Şiirin başlığını okuyunca ürperdim bir an.
Rabbim annenize sıhhatler versin inşallah.
Selam ve saygılar.
Osman hocam hüzün ve hasret kokan şiirinizi can-ı gönülden tebrik ederim kalemin daim ilhamın bol olsun Gardaşım selamlar sevgiler hayırlı cumalar
Gül hocam güzel şiirinizi can-ı gönülden tebrik ederim kalemin daim ilhamın bol olsun hocam selamlar hayırlı cumalar.
Takip ettigim günden beri gördüğüm özellikle tasavvuf siirlerinde, ruhsal tasvirlerde oldukça başarilisiniz. Bu da sizden okudugum güzel siirlerden birisi.
Gönül görülmez, ama her şeyimizi sakladigimiz sandığımiz...
Selamlar saygilar
Belki çok gaddarca bir düşünce olacak ama elimde bir yetki olsa şu sosyal medyanın hepsini kapatır milletin elinden de telefonların hepsini toplatırdım.
Yav üstadım tamam teknolojinin nimetidir bir şey demiyorum ama milletçe sosyal medya manyağı olduk.
Ne ahlak kaldı ne edep.
En büyük sebebi de bu sosyal medya .
Allah sonumuzu hayır eylesin.
Selamlarımla.
Hocam
Bu şiirde Mehmet Bey’in Türkçeye verdiği kıymet çok güzel anlatılmış.
Türk Dil Bayramı’nın ruhu satırlara yansımış.
Karaman’da çıkan fermanın tarihi önemi vurgulanmış.
Türkçe’nin millet için bir “ses bayrağı” olduğu ifade edilmiş.
Şair, Kaşgarlı Mahmud’dan Bilge Kağan’a kadar köklere bağlamış.
“Dil milleti millet yapan unsurdur” diyerek özü yakalamış.
Her kıtada hem tarih hem duygu var.
Okuyana da sahip çıkma sorumluluğunu hatırlatıyor.
Samimi, milli duyguları harekete geçiren bir şiir olmuş.
selam sevgiler
Hayatın akışı içinde çöp torbasının bile kabullenemeyeceği çöpler var hayatımız içinde. Ama hayat devam ederken çöpün kabullenemeyeceği şeyleri ki; bu insan da olabiliyor, mecburen katlanmak zorunda kalıyor insan. Yazınız ilgimi çekti üstadım. Yazınız bana şu sözleri söyletti: "Ömrümüzün sonuna kadar taşımaya mahkum olduğumuz her çöp torba aslında hayatımızın tortularıdır. Atmakla bitmeyen..." Selam ve saygılar
Güzel şiirdi hocam tebrikler saygılar selamlar
hocam
yazı gerçekten çok güzel bir metafor üzerine kurulmuş. Çöp torbası gibi basit ve gündelik bir şeyin hayatın birikmiş yüklerine benzetilmesi çok etkileyici olmuş.
çöpün içindekileri tek tek sayarken aslında insanın kendi iç dünyasına, ertelenmiş kararlarına, tutulmayan sözlerine işaret ediyorsun. Muz kabuğu, kahve filtresi, çikolata ambalajı gibi küçük ayrıntılar yazıya hem samimiyet hem de gerçeklik katmış.
metnin en güçlü yanı şu: herkesin her sabah yaşadığı sıradan bir anı alıp, oradan derin bir hayat dersi çıkarmış olman. “Bazı yükler sadece çöpe atılınca hafifler” cümlesi ise finali çok çarpıcı yapıyor.
okuyanın zihninde şu kalıyor: günlük hayatın küçük ayrıntılarında bile büyük anlamlar gizli. Yeter ki fark edelim ve gerektiğinde içimizdeki çöpleri de dışarı atabilelim.
selam sevgiler 🌹
Allah, ayakları altına cenneti serdiği analarımızı başımızdan eksik etmesin. Onların soluk alıp veriyor olmaları bile bizler için büyük bir nimettir. Ben bunu ancak bugün annemi kaybettikten seneler sonra idrak edebiliyorum.
Selam ve saygılar.
Ne hoş bir şiir sevgili şairem
Yüreğinize gam değmesin
İlhamnız âli olsun
En kalbi muhabbetlerimle💐
Çok geçmiş olsun değerli üstadım. Bu süreç boyunca devamlı irtibat halinde olduğumuz için daha fazla bir şey yamıyorum. Rabbim sana sağlık- sıhhat etsin inşallah.
Selam ve en içten sevgilerimle...
Güne asılan bir bahar muştusu,
sevgiliye ne çok şey anlatır gelecek adına...
Şiire ve Şairesine bahar dolusu en nadide teblikler...
Saygılarımla;
Mutlu günler dilerim.
Mehmet bey çok geçmiş olsun, Allah afiyet şifa nasip eylesin.
İşin zor kısmı geçmiş ve inşallah bir daha gelmesin!
Yenğemiz kurmuştur size bir güzel sofra... :))
Saygıdeğer Mehmet Fikret Hocam
Geçmiş olsun. Daha nice sağlıklı günlerde güzel şiirlerinizi okuyup, sağlık haberlerinizi almaya devam ederiz inşallah. Sağlıklı ve esen kalın.
Tebrikler güzel bir şiir kardeşim
selamlar
şiirinizi okurken nasıl da endiş belirdi içimde
amma
sona gelip de her şey yolunda, dediğinizde içimi sevinç kapladı
büyük geçmiş olsun hocam
içten selam sevgilerimle kıymetli ağabeyim
çok hüzünlü bir yazı olmuş abi. keşke bütün bunları bir kitap haline getirsen ve en azından bu dünyaya okyanus damlası kadar da olsa bir iz bıraksan.
hocam,
“Baba Ocağı” yazınızı büyük bir içtenlikle okudum. Her satırında hem kendi yaşadığınız gurbetin, yalnızlığın ağırlığını hem de çocuklarınıza bırakmak istediğiniz manevi mirasın yüceliğini hissettirdiniz.
Maneviyat ile maddiyatın dengesine dair yaptığınız tespitler gerçekten çok kıymetli. Sadece bir çatı değil, o çatının altında hissedilen güven, şefkat ve huzurun asıl “baba ocağı” olduğunu vurgulamanız çok etkileyici olmuş.
Çocuklarınıza bırakmak istediğiniz en değerli mirasın sevgi, merhamet ve güven olduğunu söyleyişiniz yazınıza ayrı bir derinlik katmış. Yüreğinizden gelen bu samimiyet satırlara öyle güzel sinmiş ki okuyana da doğrudan geçiyor.
Her ne kadar maddi olarak bir baba ocağı kuramadığınızı söyleseniz de, kaleminize ve gönlünüze yansıyan bu içtenlik zaten en sağlam baba ocağını çoktan inşa etmiş hocam.
Selam sevgiler.
hocam,
Gerçekten çok özel bir şiir olmuş. Endoskopi gibi insana hem korku hem de telaş veren bir süreci, böylesine içten, samimi ve şiir diliyle aktarmanız çok kıymetli.
Aç kalışın, hayallerde köfte ekmek dolaşması, anesteziyle düşülen o tatlı uyku, hemşirenin “dayı” sözü… Hepsi ayrı ayrı tebessüm ettirirken bir yandan da insanın kalbine dokunuyor.
Şiirde mizah da var, hayatın gerçeği de var, sonunda ise umuda sarılan bir duruş… Bu yönüyle hem düşündüren hem de gülümseten, çok değerli bir eser olmuş.
Selam sevgiler.