İlim: ilim bilmektir,
İlim:kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsen,
Bu nice okumaktır...
...
okur yazar bile olmayan ,ismi göklerde Ahmet,
yerde Muhammet (s.a.v) olan bir seçilmişe
İlk emri :''Oku!'' diye hitap etmenin hikmetine eren var mı dostlar?
''Yaradan Rabbinin adı ile oku''
her şeyi O'nun adı ile okursan neyin ne olduğunu kolay bilirsin ve
seninde içinde olduğun kainat kitabını okursun,bilirsin...
Bilmek, kendini bilmek,bilmediklerini bilmek,
kelimeler duygular ilmek ilmek,
bilememenin devamı bilmek...
Bilemedikleriniz buysa bildiklerinize hayranım şaire,
yüreğinize sağlık dimağınıza esenlik diliyorum...
Dostane selamlar.
Vay Hojam :)
Tebrikler en güzelinden.. Bazen gitmek gerek....
Siyah beyaz selinde
Marşları var dilinde
Hocamın da elinde
Madalya, kupası var......Deyivedim gari
Kutladım Ramazan Hocam
Pazartesi Deha da
Allaha emanet olasın,sağlıcakla kalasın
Dudakların çekiyor pimini
Yüzü kedere dönerken sözcüklerin
Payıma susup
Mayın döşeli sokaklarında
Yürümek kalıyor...
Sahi yalan mıydı herşey...?
Not mu daha çok hitap etti bana yoksa şiirin diğer bölümü mü emin değilim ama
şiirin oldukça yoğun bir duyguyla yazıldığına hiç bir şüphem yok.
Şiirlerinizde dikkatimi çeken bir husus, tarihi olayları, olguları ve kişilikleri şiirle başarılı bir şekilde içselleştirmeniz.
Diğer şiirleriniz kadar yoğun olmamakla beraber bu şiirde de
"Roma'nın ateşine dayandı dilim" dizesiyle büyük Roma yangınına bir gönderme yapmışsınız. Başarılı ancak altı biraz daha doldurulabilirdi diye düşünüyorum.
"Masal devrinin devleri hapsetti benliğimi" bu pek akla gelmeyen özgün bir buluş.
Tebrik ederim
Kaleminize bereket
Bitmiş-tükenmişliğim son iniltisi.Kupkuru sahrada su aramak gibi bir şey.Son bir hamle ile seraba elini uzatmak.
Bekir Sıtkı Erdoğanın şiiri aklıma geldi:
Sevgilisini halini anlamış olacak ki,tez vakitte imdadına yetişeceğini yazmış.
Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri!
İbibikler, öter ötmez ordayım.
Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri! '
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.
İşte böyle bir name ile yeniden dirilişi bekliyor gönül.Ondan dolayıdır ki,halini uzun uzadıya anlatamamış.
Kelimelerin boğazına düğümlediği anları yaşamış.
Ra'nalık ile kamet-i şimşadı kılan yad
Olmaz mı hacil serv-i hıramanını görgeç
Fuzuli
Hasretle baktıkça sana, kanlı yaşlar dökülür gözlerimden. Kirpik oklarını gördükçe, delinir bağrım ta derinden......
Bir kere tutulmaya görsün gönül.....
Sevgili şairem hoştu,güzeldi.Tebrik ederim.Sevgilerimle.
Resimde bana bakan yürüyüşler vardı yokuşa tırmanan inişe geçen hayat sramalında yürüyüşlerimiz gibi. Bakınca elbette ki takat kelimesini düsündüm kendimce sadece resimde hocam. Yaş ilerleyince takatimizi mi kesiliyor diye sorguladım hatta kendimi. Asıl mesele ruhun yaşlanmayışı dedim kendimce ama bedenin yaşlanışı sorun burda. Ruh istiyor ama bedenin takati yok...
Şiiriniz oldukça derin. Rengarenk gün batımının ardından ki günün batması haleti ruhiyemizde bir hüzün bırakır. Gelen gece ve karanlık düşüncelerimin kasevetini, kesintiye uğrattı dizelerde ki yıldırım. Ben tüm insanlar gibi irkilirim yıldırımlardan.
Göğün yere yanışı...Yer ve gök bir birine kavuşamaz diye düşünürüz hep. Ama düşüncemi çürütüyor ufuk çizgisi benim.
Anneleri düşündüm burada yürekleri dağlanan... Elbette ki evlat acısı sanırım böyle dağlar anne yüreklerini. Kurumuş köklerin bedeni üşür...Üşür dedim sessizce.
Mevsimsiz zaman diliminde... Mevsimi değildi, erkendi daha der gibi. Evet...
Bir Müslüman için tek çıkar yol Allah'tan istemektir.
Fakat öyle bir hale geldi ki insanımız Allah'tan istemiyor yalvarmıyor dua etmiyor.Ne zaman başı dara gelirse belki o zaman biraz yalvarır gibi yapıyor işler yoluna girdi mi haşa Allah'ı unutuyor.
Rabbim bizlere kendini unutturmasın.
Sağlıcakla.
az sözle işi bitirmişsiniz yine efnan hanım.turmayı gözünden vurmuşsunuz murat işte bu şiirde...
tebriklerimle...
dediğim dedik diyecek değilim
de
aşağıda alıntı yaptığım dizenin düzeltilmesini isterim yine
şiir baştan sona severek okuduğun yerinde ve yakışan alkışlara eş güzelliğinde
sağlıcakla:
"Öyle bir an geldi ki
Zamanı durdurdum
Çoştu gökyüzü koptu fırtınadan
GÖĞSÜMDEN kalbim çıktı"
mükemmel...
şiir yazmak uzun uzadıya karma karışık yazmak değildir.
şiir bazen az ve öz olabiliyormuş...
yürekten kutlarım.
çok beğendim
Çok güzel bir yazı kaleme almışsınız...Beğenerek okudum...Eleştiri yüzünden kimsenin kimseyle kötü olmaması kalp kırmaması ve kırılmaması tek temennim...
Burada şiirler yazılıp panoya asıldıktan sonra şiir artık şairin olmaktan çıkar...Kim ne derse desin ne söylerse söylesin aslolan budur....Herkes dilediği yorumu dilediği eleştiriyi saygı çerçevesinde yapmalıdır...Yorumlar asla küçümsenmemeli ve dikkate alınmalı ki gelişme adına birşeyler oluşsun....
İnsanoğlu dört dörtlük asla olmaz elbette hatalar olacak önemli olan bu hataları görmemizi sağlayan eleştirilerdir...
Kimse kimseye bir eleştiri yüzünden kırılıp darılmamalı eğer ki kırılacaksa panosuna hiç şiir asmasın daha iyi....
Saygılarımla...
HİÇBİR ŞEY OLDUĞU GİBİ KALMIYOR İŞTE.BİZE KALAN ANILARIN ESİNTİSİYLE YAŞAMAK SANIRIM.HAR HALİYLE GÜZEL BİR ANI YAĞMURUYDU EYLÜLDE DÜŞEN...TEŞEKKÜR VE TEBRİKLERİM SELAMIMDIR.
ŞEN KALINIZ...
Yakamozlar denizde, ,mehtabı sardığında
Gün batımı renkleri,dağları yardığında
...
kıyamadım hepsine sadece ikisini ayırabildim o da kaydı kayıcak elimden...
Ülkü hocam harikasınız maaşallah,elinizde ayrı hüner,dilinizde ayrı hüner gıpta ile okudum şiirinizi,inanın çok duygulandım,yüreğinize sağlık,dimağınıza esenlik diliyorum...
hocam 7-11 eylül arası Gönen Belediyesi kültür fuarında yağlıboya resim stantı açtınız mı ?
yada benzettim bilemiyorum resimleriniz çok tanıdık geldi,bende karakalem karalıyorum fırsat oldukça
isimsiz duygular isimli şiirimdeki karakalem çalışma gibi ,şimdilik bi iddiam yok eş dost portresi,hatıra manzara ve kendim için hayali yada beğendiğim fotoları kaleme dökme şeklinde devam ediyor... :=)) selamlar
Tebrik ediyorum Abi.Yine çok güzel bir çalışma olmuş...
Sessiz sakin gözden kalbe akan bir aşk ki... Ab-ı hayat.
Hani bir bakıştan neler yeşeriyor değil mi? Kendiliğinden büyüyen ardıç gibi....
Saklanan, gizlenen kaçamak bakışlar... Sevgili farkında değil olmasın da sahi. O zaman bu aşk olur mu? Bilmem böyle mi düşündü de şair tam farkedip bakacakken gözlerime kaçtım demiş.
***Rotasız gemileri iple çekmek
Tüm engelleri aşmak gibi aşılmaz olan imkansızı başarmak gibi... Sevdanın gücü işte dedirten öz bir cümle ki bu kadarı yeter di bana dedim ilk okuduğum anda.
İçimde ki Züleyhayı kovdum.
Vesveselere kurşun sıktım.
Kadına dair ne varsa attım der gibi burası. Adem olmak... Atarsam içimde ki kadını Adem olur muyum? Asıl soru atabilir miyim?
Öyle bir an geldi ki ay ışğında
Seni okudum.
Kimlerle kıyaslamadım ki!
Fuzuli,Sadi,Nedim.....
Bu da yetmedi,hükümdar ilan ettim
Seni tüm dünyaya
Öyle bir an geldi ki
İşte bu an
İşte bu an
Saklandığım
Bu ...
Ya siz !
Uyku girmez gözlerimden
Kararır gök kubbe
Ortak olur sırlarıma gece
Size intizarım sadece tek hece
Uyku girmeyince gözlere gece, geceleşen bakışların şavkı vurur gökkubbeye.... Gece sırlıdır, sır vaktidir yahut. Gecenin sırrı aşk, aşkın sırrı gece midir? Yahut aşkın bedeli gece midir?
***Kırk düğüm iple
***Bağlayıp kuruttular umut ağacımın dallarını.
Hani umudun kırılışının böyle bir tarifi ki bir şiir de neler yapılabileceğine dair umuttur bana sevgili şair siz böyle yazıyorsanız.
****Edepsiz bakışları kapatamadım ak avuçlarımla
Her engeli aştık taştan kayadan da... İşte şu merak ve edepsiz bakışlar ki en çok ak avuçlara konar ne yazık ki....
***Nasıl gördünüz gamzemdeki efkarımı
Bir şiirde böyle yazılırsa görülmez mi gamzede ki efkar...
Bilemediniz !
İffetin denizinde
Dilimde !
Şükürlü bir aşkın duası
Edeple nikahlıydı benim sükûtum
Kocaman alkışlar bırakıyo...
Şiir sadece ilham perilerinin misafirliğiyle açıklanabilecek bir olgu değil elbette. Gönülden geçenlerin, bilgi ve birikimle sınanması, tecrübeyle sabitlenmesi gerek. Şairin bu şiiri bunların bir sentezidir biraz da.
Konu dışıdır ama, yerel terminoloji ve konuşma dilini önceleyen şiir anlayışının şiiri sanattan uzak kısır bir döngü içerisine sokacağına dair şüpheleri –yahut kaygıları – olan yazarlarda var. Bilhassa İkinci Yeniden sonra ve ekseriyetle Maviciler akmınında… Ancak halktan ve gerçeklikten tamamiyle kopuk bir şiir metodolojisini işaret edenler; (Ahmed Arifleri görmezden gelerek üstelik) bizim gibi Doğu'lu bir memleketin, gelenekten gelen alışkanlıklarıyla, soyut olandan öte elle tutabildiğine değer verdiğini yahut ses ve ses üzerine kurgulamalarla yaratılan bir şiir dilinden ziyade, durgun bir anlamı önemsediklerini göremiyor gibiler.
Aslında şahsi görüşüm bu iki yaklaşımın kardeşçe sentezinin ayakları yere basan bir şiir anlayışını oluşturacağı yönünde.<...
Sevgili ağabeyim Nuri Doğan, tek bir şiirle dahi (ki diğer şiirlerini de bilirkişiyim) hararetli ve bitimsiz bir beğeninin odağı haline gelebilecek kadar güzel ve güçlü bir kalemdir. Söz konusu ilginin 'esbab-ı mucibesi' elbette hatır-gönül ilişkisine dayanan yapmacık bir sevgi gösterisi değil, şiirsel yapısı ve şiirin karşısında takındığı tavırdır.
Nuri Doğan şiirlerinin –tıpkı bu şiirde olduğu gibi - en belirgin (dominant) özelliği, yaşadığı coğrafyanın kültürel yapısını şiirin hecelerine dek indirgeyerek, belirgin ve farklı bir dil yaratması ama aynı zamanda söylemlerinin yerellikten sıyrılıp evrensel bir noktaya ulaşmasıdır:
'Sayhaları tümseklere kaldıran çocuk…'
'Dicle'ye ağlarken yaşmaklı anne…'
'Mehirini ömrüme bedel kıldım say…'
Bu tür bir yazım dili her şeyden önce okurun, şiirin anlattıklarıyla çabucak kaynaşmasını sağlamakta.
Aynı zamanda Anadolu'da konuşulan dillerin zengin yapısını gün ışığına çıkarmakta.
Ancak gün...
Eleştiri nasıl olmalıdır;
a) Önyargılardan tamamen arınmış bir anlayış söz konusu olamaz belki ama en aza indirmek makbuldür. Muhatabıyla görüşmeden eleştiri yapmamalı mıdır? Sehven yapılmış, imla hataları,yazım yanlışları vb. için belki ama şiirin dili, teknik yapısı, örgüsü ve işaret ettikleri konusunda eleştiri icazete tabi değildir.-Bence-
b) Karşı tarafın vereceği cevabı düşünerek eleştiri yapmak, eleştiriyi güdükleştirir. Ayrıca 'olumsuz' eleştiri demek, o eleştirinin bütün hatlarıyla edepsiz bir alana geçtiği anlamına gelmez. Şair için 'olumsuz'olan şiir için yapıcı ve olumlu olabilir. Kaldı ki kişilerin hangi yorumdan nasıl etkileneceğini bilmek müneccimlik vasfı gerektirir. Ayrıca böyle bir düşünce içinde her ne kadar iyi niyet barındırsa da bir süre sonra danışıklı dövüşe dönüşmeye meyillidir- Bence-
c) Pek tabii –Sizin gibi-
d) Eleştiri anlayşının 'altyapı' zenginleştirildikçe gelişeceği görüşünü de katılıyorum. Şerh düştüğüm bir nokta var lakin çok uzattığı...