Ağlamayı bilmeyen gözlerimden,
Ard arda süzülen inci tanem
Hadi dokun saçlarıma,l
Leylak kokun hücrelerime sinsin.
Ayaz çatlağı dudakların
Bitkin bedenimde doyumsuzca raks etsin.
Şiir öylesine duygu yüklü ki...Aynı zamanda imgeler harika.
okumaya doyamadım.
Film sahnelerini seyreder gibi haz aldım.
Profil resmi ve fon müziği de çok yakışmış.
Bazı dizeler akıla nakşedilecek nitelikte...
----Sen sevdamın tamamlanmamış en saf halisin.----
----
Takvimlerden yapraklar düşerken sevda yurduna.---
Sen gönlüme atılmış sevda imzamsın----
gibi...
Güçlü kaleminizikutluyorum.Selam sevgimle.
Harika duyguların hüzünle karışık raksı gibiydi şiir
iğde kokulu bir bozkırda ifadesi aldı beni o mayısın ikinci haftası ile başlayan is gibi iğde kokan" iğde kokum" zamanın o küçücük sarı çiçeklerine götürdü...
o kadar açık o kadar safça ve bir o kadrda güzel anlatılmış ki özlemler
şiirin o hoş hüzün havası sardı yüreğimizi.
ilhamınız bol olsun Safiye Hanım
Anlaşılmıştır ki,o sesi duyuyorum "ben serbestte de iddalıyım" o sesi.
Tebriklerim çokça...
Emeğe saygı ile kutluyorum...
yürek astarından süzülüp gelen
hormonsuz dizelerdi dost sayfasında okuduğum
sana olan sevdamı tüm tabiat kıskandı
bir sen hissetmedin bir sen duymadın feryadımı demiş şair dost
dilerim vuslat seven yüreklerden yana olsun
kutlarım Ahmet bey ilhamınız bol olsun saygılar.
Düşüyorum ya hu gel de tut beni
Üç günlük dünyada mesut et beni
Üşüyorum sevgilim gel ısıt beni
Git benden sonsuza dek unut beni
Kendi arzumla gel ateşe it beni
Cennetten sunulan gılman; Gözümü gözüne dargın eylerim; Ruhum yol alıyor ıssız mekânda mısralarını özellikle ve her dem olduğu üzere şiirinizin genelini çok beğendim...Şu üç günlük dünyada düşerken elimizden tutacak ve sonsuza dek kendi ateşimizle bizi ısıtacak ve yakacak bir yare bir dosta bir sevgiliye ne kadar çok ihtiyacımız var... O zaman saçlarımıza bir seher yeli dokunurken bu güzel müzik eşliğinde bir kez daha okuyalım bu şiiri...
Tebrik ederim...
Redif olmazsa olur tabi,düz hece şiiri olur.Fakat Koşma şiirlerinde mutlaka redif olmalıdır.
Redif kulağa hoş gelen sesi dengeler.Türkülere bakalım.Yinelenen kelimeler cümlenin akışına göre pekiştirme manasında pekala kullanılabilir.
Asmaya gel asmaya gibi......
Büyük bir aşkın hazinle bitişini,güzel imgelerle bize aktarmış şairimiz.Konu hakimiyeti çok güzel.
Hocam siz hece şiirinde yeni değilsiniz.:)
Hani sonsuzaydı bizim aşkımız
Ipıssız yollarda çalsın şarkımız
Bir masal gibiydi elden farkımız
Bizi de tarihe attın öyle mi
aşk
fark
şarkı
kafiye kökten değil.şark olarak düşünsek(doğu anlamında)
burada şarkı anlamında kullanılmış.Halbuki şark anlamında kullanılabilirdi.
Şöyle olabilirdi(düştü şarkımız)
Doğumuz düştü(güneş doğduğu mahal sona erdi manasında)
Tenimde yokluğun ipsiz merdiven
Çeksem de çıkamam dipsiz o yerden
Sözcükler yoruldu lal olan dilden
Aslında olmadın mittin öyle mi
merdiven
yer
dil
yine kafiye kökte değil
Şöyle olabilirdi
merdiven
devran
dümen.....gibi yarım kafiyeler de kullanılabilirdi.
Necip Fazıl Kısaküreğin de çoğu şiirlerinde kafiye kökten...
Yalan yere söz edip riyakârı övmeyen
Kız doğurdun sen diye anamı hiç dövmeyen
Bir kez olsun kızıp da arkamızdan sövmeyen
Bizi şefkatle saran köylünün çocuğuyum
Safiye hanım kaleminizden bu güne kadar çok eser okudum hepsi güzel olmuştu
ancak bunun kadar içli bunun kadar hecenin kurallarına uygun olanını okumamıştım
çok beyendim çok alkışlıyorum şiiri yazn yüreği ve kalemi ne desek ne yazsak az gelir
Bence Türk edebiyat tarihinde yerini alacak bir eser oluş selam ve muhabbetlerimle...
Sanmayın ki sultanım saraylarda yaşarım
Kerpiçten evi olan köylünün çocuğuyum
Kırk yıldır soyadını gurur ile taşırım
Serveti sevi olan köylünün çocuğuyum
Ekim ayı gelince toprağa tohum eken
Nasibinde olanı tırnaklarıyla söken
Kızıl güneş altında boncuk boncuk ter döken
Ekine tırpan vuran köylünün çocuğuyum
Geçmişiyle gurur duyan ve bunda da haklı olan bir yürekten harika dizeler okudum...Saraylarda yaşayıp
sadece kendimi düşünüp , milleti sömürüp onun bunun hakkı ile sermayeme sermaye katmaktansa,
kerpiç evde bir köylünün çocuğu olmayı yeğlerim diyen aslını inkar etmeyen şairemi tebrik ediyor saygılar sunuyorum
bir şiirimde seceremi anlatmıştım şiirimin adı Erenlerdenim di orada da bir kamyoncunun oğlu olduğumdan bahsetmiştim saygılar...
Safiye Samyeli'nden Zeynep Özmen Hanıma sunulam bir sevgi çiçeği ..
Ben bu günlere değin sevgiyi fazlaca tatmadım ama,
şimdi öyle bir dost buldum ki, yüreğimde birikinti kalan tüm sevgiyi de o aldı.
Sevgi paylaşıldı ve çoğaldı, ne güzel ettin değerli şair Safiya Hanım.
azı çok ettin ve herkeslerle de paylaştın.
" Sevgide marifet sevende değil, kendini sevdirendedir " derim. Halâ da bu savın arkasındayım.
Bu güzel şiir ve ekindeki açıklama notu bunu doğruladığı için ben de sevindim şu an...
Mayası yürekte olan sevgi, gün gelir kabarır,taşar ve çoğalır...
Eski sevgisiz günlere ıslak bir sünger çekip, sevgide yani bir kulvar bulan şair dostları ben de kutluyorum.
Sevgide kalın daim dileklerimle..
Kutluyorum Safiye Hanım sizi,
Sevgi ve selamlarımla..
ne yazık ki intihar toplumun kanayan en büyük yarası haline geldi son yıllarda
insanlar herşeyin kolay yolunu tercih ettikleri gibi ölümünde kısa yolunu seçiyorlar.
aslı olan her türlü caresizliğin karşısında mücadeleyi elden bırakmamaktır.
intihar korkakların ve güçsüzlerin tercihidir.
şartlar ne olursa olsun hiç bir insanın sevdiklerini yakınlarını böyle bir acı ve utanç ile yaşatmaya hakkı yoktur.
bana kalırsa intihar olayları birazda ilmihal eksikliklerinden kaynaklanıyor
insanlar başına bir musibet geldiği anda sabretmesini tevekkül etmesini unutuyor ve hemen isyana başlıyor
isyanda işte böyle olumsuz düşüncelere sürüklüyor insanları
oysa her keder bir elinde acı ile gelirken diğer elinde sevinç ile gelirmiş
fakat bizler acı çekmeyi okadar çok seviyoruz ki kederin diğer elindeki sevinci görmezmişiz oda geldiği gibi geriye gidermiş
uzun lafın kısası
her şerde bir hayır var deyip sabretmesini bilmeli insanoğlu...
Şair söylerse böyle söyler...
Nakşeder adeta...
Sevdiğim.Ne kadar güzel bir kelime.Çok güzel
okumak ve dinlemek çok ama çok güzeldi.
ilhamınız bol olsun inşallah Safiye Hanım.
Emeğe saygımla tebrik ediyorum güzel şiirinizi ve sizi...
Orta yere seremem kutsal olan davayı
...
Korkuyorum nazardan çözdürme şu dilimi
...
Hasret aşkla kardeştir yalan mı hadi söyle
...
Kirpiğime tutunan yaşlar birden dökülür
...
Hasret sona erince kalpler doyar sevdiğim
...
ancak bir şair yüreğinden çıkabilecek nezih bir o kadar zarif mısralar okudum,
yüreğinize sağlık,dilinize esenlik,dünyanıza şenlik diliyorum her daim...
Kozan'ı o denli güzel anlatmışsınız ki ömrümde belki ikinci defa görebilmeyi çok arzu etmeye başladım el'an. Yürekten tebrik ve teşekkürlerimle birlikte saygı, muhabbet ve mahsus selamlarımı sunarım, değerli kardeşim.
ister isen çık yıldızlara
gelmesem de olur
yıldızlardan alırım ışığını
karanlıktan korkma ne olur
gir mehtabın koynuna
ben uyumasam da olur
ninni söylesin dalgalar sana
sen mutlu uyu ne olur..
..
aşk fedakarlıkmış....önce can değil cananmış...bu şiir çok iyi anlatmış..
sevgi bu olmalı..
kutlarım dost
harikaydı...
bu yazı ile beni taa nerelere götürdün bir bilsen ülküm
bende bir kırmızı pabuç için bir araba sopa yemiştim bir bayram arefesinde annemden
hemde çarşının tam orta yerinde henüz 9,10 yaşlarında olduğum için nerde dayak yediğimin hiç önemi yoktu benim için o dayağı yedim ama çok beğendiğim kırmızı pabuçları da aldırdım anneme :))
bu yaşıma kadar yüzlerce çift ayakkabım oldu ama o kırmızı ayaklabıların yerini hiç birisi tutmadı ne yazık ki.
senin anlattığın hikaye ise hakikaten de bir mucize
insanın inanası bile gelmiyor
fakat Rabbim gönlü yüreği temiz insanların önüne işte böyle sunar mucizelerini.
çok anlamlı bir o kadarda ders alınası bir olaydı doğrusu
bizler ile paylaşman ise ayrı bir güzellik elbette
Duyarlı yüreğin dert görmesin Ülküm paylaşım için teşekkürler.
mavi turnalarla uçurdum seni
kanatların maviydi
çizdiğin tablo ay ışığında
Duvarlarıma astığın mavi yüreğimdi
umarım beğenmişsinizdir şiarem..
yüreğiniz hep mavide kalsın
yüreğiniz hiç kararmısın
beğeniyle okuduğum harika bir şiirdi..
tebrikler.sevgiler..
Anlamlı bir o kadar da bir çok manalara bulanmış ve bulanıyor olan şiirinizi öncelikle kutlarım...
Çok defa okudum bu şiiri yorum yapmak şimdiye kısmet oldu...
İnsanoğlu yaşadığı hayat boyunca her şeyden tecrübe ediniyor...Ama yinede duyguları ve yüreği olduğu için yaşanan olaylardan ders çıkartmak yerine ilk devremiz acı çekmek oluyor...
Şair ne güzel anlatmış bu şiirinde beklentilerine cevap alamayışını ve kendi iç kabuğuna çekilişini...
Kimseye hak ettiğinden fazlasını vermemek gerekiyor fazlasını verdiğin an ilk hatayı burada yapmış oluyorsun ve hayal kırıklığı birken ona çıkıyor....
Her yüzümüze güleni dost zannediyoruz oysa herkesi kendimiz gibi görmemek lazım...Kimse kimse değil...Nasıl ki on parmağın onuda farklıysa insanlarda öyle...
Şu ara içimde derin bir acı var pansuman olmasada iyi geldi şiir...
Tebrik ederim...
Senin etrafa pozitif enerji saçan o güzel bakışların bulaşıcı olsa ve tüm insanlığa bulaşsa.
Ne güzel olurdu. Teşekkürler yine gönlünün güzelliğinden sunduğun yazı için.
Sevgilerimle
Yalnızlığımla yine bağ kurmuşum.
Nerelerdeyim hep kendime sormuşum.
Yağmurların damlasıyla dost olmuşum
Yarim nerde diye soramıyorum.
Yağan yağmurlar size ne güzel ilham vermiş.
Yalnızlık üzerine güzel bir şiir yazdırmış.
Gönlünüz mutlu olsun.Sevgiler.
Sayın Demir yazınızı ilgiyle okudum.
Şairlik, kalıtsal yolla edinilen bir sıfat değil elbette. Her “yetenek” gibi sonradan edinilenlerle şekillenen , belirginleşen, ustalaşan ve her zaman gelişime-değişime açık olan bir sürecin ürünü. Bu anlamda kişinin içinde bulunduğu sosyal yapı ile kültürel erkin şiirin niteliğini belirlemesi kadar şairlik vasfının da sınırlarını çiziyor olması gayet olağandır.
“Şiir yazabilmek için şair olmak bir gerekliliktir. “
Bu cümlede “şiir” ifadesiyle kastedilen, ucuz duyguların hükümranlığında yazılan çalakalem karalamaların aksine, belirli bir emek, birikim ve duygu yoğunluğuyla yazılmış, nitelik belirten ürünler ise yerinde bir cümle. ( Yani ‘şiir gibi şiir’ sözünün karşıladığı güzellik bir bakıma ) Kasıt istisnasız bütün “şiirler” se katılmıyorum.
Zira bir uğraş sonuç somutlar veriyorsa, genelin mutabık olabileceği kanaatler üretmek görece kolaydır. Mesela bir mobilya işçisi, bir kütüphane siparişi alır. Üretime başlar ...