Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

"Uykuya hasret bir saat gibi" Öncelikle sitemize yeni üye olmuş şaire hoşgeldiniz diyor inşallah keyifli ve edebiyat adına güzel vakit geçirmesini temenni ediyorum.... Ve üstte belirttiğim dizenize hemen dönmek istiyorum...Sevgili Sžair bu kadar güzel gözleri olan bir imgeye "gibi" kelimesini ekleyerek imgenin mavi gözlerini simsiyah bir perçemle kapatamazsınız...Buna hakkınız yok...Ben yazdığınız bu eseri çok kez okuyan bir okuyucunuz olarak buna izin vermiyorum.... Gibi sözcüğe "andıran" anlamı katar. Aslı gibi olmayan ama aslından türeyen...Ancak gibiler her zaman imge ve ahenkte gedik açarlar. Teşbih de bir joker görevi gören bu edat. Her zaman şiire yardımcı olmaz. Başka bir deyişle gibi çoğu zaman şiire bir öykülemenin, bir yüzeyselliğin taşınması anlamına gelir.. Bunun yerine o imgenin içine girmelisiniz...O olmalısınız...Gibisi değil ta kendi olmalısınız...Çok rica ediyorum bu sorunumu hallediniz.... :)) Unutmadan diğer gibiyi de kaldırmalısınız lüt...
Çok güzel şiirdi...Anlatım konu bütünlüğü konusu yaklaşım harikaydı...Ancak şiirin çapağı olarak nitelendirdiğim bazı dizelere rastladım....Şiirde geçen bütün " bir " kelimeleri gereksiz kaldırırsanız o çapaklar silinmiş olacak.... Çok nefisti ayrıca eklediğiniz fon ve resim şiirin ana fikri gibi okuyucunun belleğinde çözülüyordu.... Çokça kutladım sizi ve çalışmanızı....
Çok güzel şiir...Daha da güzel hale gelmeli...Niyetim daha da güzel hale gelmesi için minik öneriler.... "Ben bir rüya görüyordum senin peşinde koşarken" Bu dizede ben ,bir ve senin kelimeleri fazlalık teşkil ediyor... Onun yerine " Rüya görüyordum peşinden koşarken " olmalı... Görüyordum fiili zaten sonundaki şahıs ekiyle kimin eylemi yaptığını belirtiyor...Ve ayrıca şiir az sözle çok fazla duyguyu harekete geçirme sanatı olduğunuda göz önünde bulundurursak gereksiz ve fazla kelimelerden uzaklaşmalıyız... Sen ise rüyalarda dolanıyordun gerçek bir adım arkandayken... Bu dizedeki ise şiiri denemeye çevirmek için birebir on numara malzeme...İnşaatlarda her oda için ayrı malzeme kullanılır ...Mesela bayoya fayans taşı kullanıyorsa oturma odasının duvarına parke kullanırlar....Şiir ve nesirde kullanılmaması gereken kelime ve üsluplar vardır ise gibi misali vsvs kelimeler şiiri zayıflatır veya deneme sürükler.... Sevgili ...
Şiirde tekrar cümleleri zaman zaman ahengi sağlayabilmek ve kulakta tını yaratabilmek için başvurulan bir yöntemdir...Ancak bu belirttiğim etkenlerin olmadığı hallerde yapılan tekrarlar hele hele birbirine yakın dizelerde oluşan tekrarlar şiirin kalitesini düşüren hususlardır.... Bir örnek verecek olursam : //Saçlarım neden beyazladı diye sorma ! Ben onları değirmende ""ağartmadım…"" Hani buğdayı ""ağartmak"" için kullanılan değirmen "taşı "var ya ! Benim yüreğimde de sabır "taşı" var… Her babayiğidin harcı değildir kalbinde "taş "aşımak… Analar yüreğine "taş "basar, Ben ise sabrıma "taş" basarım…// Tırnak içerisine aldığım kelimeler şiirde ahenk yada tını meydana getirmemiş aksine şiiri zayıflatmaktadır... En iyisini şirii yazanın bileceğinin farkındalığımı belirterek şairin hoşgörüsüne sığınarak tebriğimi bırakıyorum... Selam ve güzelliklerle...
bu yazı okunmamış mı hayret çıkmalı bundan kimse evliliğin kutsiyetii devam ettirilmesi derdinde değil mi çıkarılmalı bundan sabun köpüğü edebiyat bir kaç kelimelik satırlar dururkrn kim uğraşacak bu küöük puntolu yazı resimsiz müziksiz resmi gazete ile değil mi çok şey istiyoruz benim yazılarıma da UZUN dan başka yorum yazmayı beceremeyenler çok bize düşen dua etmek düşüncemizi de yazmak kutlarım güzel insan keş ke kısa yazsaydınız seksi bir resim kışkırtıcı müzik baştan çıkarıcı bir seslendirme ekleseydiniz şov yani bunlar olmayınca sapıkça bulunuyoruz sanırım teşekkür ederim saygılarımla
Gittiğin günden beri dinmez kalp ağrılarım Hasret yüklü gece de çocuk gibi ağlarım Hazana döndü inan geçti gençlik çağlarım Elim koynumda kaldı neredeysen çık da gel çok içten bir davet ve güzel bir yorum kutlarım emek veren dost kalemleri selam ve saygılarımla
Körebe bir çocuk oyunu eskilerden oynadığımız ki ben pek sevmezdim bu oyunu. Yaşadığımız hayat içinde bize biçilen rollerde de pek çok bu duruma düşebileceğimizi nereden bilebilir ki insan. Ve düşününce sahi aşk değil mi sevdalı yüreklerin gözlerini kör eden diye düşündüm elbette ki şiiri okuduğumda. Her oyunun kuralı vardı değil mi? Sobelediğinde sen ebelik biterdi eskiden görünen o ki biz aşk oyununda ebedi ebe olmaya gelmiş gibiyiz bu dünyaya dedim içimden. Ve sahi Safiye Sultan hani eskiden yum gözlerini diyerek, heyecanla bekleten sonra, haydi aç diyip güzel bir sürpriz sunu veren güzel bir gün ne zaman vaki olacak bizlere bu hayat yolunda. Teşekkür ederim, aç artık gözlerini ve gör ki ömür geçiyor. Yıl hanesine, sevinçle büyüyorum diyen bir çocuk gibi değil, yaşlanıyorum galiba tebessümüyle yol alınan günlerdeyiz. Haydi aç gözlerini.
Eleştir .. Eleştiri olmalı da ama, eleştiri yapıyorum diye sivri diller de kullanılmaz ki !.. Arif olmak zor zenaat şair dost, zor zanaat ... Enfes bir öğüt, yerinde bir uyarı ve hiciv şiiri . Kutluyorum değerli şair aygılarımla..
Sayın Hocam, Milletimin en aziz varlığı can Azrbaycan'ın ülkeme yayılan en güzel seslerinden birisiniz. elbette serhat noktasındaki Aras iki can mesabesinde olan Azerbaycan Türklüğünü ikiye bölen arasla dertleşme olarak görüyorum şiirinizi.Aras sembolü ile anlatılan sanki bir gurbet,hasret türküsü yankılanıyor şiirinizden. Aras söyle! Ne mehzunsun Yoksa bana sözün mü var? Biliyorum susacaksın Söylemeye yüzün mü var ? Åžüphesiz ki Arasın söyleyeceği hiç bir şey yok! Olamaz da... "Hüda'nın ebedi serhaddi" ifadesi Türke sınır çizilemeyecek derecede bir gerçektir.Dünyanın neresinde bir Türk varsa orada muhteşem Türk kültürürün izlerini bulmamak mümkün değildir. Can Azerbaycana selam. Kutluyorum..
Vazgeç gönül vazgeç bu hevesten Acze düşmek var mıymış zafiyetten ... Kesme gönül kesme umut hevesten Mevla hiç ayırmasın afiyetten, Geçme gönül ümit dolu nefesten Bil ki tüm acziyetler zafiyetten... yüreğin ve k/alemin dert görmesin şaire...
İç sesinin müthiş bir yankısıydı şiir. taşadığımız ufak bir olayın bizde bıraktığı dolma duygusu...Ufak bir kıvılcım yetiyor.Bir iç titremesi, geriye sadece eylem kalıyor...Güzel şiirler tohumlar nasıl toprağa düşerse dökülüyor sayfalara.Atttığımız hangi tohundan meyve almadık ki.Tohumlar uygun zemine dökülür ve su ile karşılaşıp bir parça güneş ışığını görünce nasıl boy verirse gösteriyor kendini.Bu yürek bereketli bir yürek hasılı.Geriye birilerinin fark edip şiiri taçlandırması kalıyor zannımca.Kim bilebilir?Belki bir süre sonra bu şiirden doğma şarkılar türküler dinleyeceğiz... İLhamınız bol olsun Safiye Hanım... Tebriklerimle
Kabına sığmayan güneşin, bütün engelleri aşmaması mümkün mü? Çünkü o karanlıkları yok etmeye taliptir. Onun bedeni şuleyle bezenmiştir. Katranın izi bulunmaz ne kendisinde ne de yörüngesinde. O umuttur, o başlangıçtır ve o güle koşmanın sevinci ve saadetiyle adeta mest olmuştur. Aşıktır düne ve sefere hazırdır bugünden. O güllerdeki çiyin başlangıcıdır. O,umutların arifesi ve bülbüllerin düğünüdür. Nasıl taşımasın ki alemi. İçindeki kaygılar onu, akşamın kasvetiyle eritmeye kalksa da o yine ertesi günün seheri için bir başka hazırlığın seranatını yakar. Yine nasıl taşımasın ki iki varlığı birden. Çünkü o hem serap, hem de gerçek. Mecnun'u da Mecnun yapan bu değil mi zaten? Abdullah Bey, Yeni şiirini hararetle bekliyorum. Bizi hasretinle yakma. Allah'a emanet ol. Selam ve muhabbetlerimle. Ömer Öner
iyi ki güneşle başlatdınız sayfanızı...Güneş tek umutumuzdur...doğduğu andaca güler yüreklerimiz kendimiz bile nedenini bilmeden...evet kaygılıdır çünki tek hayat kaynağıdır hayat verdikleri için endişelenir...nasıl olacak dünyamız diye... belki bu şairin içindeki endişedir? Belki arzularıdır doğan Güneşe sığınarak... İyi ki Güneşle geldiniz hocam...sayfanızdan ışık eksik olmasın...Kutlarım..
Bu serinin bitmesine üzüldüm...Yanamadım ama küllerim cayır cayır bir aşkın cenaze törenine ilerledi Ganj'ın derinliklerinde...Şair sen de mi çaresiz hissettin kendini bu mısralar dökülürken kaleminden...İçinde ki ateşle kavrulurken kelimelere de bulaşmış gördün mü? Kimse kurtaramaz artık bu alevin içinden bizi... Bundan sonra ki gelecek Aralık aylarını kesinlikle hevesle karşılama...Dizelere öfkeni saçma diyemem kim kelimeleri görmüşse aynından oluyor...Hani bir hikaye vardı Şahmeran'ı görenin sırtında kocaman bir şahmeran dövmesi oluşuyordu...İşte onun gibi acı karşında duruyor ve sen onu günün 24 saati görüyorsun gördükçe sayfalardan şiirler sızıyor tıpkı şahmeranı görenin sırtında oluşan resimler gibi... Saklayalım kimseye acımızı deşifre etmeyelim... Yazdıkça yanalım şair... Yandıkça küllerimizi gören bir daha imrensin bize... Tebrikler...
Gönül pınarından olan sökünden Gülü sarmalayan kasvet bükünden Sırtına yüklenen çile yükünden Bir nebzecik olsun almaya geldim. çileye ortak olmak ne güzel bir temenni ne güzel bir istek baştan sona çok güzel bir şiirdi fakat bu dize bir başka güzel göründü benim gözüme. Burhanettin abinin yorumu ile ayrı bir tat kazanmış dizeleriniz. selam olsun bu güzel eseri bizlere sunan dost yüreklere . başarılarınız daim olsun Mahir bey saygılar.
Güneş iklimlere koşar; Dağları, yolları aşar, İçi içine sığmaz da, Kahkahadan ışık taşar. Ne güzel bir güneş tarifi değil mi? İklimlere koşan, yolları, dağları aşan bir güneş ki güneş aynen böyledir. Gamsız kasevetsiz midir bilmem güneş. Ama doğduğu anda insanoğlunun gamını kederini siler, gecelerin koyu karanlığını süpürür. Gün doğumundan itibaren aydınlatır tüm evreni ve tüm canlılar gülümser güneşe. Sahi güneşin de içi içine sığmaz mı? Âşıktır yarına dünden, Sefere hazır bugünden, Azığı toydan düğünden, Geleceğe umut taşır. Hiç unutmuyor değil mi gün doğumunu ve gün batımını kusursuz bir devinimle ve ışıkla donanıyor her sabah, donatıyor evreni. Kara gecelerin ızdırabından hüzününden güneş mi çıkar sabahında düğüne bayrama insanlar mı? Güneşin umudu biter mi? Nedense bir an böyle düşündüm de bitmez dedim. Kimse bilmez yaşını koca mı genç mi bu güneş ve güneş sahi kime eş? Kaygılıdır zaman zaman, Karda kışta hali yaman,<...
Ben bu şiiri okurken bir yerlerden dürbün olmuştu gözlerim,Kürep yolunda kervanı geçen güzelin sarı saçları çözülüyordu.:) Kürep yolunda bir arkadaşın deyimiyle huzura doğru yürürken(tabiii temposu biraz yüksek) ekrana yansıdı bu şiir. Nefes nefese kaldığım bir anda okudum şiiri. Şiiri o kadar yitirmişim ki kuru imge saplantıları yüzünden boğulmuştum şiirden. Bu gün bir kalem dostumdan almıştım ışığı aslında. Türk şiirinin nasılda yerinde saydığından konuşmuştuk. Bunaltımdan biraz olsun kurtulmuştum ki gerçek şiirin ne olduğunu şiiriniz hatırlattı bana tekrar. Bana eşsiz ders veren arkadaşa sizin vesileniz ile tekrar teşekkürlerim gönderiyorum buradan ve size de çok teşekkür ediyorum benim can ağabeyim. O kadar güzel semboller var ki şiirde... Sembol içinde sembol ve bir o kadar anlam derinliği anlatım güzelliği. Ben bilirdim ki eskiden şiir az sözle çok şey anlatan şiir, şiirin hasıydı. O kadar çok hikâye okudum ki şiir adı altında şiiri unuttum, bana öyle geliyor.<b...
Bir şehirde Aşk mutlulukla yaşanıyorsa o şehire Nur yağar.Sevmek ibadetttir Çünki.Seven yürekler tüm kötülüklerden uzaktır.Sevgi hakim olmuştur.Yüreğinize sağlık.Değerli Kaleminizden yine çok anlamlı bir şiir okudum.Saygılarımla ...
Karakışa vah demez pes etmezken ereğim Bir sevdanın önünde yıkıldı can direğim Başı önüne eğik kan ağlarken yüreğim Mühür vurdum dilime suskunluğum naz değil Susmak gerekir bazen. Çok düşünmüşümdür, nedir bizi suskuya iten diye. Haksızlık ama en çok da vefasızlık değil mi? Hani ne yapsan olmaz bazen. Çünkü tek taraflı değildir asla sevda denen bu olgu. Seven neler yapar da bazen olmaz işte bir türlü. Yazlar, kara kışlar geçer de ömürden pes etmez insan ama işte bir vefasız elinde yıkır böyle can direği insanın. İşte o zaman mühür vurulur dile de susulur. Sen susmasan da dedim kendi kendime, susturulursun yüreğim... Tebrik ederim Safiye Sultan.