Ne güzel bir esintiydi nasihatlerle dolu bir şiir. Annemin nasihatlari gibiydi.
Hani okuldayken bir soru sorduğunda öğretmenimiz, "biliyorum" nidasıyla her dizede parmak kaldıran bir öğrenci gibi hissettim kendimi.
Yaşayınca anlıyoruz galiba öğütlerin kıymetini. Demek dedim içimden bu kadar çok nasihatı tecrübe etmek hayatın ta kendisi değil mi? Ah işte zaman arasıra unutturuyor bize nasihatleri.
Hatırlattığınız için teşekkür ederim.
Ve doğrusu "Sahte olan sevgiler, hemen kurur." çok sevdim burayı. Nerden geldi aklıma bilmiyorum ama plastik çiçekler geldi okuduğumda. Plastik ve cansız ama uzaktan bakınca hiç de anlaşılmıyor gibi sahteliği sanki.
Tebrik ederim.
Selam ile...
Unutmamak gerek değil mi? Bir damla saf sudan yaratıldığımızı. Ve unutmamalı değil mi dünyanın aşk üzerine kurulduğunu. Dünya denen bu ibret aleminde su gibi saf ve doğru durabilmek.... Güzellik ve nimetlerine şükredip hayran olmak olduğumuz şu dünyada gaflet uykularına dalmadan, yaşayabilmek ne güzel.
Ve asıl unutmamamız gereken en önemli şey verdiğimiz söz;
neylerin kulağımıza üflemesi hiç susmasın. " bezm-i elest "
"seherde uyanırlar cümle kuşlar
dillu dillerince tesbihe başlar
tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan"
Sultan IV Muradın sözlerini hatırlattı bana doğrusu şiiriniz.
Tebrik ederim.
Selam ile...
Bakınca resmine şu papatyanın haline içim burkularak, son yaprakda düşmesin diyerek okumaya başladım doğrusu dizleri. Heyhat kopuyorlar değil mi?
Bu kaçıncı tövbe…
Hep, "bu son" diye yemin etmiştim,
Hem yüreğim hem de zavallı tenim,
Adını, kokunu unutacaktı.
Vuslatı, mahşere bıraktık derken
Sen tövbeni tuttun. Tutmayan benim.
Şiirniz başlı başına çok güzel ama burası çok başka bir güzel sanki... Bu kaçıncı tövbe diye bir kaç kez söyleniyor insan içinden ve hep "bu son" diyişler... Sen tövbeni tuttun ya ben diyişler... Çok güzeldi doğrusu.
Halime çığlık çığlık gülen martıları hayal ettim de...
Tebriklerimi bıraktım sayfanıza.
Selam ile...
Şiirin başlığı kendini ele veriyor. Şiirin bitkisel hayata girmiş bir aşktan izdüşümler taşıdığını...
Fazlaca karamsar bir şiir o kadar ki sözcükler sanki yaşamaktan sıkılmış da ötenazi istiyor gibi.
Ama asıl garip olan bu melankolik ruh halinin şiire çok yakışmış olması. Şüphesiz bu kalemin becerisi ve
sözcük işçliğiyle bağlantılı bir durum.
Bir zamandır ihmal ediyordum yazdıklarınızı.
Güzel bir şiir okumanın verdiği keyifle yeniden merhaba şiirlerinize
Kaleminiz kavi olsun
Sevgili kardeşim...
Srbestlerine alışkınım ama hece de çok yakışmış kalemine...
Teknik olarak incelemedim ama hece olmasına rağmen duygusu bana fevkalade geçen bir şiirdi...
Her geçen gün daha güzel şiirlerini okuyacağımdan zerre-i miskal kuşku duymuyorum...
Gözlerinden öperim...
hürmetlerimle...yine ve hep...
Yüz yılımızın en harikalarından Aşık sefai vardır bilir misiniz? "nerde bir garip mezar görsem taşı göğe ulaşır" der. Ne kadar harikadır şu söz.Yüreğe bir ferahlık verir."
"dünyada garip bir yolcu gibi ol" diyenin kutlu yolunda yaşamak kadar güzel.
aşk ne zaman muzaffer olmuş ki?Ne zaman et ve kemikten ayrılınca ,artık 15. yüzyıl şairi Neşatinin dediğince parlak cilalı aynalarda kendimizi göremediğimiz zaman aşk , işte o zaman zafer bayrağını dikecektir bütün burçlara....
Kutluyorum harika şiirinizi...
Gönlünü Leyla'ya kaptirmislarin safaklarinda, günesin isildayan çehresinde gamzeli
tebessümler saklidir.
Daglarin doruklarinda hiç kaybolmayan beyazliklar, Leyla'nin yürege serinlikler
bahseden sevdasidir.
Ask, kar beyazi vefalar saklar bagrinda.
Yüregine yasak koyanlar, vefalara bezenmis asklarinda ölümsüzlügün kapilarini
aralar.
Gecenin mavi karanliginda yildizlardan taç yapan âsiklar.
Leyla duraginda sevda yagmurlariyla islanirlar.
"Cennet gözlüm" dedigimiz ve yarim kalmis yanimizi tamamlayan sevgiliyi alip da
yanimiza...
"Sen ey cenneti müjdeleyen Sevgili, Sevgilim!" deyip düsüp de pesine, tutunup da
etegine aradik mi hiç gecenin ve gündüzün Leylasini?
Sevdanin ve Leyla'nin askina kaç gün dogumlarini sanciyla yasadik?
Gün batimlarinda kaybettigimiz Leyla'yi bir gülün kirmizisinda bir bülbülün
feryadinda aradik mi hiç?
Leyla'dan baskasini görmez oldu mu gözlerimiz?
...
İnsan psikolojisinin derinliklerine inanen narin bir şiir okudum kaleminizden.
aşk bir türlü görüntüsü binbir türlü değil midir?Ne de güzel anlattınız.
galiba herşey vaktini bekleyen bir tohum gibi.güneş ışığını alıp yeterli suyu bulunca yeşeriyor.beklemeklik her ne kadar yorsa da insanı.beklentisiz bir bekleyişin kollarında beklemek huzur da verir insana.yeterli sükut ve toleransı gösterememek belki sabrı ıskalatır bu bir isyandır.kalphuzur denizinde veya çalkantılı bir okyanus görüntüsünde olur.
bütün mesele hayırda,hayrı istemekte.
beklentisiz bekleyişlere yol ışıtacak harika şiirinizi kutluyorum....
Önce "olgunlaşmasını" beklediler. Hatta beklemediler, şartları kendileri olgunlaştırdılar. Sonra, şiirin, edebiyatın, binbir rengin şenlik ettiği ay olan eylülü kara eylüle çevirdiler. Nice genç, bu ülkenin geleceği olan insan hayatı kararmış olarak çıktı bu eylülden.
Şartları olgunlaştıranlar da mevkileri ve kasaları olgunlaşmış olarak çıktılar hazan mevsiminden.
Bir devri, kara bir devri en sade haliyle anlatan yazınızı kutluyorum. Selam ve saygıyla...
Kısa bir süredir buradayım ve bu tür yazıların hep eksik olduğunu düşünmüştüm.Sanırım bu eksikte sayenizde kapanıyor.
Aydınlatıcı yazınız için teşekkürler.Selamlar
Hocam Pervane isminiz ben de neyi çağrıştırıyor biliyor musunuz?
Her şeyi çeke çeke olgunluk seviyesine ulaştığınızı,Fakat size göre bu durum yetersizdir.Sanki pişmeye gönüllü olduğunuzu hisseder gibiyim.
Eğer öyle ise bu yük çok ağırdır.
Şiir her zaman ki gibi çok güzel,tüm yazacaklarımı şiirinizin kıritiğine saklıyorum.
Tebrik eder,sağlıklı günler dilerim.Saygılarımla.
Leblerimin raksına hayran olsun asuman,
Meleklerin bağrına ulaşmasın zor figan,
Ağlayan Pervane'ye, bülbüller versin derman,
Gül-i ruhsârım sık sık yaklaşsın ravzalara;
Ayakları ulaşsın nur yüklü havzalara.
Beni divan edebiyatına götürdünüz hocam.Ne güzel şiir böyle böyle...
İçeriği ve tekniği ile mükemmeldi efendim.
Haz duyarak ve lisedeki öğrencilik yıllarımı anımsayara okudum.
Kutluyorum güçlü kaleminiz.
Selam saygılar.
Tekrar hayata dönmek ve bitkisellikten yaşam kıvılcımları içinde kurtulmak.
Nefsini öldürmüşsün şiirinde gördüğüm kadarıyla. "ispirto şişesine sığınacağım. " dediğin mısrayı okuyunca ilk önce midem bulandı, senin adına çaresizliğin içine düştüm. Ama bu kendini bir başka öldürüştü. Onun için sevindim kızım.
Sen pervaneler gibi öleceğini bile bile ışığa koşmayı, yine güle vasıl olmak için bülbül gibi dikene talip olmayı çoktan aşmışsın. Yine de arafta olduğun için sana bunları şiddetle anlatmayı yerinde buldum.
Bak Kızım,
Elinde güzel bir araban ve yola çıkmak için hazırlanmışsın. O yol ki, menzilden önce üçe ayrılıyor. Biri toprak yol, diğeri normal asfalt, ötesi ise otoban. Toprak yolu zaten tercih etmek istemiyorsun. Yönünü asfalt yola çevirmişsin. Ama otobana geçmekyi bir türlü düşünmüyorsun. Halbuki bir geçsen... Geniş bir yol ve önünde hiçbir engel yok. Yüklen gaze ve menzille kucaklaş.
Hadi kızım, bırak tereddüt etmeyi. O yol seni kurtaracak. Çünkü o iki yol...
Sevgili Kızım,
İki ateş vardır; biri geçici, diğeri sonsuz. Hangisini tercih edersin? Sonsuz dediğini duyar gibi oluyorum. Öyle de olmalı zaten. Ateş şimdi güzeldir, yarın değil.
İki karanlık vardır; birinde yıldız kırıntıları, diğerinde mehtap. Hangisini tercih edersin? Yıldız kırıntılarını tercih ediyorsan, vay haline. gerçi yıldızlar gecenin lambaları gibidir ama hiçbir zaman önünü aydınlatmazlar. Halbuki mehtap öyle mi? En koyu gecede bile sana yolunu gösterir.
İki dil vardır; biri söylemesini bilmeyen bir dil, öteki ne söyleyeceğini bilen bir dil. Hangisini tercih edersin? Söylemesini bilmeyen bir dili tercih etmişsen eyvah ki eyvah... Halbuki ne söyleyeceğini bilen bir dil neler sana, biliyor musun?
Can Kızım,
Yaşının gereği öyle bir yol ayrımına gelmişsin ki, bizim yaşlara gelmeden bunu erkenden çözmen gerekiyor. İşte onun için yükün ağır, onun için yollarda adımların aheste aheste gidiyor.
Seçemiyorsun, süzemiyorsun ve arafta kalmış olmanın sancılarını...
hüzün bazen en zayıf yerden vuruyor insanı,
içinde yağmurlar yağarken
ayak sesleri ardından yalnızlığın gelmesi
ne de kötü değil mi ablam...
ellerinden öperim..
Önemliydi...
hayata bağlayan can damarı gibiydi...
gelecek ruh sağlığı yerinde mutlu çocuklardan oluşmalı...
bekliyoruz hocam.yenilerini bekliyoruz .biliyoruz ki bu konunun uzmanısınız...
tebriklerim duyarlı yüreğinizedir...
...
GÖZLER;BAZEN DUYARSIZ
BAZEN SEVGİSİZ
BAZEN KIZGIN
BAZEN YEREN
BAZEN DÖVEN gözler...
RUHUN AYNASI GÖZLER...
Kızarlar onlara içten içe insan olduklarını hatırlattıkları için.
HOYRAT ruhların hedef tahtasıdır HASSAS ruhlar.
İNSAN olmayı beceremediklerini haykırırlar adeta O gülen gözler.GÜZEL SÖZLER acıtır canını.
...
Yüreğinize sağlık efendim.
Selasm ve dua ile...
Yolun sadık ve sabırlı yolcuları çile arz etmişler, çileden tat almışlar ve daha olgunlaşmışlar.
Manevi ihtiyacımızı karşılayan güzel mesajlarla doluydu.
Tebriklerimle, sevgiler
Haftanın yazarlığına bu kadar yakışanını görmedim.
Müsterih gözlerle bakıyorum sayfanıza.
Herzaman görmeyi arzuladığım bir yüreksiniz.
Siz kendinizi ve yüreğinizi hiç kasmadınız.Kasıntı yapanlardan hiç bir şey alamayacağımı çok iyi biliyorum artık.Gülen yüzünüzü ve gözünüzü görür gibiyim.Bir tatlı sözün ,güler yüzün sadaka olduğunu çok iyi biliyorum.
Ya öğrenen ya da öğreten olun üçüncüsü olmayın diyen harikalar harikası sözün üzerinizdeki nişanını görebiliyorum. mahşer günü sorulursa söyleyeceğimden hiç şüpheniz olmasın.
Meslektaşınız olmayı en büyük gurur biliyorum .Demek ki öğretmen bu kadar büyük olabilirmiş.Gönül güzelliği beslendikçe çoğalan bir şeymiş.iyi bir öğretmenin değeri beynine depoladığı bilgiler değilmiş.Önemli olan bu bilgileri sevgi ile birlikte bulundurmakmış.
benim gibi kırk kişinindaha çıkacağına eminim sizden Allah razı olsun diyorum ben can öğretmenim.
Kaleminize yüreğinize sağlık diyorum.öpüyorum ellerinizden
Şiir yazın.Kızsanızda, öfkelensenizde şiir yazın.
Şiirle anlatın derdinizi, siteminizi, kahrınızı ama şiir yazın.
Tebrikler.
Sağlıcakla.