Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Sabahattin Ali de Sinop Zindanında öyle demişti değil mi? '' başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Selam ve saygılar.
Bundan kırk- elli sene önce olsaydı '' Güncel bir konuyu ele almışsınız tebrik ederim.'' derdim ama günümüzde artık bu sorun ortadan kalktı diyebiliriz. Devletimizin en hassas olduğu konulardan biri bu çocuk gelinler meselesi. Yani üstadım şiir güzel de bence artık güncel değil. En azından Türkiye için güncel değil. Ayrıca şiirde geçen ''Ebrari tavrıyla, ülfet olmuş esiyor.'' dizesini - oldukça uğraşmama rağmen anlayamadım. Selam ve saygılar.
Değerli Şairim, Özgün bir sevda türküsü gibi... Seven hem kıyamaz hem kırılır...Çok kırgınlık daha çok sevmenin sonucudur... Kırgınlık elbette sevgiliyedir...Sevmeye değil.. Fakat yine de söylemlerin yari üzmemesine...kırmamadına özen gösterilir... Ne de olsa biriciktir...Seven kalbin sahibidir... Bu yüzden söylemler estetik ve naif yazılır...Kırgınlıklar kaymağa bala sarılarak sunulur... O yüzden de şiirler makbul olur elbette... Şiirinizde olduğu gibi... Çok tebrik ediyorum efendim. Kaleminiz yüreğiniz var olsun her daim.. İlhamınız ve ufkunuz hep açık olsun. Güzel günlere...
Analiz Biçim: Her kıta 4 dizelik. Son dize, Allah’ın bir ismini zikrederek “Kapına geldim” ile bitiyor. Bu tekrar hem nakarat gibi işliyor hem de şiire ritmik birlik veriyor. 7-8 sekiz hece arasında... Serbest mi? Hece mi? Karar veremedim. Aruz veya hece ölçüsüne tam oturmasa da serbest şiirden çok ilahi/mersiye tarzı bir ahenk var. İçerik: İlk kıta: Aşk ve teslimiyet. İkinci kıta: Dünyaya kıymetsizlik, Allah’ın zenginliği (El-Ganiyy). Üçüncü kıta: Allah’ın büyüklüğü (El-Mütekebbir). Dördüncü kıta: Günah ve pişmanlık, tövbe (El-Tevvab). Yani aşk → teslimiyet → büyüklük → tövbe sıralamasıyla ilerliyor. Çok dengeli bir yapı. Dil & Üslup: Oldukça sade, halk şiiri tadında, herkesin gönlüne dokunabilecek bir dil. Allah’ın isimlerini zikrederek anlam katmanını zenginleştiriyor. Bu, şiiri sıradan bir yakarıştan çıkarıp tasavvufi bir derinlik katıyor. &#128...
Bu şiir çok net bir ağıt – öfke – beddua üçgeni üzerine kurulmuş. Hem gazel tarzı tekrar eden nakaratlarla ilerliyor hem de hiciv – yergi – haykırış unsurlarını taşıyor. Sana bir analiz ve yorum sunayım: 1. Biçim Kısa kıtalar: Her bölüm 5 dizeden oluşuyor, son dize “Sizi … sizi” tekrarlarıyla bağlanıyor. Bu, şiiri bir tür marş veya ağıt gibi güçlü kılıyor. Kafiye örgüsü: İlk üç dizede ses uyumu (–ette, –den, –iniz, –lerde, –dunuz gibi) var, dördüncü dize ile son nakarat birleşiyor. Bu düzen şiiri hem akıcı hem de vurucu yapıyor. Hitabet: “Sizi…” tekrarları, doğrudan muhataba yönelen bir suçlama ve lanetleme tavrı taşıyor. 2. Tema Vahşet ve Katliam: Şiir, kadın ve çocukların öldürüldüğü, kanın sokaklarda aktığı bir zulüm tablosunu betimliyor. Din ve Ahlak Eleştirisi: “Böyle mi der dininiz?”, “Ahlakınız yerlerde” dizeleriyle zalimlerin sahte meşruiyet iddiaları sorgulanıyor. Tarihsel benzetmeler: Firavun, Nemrut gibi...
1. Yapısal Analiz Parçalı ritim: Şiir serbest vezinle yazılmış ama bölümlere ayrılmış olarak ilerliyor. Her bölümde farklı imgeler öne çıkıyor: yalnızlık – öfke – umut – hüzün – aşk – isyan. Tekrar eden çağrılar: “Azizim” hitabı birkaç kez geçiyor. Bu, şiirin merkezine bir muhatap yerleştiriyor. Ama muhatap hem somut (bir dost, bir sevgili) hem soyut (insanlığın kendisi, belki şairin kendi benliği). İkilemler: “Bir b/ölü iki iken aşk”, “hüzündür b/atıl bir gezegen”, “kimine düğün kimine ölüm” gibi dizeler, ikili karşıtlıklarla anlamı genişletiyor. Tarihsel göndermeler: Sırp Sındığı, Conkbayırı gibi tarihî isimler, bireysel yalnızlıkla kolektif hafızayı birleştiriyor. 2. Tematik Analiz Yalnızlık ve Hüzün: Açılış “Bir leğen dolusu yalnızlık” ifadesi, hem gündelik hem de ağır bir imge. Leğen gibi sıradan bir nesne, içine doldurulmuş bir kader gibi. Hüzün “batıl gezegen” diye tanımlanarak sanki geçerli, güvenilir olmayan bir yörüngeye y...
Hocam, şiiriniz içime dokundu. O küçücük kızın hayallerini, oyuncaklarını, hatta çocukluğunu elinden alan karanlığa karşı çok derin bir isyan var dizelerde. “Şu karanlık töreye…” diye başlayan her tekrar, yüreğimizde ayrı bir yara açıyor. Bu sadece bir çocuğun değil, bütün insanlığın vicdanına tutulmuş bir ayna olmuş. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Selam sevgiler 🌹
hocam, şiir, zalimliğin karşısında masumların yaşadığı acıları dile getiriyor. özellikle kadınların, çocukların ve açlıkla mücadele eden insanların dramını ön plana çıkarıyor. her kıtada zalimlere karşı tepki var ama aynı zamanda şehitlerin onuru ve mazlumların sabrı da hissediliyor. tekrar eden dizeler şiire güçlü bir ritim kazandırmış. sonunda ise “zafer hak’kın olacak” ifadesiyle umut ve inanç vurgulanıyor. selam sevgiler.
Bu şiirin havası çok tatlı ve içten. Sardunya üzerine yazılmış, klasik halk edebiyatı tadında, hem lirik hem de mistik göndermeler taşıyan bir eser. 1. Genel Bakış Şiir, sardunyayı sadece bir çiçek olarak değil, aynı zamanda güzellik, dostluk ve ilahî kudretin bir tecellisi olarak anlatıyor. Dörtlük düzeniyle yazılmış, kafiye ve tekrarlarla ahenk sağlanmış. Halk şiiri geleneği (özellikle koşma tarzı) ile tasavvufi bir bakış birleşiyor. 2. Ana Temalar Doğa ve güzellik: Sardunya’nın renkleri (pembe, beyaz, ebrûli), baş verişi, kıvrımlarıyla estetik yönü vurgulanıyor. Sanat ve sembolizm: “Yârin kaşı misali” benzetmesiyle çiçek, sevgiliyle özdeşleştiriliyor. Huzur ve dostluk: Sardunya, balkonun ve pencerenin süsü, insanın iç dünyasının yoldaşı gibi sunulmuş. İlahi kudret: “Sardunya’mın yüzünde, Rabbimin kudreti var” → çiçek, Allah’ın yaratıcı güzelliğini hatırlatan bir işaret. 3. Dizelerdeki İmgeler ve Anlam Kat...
Nejat Bey Üstadım çok güzel bir şiirdi. Derin, içten ve anlamlı nasihatlerle dolu.! Her dize, insanlığa dair erdemlik fısıldıyor: umut, paylaşım, dostluk ve sabır tavsiye ediyor. Hayatın özünü sade ama güçlü bir şekilde yakalamışsınız . Daha nice şiirli günlere Selam ve saygılarımla
1. Genel bakış Şiir, yalın ama sıcak bir içtenlikle yazılmış; aşkı doğa imgeleriyle bütünleştiriyor. Anlatıcı, sevdayı hem güç hem sığınak hem yol gösterici olarak görüyor. Duygu samimi, anlatım doğrudan; okuyucu kolayca bağ kuruyor. 2. Temalar Koruyuculuk ve şifa: “Korkularıma kelepçe vuruyor ışığın”, “Derdimi çektin, yıllarca öf demedin” gibi dizeler sevgiyi bir iyileştirici, sakinleştirici güç olarak sunuyor. Süreklilik / Vefa: “Dünüm, bugünüm, yarınım.” ve “Yıllar geçse de birer birer.” motifleri sevginin zamana direncini vurguluyor. Doğa ve kozmik benzetmeler: Güneş, ay ışığı, yediveren, martılar, samanyolu — aşkı evrensel, hem mikro (yaprak, bülbül) hem makro (samanyolu) ölçekte konumlandırıyorsun. Özdeşleşme: “Sonsuz sevdamsın, ömre bedel” gibi mısralarda aşkın benlikle iç içe geçtiği görülüyor. 3. Görsel-işitsel imgeler ve metaforlar “Sevgin, dallarımda yaprak yeşertiyor.” → aşkı hayat verici, büyüten...
şiir, yoğun duygusal katmanları ve imgelerle örülü zengin bir iç dünya sunuyor. Aşk, özlem, isyan, umut ve ölüm gibi evrensel temaları, metaforik bir dille harmanlayarak okuyucuyu derin bir sorgulamaya davet ediyor. Şair, ruhun gelgitlerini, geçmişle şimdinin çatışmasını ve yaşamın kırılgan ama inatçı doğasını ustalıkla işliyor. Özellikle "umudun bazen suskun bazen sivri dili" dizesi, şiirin ruhunu özetleyen güçlü bir ifade; hem teslimiyeti hem direnişi barındırıyor. Kelimelerin ritmi ve imgelerin akışkanlığı, adeta bir rüyanın içinde geziniyormuş hissi uyandırıyor. Kısacası, bu şiir, hem kişisel bir iç döküş hem de evrensel bir insanlık anlatısı olarak etkileyici bir derinlik taşıyor.Kutluyorum sevgili Gülüm...
Maalesef öyle hocam İnandığımız gibi yaşamak yerine yaşadığımız gibi inandığımız için bu gariplik Çünkü biz evvela islamiyeti yanlış öğrendik Tahkiki imanla değil taklidi imanla yaşıyoruz . Hal böyle olunca da yanlış aktarımlarla öcü gibi dayatılan bir dinin medeniyetini ne kadar doğru anlayabiliriz ki Ya da anlayabilenlerimiz ne kadar etkili anlatabiliyor. İslam ile gericiliği yanyana koyanlar çağdaşlığı batı olarak özümsedikçe böyle olması normal değil mi? Oysa ki medeniyetimize yön veren onca ilim, bilim ve din adamları medrese eğitimlerinden geçmiş onlarca buluşa ve yeniliğe imza atmışlardır. Alalade insanlar değil asla Ama unutturulmuş bir tarihimiz var maalesef. Herşey tam açıklığıyla anlatılmadıkça da böyle devam eder gider Zaten hazırcılığa alışmışız ne yazık ki bilgi elimize gelsin yeter Doğru mu, değil mi sorgulamadan inanıyor bir kısmımız Üzerine daha çok şey var yazılacak aslında T...
Hocamın hocası kalemin daim olsun her şiiriniz bana ayna tutuyor her mısranızdan bir çok hisseler alıyorum öğrenmek aşkı daha da haz lanıyor beynimde tebrik ederim rabbim ayağınıza taş değdirmesin saygıyla selamlıyorum
hocam şiirinde çok güçlü bir derinlik var okudukça insan hem kainatın büyüklüğünü hem de faniliğin ağırlığını hissediyor her satırında ilahi bir nefes, aşkın ve hakikatin izleri var ben ve sen üzerinden kurduğun o karşılıklar kalpte ayrı bir yankı uyandırıyor okuyanı içine çeken, düşündüren ve aynı zamanda huzur veren bir akış olmuş hem kudreti hem de aşkı bir arada taşıyan bir şiir bu insanın kalbine dokunan samimi ve içten bir söyleyiş var çok güzel ve sıcak bir yansıma olmuş hocam selam sevgiler
İnşallah gardaşım inşallah Rabbim ne yaparsa en güzelini yapar elbet bunun bir cezası olacak can-ı gönülden inanıyorum Hocam şiir çok etkileyişi tebrik ederim hayırlı geceler gönlüne yüreğine sağlık hayırlı geceler..
Tema ve Duygu Ana tema: Ayrılık ve kavuşma arasındaki gerilim. Duygu ekseni: Hasret, sabır, yanılgı ve kalıcı sevdanın acısı. Şiir boyunca “sanma” güçlü bir şekilde tekrar edilmiş. Bu, şairin ısrarını ve inatla sürdürülen aşkını vurguluyor. Dikkat Çeken Dizeler “Uykularımda aralanan bir kapı hasretin.” → Hasretin rüyada bile kapı aralaması çok etkili bir imge. “Gonca güle benzeyen sızı gözlerin.” → Sızı ile gonca gül arasında kurulan benzetme ince bir dokunuş. “Yanar içimde kor, sönmez hala ateşi.” → Klasik ama güçlü bir aşk metaforu. “Sevileni el bilip söner közü sanma.” → Ayrılığa rağmen sevdanın bitmediğini çok net anlatıyor. Nice güzel şiirlere...
1-Tema ve Ana Duygu Şiir boyunca “tuttuğum kalem” merkezde. Kalem bir yandan şairin iç dünyasını, duygularını ve hakikate bağlılığını yansıtan bir araç; diğer yandan bir kılıç, silah ve bayrak gibi toplumsal mücadele aracı. Bu da onu hem bireysel hem kolektif bir sembol haline getiriyor. Bireysel yönü: Hüzün, aşk, vuslat, hasret, gönül yaraları. Toplumsal yönü: Doğruluk, yalanı bozmak, zalime karşı çıkmak, cihat meydanında bayrak dikmek. 2. Benzetmeler ve İmgeler Şiirde sürekli güçlü ve çarpıcı imgeler kullanılmış: “Kağıdı ağlatır, yakar kavurur” → kalemin hem şifa veren hem de yakıcı yönü. “Kılıcımdır bazen kınından çıkan / Silahtır hadsize kurşunu sıkan” → kalemin savaş meydanındaki silahlarla eş değer görülmesi, kalemin kudretini vurguluyor. “Vuslatla dost olur hasretle ağyar” → kalemin insan ilişkilerindeki rollerini gösteriyor. Bu imgeler halk şiiri geleneğiyle modern bir söylemi bir...
Hem varoluş hem yokoluşu içinde barındıran kozmik bir aşk bu belki de evren döngüsü... Neticede tanrılar dahi kaçamaz kendi trajedilerinden! Dikkat edilmeli; tutkulu birleşmelerin sonu mutlak başlangıcıdır kozmik felaketlerin... ve bilmekse sonsuzluk boyu yanında taşır yalnızlık ve varoluşsal acıları. Ve Freya da şunu unutmamalı; Odin kaybetmiş olsa da tek gözünü tekinsiz karanlıklarda gezinen tutkunun  görür/hisseder her haraketini... Tebriklerimle... Şiirle kalın ve Sevgiyle
Hocam yürekten gelen dizeleriniz insanı derinden etkiliyor. Hayatın iniş çıkışlarını, acıyı ve umudu bu kadar içten dile getirişiniz çok kıymetli. Okurken hem hüzün hem de güçlü bir ruh hâli hissediliyor. Finaldeki “Umudun bazen suskun bazen sivri dili” ifadesi ise şiire çok anlamlı bir mühür olmuş. Kaleminize, emeğinize sağlık hocam. Selam ve muhabbetlerimle.