaptık,
Hukuku ulemaya bıraktık hak ve adaleti de ahirete,
Balı zehir,
Emeği sömürü kıldık ....
ve daha neler neler ..
Sevgili Atam;
Bizi affetme ne olur ! Yüzümü yok sana karşı..
Yolundan çıktık/ kolundan çıktık da, yol almaya başladık uzak doğu ülkelerine ..
Değerli şair Ahmet Umut Bey,
"Bir dokun bin ah işit" diye buna denir sanırım.
Büyük ve Yüce değerimiz Atatürk'e hazırlayıp sunduğunuz bu gerçekçi ve iç ...
Bir şarkı dinler gibi sizi okumak.
Aşkın küskün hali.Aşkın küskün halinin mızrabın saza vurduğu gibi kalemin kağıda vurması halinin şiir olarak yansıması.
Hecenin çok güzel örmeklerini okuyorum hep sayfanızdan ve gıpta ile bakıyorum.
Aşk varsa gerisi vesaire demiş şair.
Keşke hiç küskünlükler olmasa kalep kırılmasa
Selam ve saygıyla her zaman.
Kutluyorum
Ne sandın ya ?
Öyle kelli felli,allı pullu gördüklerine
Afralı-tafralı, attığınıı almaz, tuttuğunu salmaz gördüklerine
Tepeden bakan,yürek yakan gördüklerine
Süslü-püslü, boyalı cilalı gördüklerine .....
Safiyane niyetinle inanaır ve de aldanırsan, sonunda hüsrana uğrarsın işte böyle !
İnsanoğlu "kazı-kazan" şans oyunu kartına benzer.
Piyango satıcısına para verir bu karttan alırsın, şansım varsa para çıkar sanırsın/ ama aldanırsın işte böyle !
Kazırsın tırnağın bir köşesi yada bir cisimle kart üstündeki cilalanmış,kapalı kutucuğu bir heyecan bin umutla da;
Altından çokca (000000000) SIFIR çıkar... hüsran ,yanılgı, aldanma vs. İşte böyledir insanlar da. Kazı-kazan misali..
Hiciv de, taşlama de .. ne dersen de, ama şairin en güçlü silahıdır.
Yanlışlara,hatalara,haksızlıklara,yolsuznuklara, aldatanlara,sahte olanlara bu güçlü silahıyla saldırır şair. Bu olumsuzlukları yok etme niyetiyle. Çoğu zaman da etkili sonuç...
Sabahın seheri ne güzeldir.Çok merak ettiğim bir şey daha var aslında.Nurun sesi."Sabahın seherinde nurun sesi" Farketmek eylemi.Hep merak ederim , ama gerçekten bir merak bu.Nurun sesi nasıldır?Cevabını aradığım sorunun cevabı zaten şiirin birinci mısrasında saklı.Farkındalık.Farkında olmakla bulunamayacak şey var mıdır.yeter ki isteyelim .Bir iki görmüşlüğüm vardır.Bir delinin,diğeri bir garibin mezarının üzerine inerken.Gözün görebileceği en harika şeylerden biriydi doğrusu.
Her şiiriniz bir kapı açıyor hocam.Bir kapıdan diğer kapıya açılan sonu gelmez hazinelere doğru götürüyor.
Şiirinizi takip eden biri olarak belli bir ayrımda bulunmadan her şiirinizin güzel olduğunu biliyorum.Her değerli şey gibi bu da bir vergi meselesidir.verenin şanı büyük olunca verilenin değerinin pahası biçilemez asla.
Hangi yerden ışık aldığınızı az çok tahmin edebiliyorum .Tahminim is ancak doğruluğu ölçüsünde ben de değer bulanın ötesine geçemiyor hiç bir zaman.
terk etmek gerekiyor bütü...
Şaire yangın önce kelimelerde kıvılcım olarak gelir.Sonra tutuşur satırlar ruhun feryadını kor ateş gibi
döker dizelere.Şaire yanmak yaktığı ateşi ellerinle üfürmektir.Dumansız kızıla döner şair kalbi.
Sonra aklın ötesine taşar bu yangın tüm hüsranları katar közüne ateşin eşeler..
Ne çok acı vardır ne çok hüzün ve ne çok unutulmuş öfke nöbetleri.
Şaire yanmaksa şiir koskoca bir yangın oluşur bilinmeyen görülmeyen bir ocakta sürekli,
yanar yakar. Her cümle alev alır dile gelesi gönüle düşesi yemin edilesi sevdaların öyküleri gibi.
ŞAİRE YAZMAK YANMAKSA ŞAİR ŞİİR KADAR ATEŞTİR./ GÜLCENAZ
Beşeri olan insan bazen yoldan saparmış
Şöhret delisi olur olmaz işler yaparmış
Akıllı olan insan bundan bir pay kaparmış
Kör cahillerden bile şair olanlar gördüm
Diploması elinde yolda kalanlar gördüm
Göz gürünce gönül katlanmıyor değil mi Safiye Sultan. Ve bu gözler dur bakalım daha neler görecek. Şair diploması var mı bilmiyorum ki sahi. Bu iş elbette ki sadece yürek işi. Hepimizin bir yazma çabası var kendince, kendi derdimizi, hayalimizi anlatıp duruyoruz hepsi bu. En iyiyi ben bilirim diyen nice hamlar hep vardı ve olacakta, pişkin pişkin onlar yollarına devam edecekler elbette. Gören gözlerde ister istemez hiciv yazacak hemde böyle dize dize...
Tebrik ederim diplomasız şair.
Abla fena vurmuşsun...Yemin ediyorum o taşlar çok çetindi...Okudum bir daha okudum ve dedim ki Safiye Sultan'ın gazabından korunmak lazım ve dost kalmak lazım...
Bu nasıl şiir böyle ...
üfff hicvin kralını döktürmüşsün tebrik ederim....
:)))
Ben bu şiir sevdim ..
Kısaydı ( şiir kata kata değil,ata ata yazılandır )
Meramını bildik sözcüklerle anlattı ( imge-yoğun sarmalı yoktu)
az sözde çok anlam barındırdı,
Gökyüzü ile yer arasında gezdirdi okurken ..
Ondandır işte, ' ben bu şiiri sevdim' demem...
Ah bir de, dize sonlarına bu kadar yersiz noktalama işaretleri koyup da şiiri yormasaydık derim ..
Kutluyorum değerli şair efnam ,sizi ..
Özlem
hasretlik
özlem
kavuşmak isteği
ve
özlem , özlem...
Yüreğe oturmasın yoksa hasretliğin ,özlemin ateşi ....
Yerde,gökte
uzakta-yakında aradığı, hayellerle resmini çizdiği tek şey sevdalısıdır/ sevdiğidir..
Ünler uzaklara "gel" der,
haber yollar çağırır
şiieler yazar böylesi özlem bitsin diye..
Vuslat olmadığında da" YETSİN ARTIK" isyanı başlar..
Ne edem,ne diyem ki şair derman ola bu özleme.
Sabır,sabır ve yine sabır !
Kutluyorum değerli şair Safiye Hanım siz...
Sustun/m
Volkanlar misali kızıl lavlar içinde
Bir başıma kaldım
Avuç avuç göklere savrulurken küllerim
Ben yine dehlizlerde
Sanki yaşayan bir ölüyüm
Ne imam tekbir verir
Ne cemaat saf tutar
Müezzin sessiz okur duyulmaz aşk salâsı
Alnımın değdiği seccadeyle buluşurken gözyaşlarım
Ha çatladı, ha çatlayacak şakaklarım
şiirdi yüreğin koca harmana serilişi...
kocaman alkışlarımla .saygımla
Müezzin sessiz okur duyulmaz aşk salâsı
Alnımın değdiği seccadeyle buluşurken gözyaşlarım
Ha çatladı, ha çatlayacak şakaklarım
Sustun/m
Yine hasret
Yine hüzün
Yine gözyaşı doldu avuçlarım
Biliyorum bir hayalden ibaretti seninle yaşadıklarım
Aşk salası... Verilmez miş öğrendim. Aşkın bir düştü. Bir düşün ardına düştü gözümden damla damla göz yaşlarım. Ve sustum bende içimde saklı özlem ve hüzünlerimle diyen dizeler düşmüş şairem satırlarına hem de serbest kalemden.
Tebrik edip sustum bende...