Bu şiir, sadece bir meydan okuma değil; ruhun, aşkın o devasa koruna sığınarak dünyaya karşı başlattığı bir devrim gibi. "Vız gelir" derken yükselen o ses, aslında dışarıdaki gürültüye karşı çekilen derin bir iç çekişin, sadakatle örülmüş sarsılmaz bir kalenin yankısıdır. Siz, evrenin sonsuzluğunu ve zamanın ağırlığını bir sevda uğruna hiçe sayarken, aslında hepimizin özlediğiniz o "koşulsuz teslimiyetin" resmini çizmişsiniz. Her mısrada, fırtınalara rağmen durulmayan bir gönlün yorgun ama mağrur asaletini hissetmemek imkansız. Öyle bir adanmışlık ki bu; mevsimler birbirine karışsa da, limanlar ıssız kalsa da, insanın kendi hakikatine uyanışının verdiği o kederli ama bilge huzurla dolu. Kaleminiz var olsun. Aşk ile eyvallah.
Hüzünde mutluluk da hayatımızda bizim ile içiçe. Zaman zaman çok küçük şeylerden mutlu olabildiğimiz gibi derin acılardan ağır travmalarda yaşayabiliyor insanoğlu. Fırtınalar hayatın içinde hep var, sarsılmadan dik durabilir miyiz ona bakmak lazım. Sık sık ziyaret edeceğiz gibi bu sayfanın sahibini öyle görünüyor...kutlarım içtenlikle
Bugün okuduğum en anlamlı cümle buydu: '' Hancı bile yolcu iken kime kalır bı dünya?''
Koy önüne takkeni düşün tefekkür et...
Candan tebrikler.
Selam ve sevgiler.
“Kul Kül Tartılır” şiirinizdeki derinlik, hakikatin terazisini çok güçlü bir şekilde yansıtıyor hocam 🌿. Hakk’a yönelmenin, secdeyle yükselmenin ve ezan ile salanın âlemdeki en güzel sesler olarak dile getirilmesi, şiirin tasavvufi ruhunu berrak bir şekilde ortaya koymuş.
Kaleminiz, hem öğüt hem de içsel bir yolculuk sunuyor; her mısra bir uyarı, bir hatırlatma ve aynı zamanda bir davet niteliğinde. Özellikle “Allah’a havale ettiyseniz, kul değil kül dahi tartılacak” ifadesi, şiirin özünü çok çarpıcı bir şekilde mühürlemiş.
Kaleminize sağlık hocam; ‘Kul Kül Tartılır’ şiiriniz, hakikatin terazisini gönüllere işleyen bir eser olmuş. Tebrik ederim.
Hayranlıkla okudum kardeşim ,Halil Cibran ile başlamanın kadar güzel bir şey yoktu okudum tüm eserlerini.
"Bir insan, içinde yankılanan o derin uğultunun "melankoli" olduğunu anladığında artık o sese şiirle, müzikle, resimle ya da sadece susarak cevap verebilir. Ama o uğultuyu "hastalık" sanırsa, onu susturmaya çalışırken kendi ruhunu da dilsiz bırakır. Bizler, hislerimize doğru isimleri bahşettiğimiz ölçüde özgürleşiriz. Kelimeler, ruhun haritasındaki fenerlerdir; onlar yanmadan hangi yöne gideceğimizi, hangi limanda dinleneceğimizi asla bilemeyiz." Sevgi ve selamlarımla.
Yüreğine sağlık Kemal hocam. Günümüz müslümanları artık süslüman oldular. Din, siyaset ve ticaret aynı çuval içine girdi. Yerin altını düşünen kalmadı. Kalanlar ise sağlam yürekli az sayıda insanlar. Allah, aklını ve vicdanını kullanmayanların başına pislik yağdırıyor ancak insan bunun hikmetini anlayamıyor. Ramazan ayınız mübarek olsun. Selamlar saygılar
Geçmiş en dağınık izleriyle peşimizde, hatta içimizde.
Bazen her şeyi olduğu yerde bırakmak lazım ama her irade kaldıramıyor maalesef.
İnsan hatıralarında mutluysa daha mutlu olabiliyor.
En iyisi önümüze bakabilmeyi başarabilmek.
Güzel bir hikaye ve konu idi kutlarım.
Ramazan ayı boyunca it itliğini, puşt puştluğunu yapacak yine. Dediğiniz gibi asıl önemli olan Müslüman, Müslümanlığını yapabilecek mi?
Bu önemli bir doru ve önemli bir sorun ama bir tane daha ver ki o da bundan aşağı değil.
Ben Fethiye'de yaşıyorum. Bura halkı genellikle seracılık yapar. Geçen ev sahibim ve bir aile dostumuz geldi misafirliğe, onlara sordum: '' Artık yerli tohum kullanıyoruz değil mi? '' Aldığım cevap '' Ne gezer hocam. Yerli tohumu kim kaybetmiş ki kim bulsun '' Yani halen domatesimiz, Biberimiz, patlıcanımız, kabağımız, kavunumuz, karpuzumuz, salatalığımız İsrail tohumu...
Yani mesele sadece kolayı, kahveyi, deterjanı, dondurmayı boykot etmekle halledilmiş olmuyor. Adamlar genetiğimizi bozuyorlar tohumlarıyla...
Selam ve saygılar.
Hayırlı ve huzur dolu bir Ramazan dilerim
Anlamlı ve yerinde bir şiir okuduk.
Yazan şairin ellerine sağlık.
Sizi gönülden kutluyorum
Ve Teşekkürlerimi sunuyorum.
Aşk yüzünden hasta olmak
ne güzel desem yerine oturur mu
zira aşkı bulanlara selam olsun
Var olmanın ve hatta buna çabalamanın karşılığıdır hayat
Ben de varım diyebilenlere selam olsun
kutlarım
SImsıcak maniler :))
kutlarım aydın
Sigarasız nesil dünyada katılaşıyor hedefler.
Gerçi bizde kahve kültürü yoğun ama Türkiye'de bu hedeflerden geri kalmaz. Çocukların olduğu yerler, duraklar, otobüsler, plajlar, ormanlar, restoranlar ve balkonları...
Fransa'da tüm plajlar, kamuya açık parklar, ormanlar ve okul çevrelerinde sigara içmek tamamen yasaklandı. Amaç, 2032’ye kadar sigarasız bir nesil.
İspanya'da çocuk parkları ve hastane çevrelerinin yanı sıra bazı bölgelerde restoran ve bar teraslarında dahi sigara içilmesi kısıtlanmış durumda.
İtalya'da ise Milano gibi şehirler, otobüs durakları ve parklar gibi yerlerde sigara içilmesini yasaklayan çok sıkı kuralları devreye aldı.
Meksika, 2021 yılında çıkardığı yasayla tüm kamusal açık alanlarda (parklar, otellerin havuz başları, plajlar vb.) sigara içilmesini yasakladı. Bu, dünyadaki en kapsamlı açık alan yasaklarından biri olarak kabul ediliyor.
İngiltere; Yaşa Göre Ömür Boyu Yasak
1 Ocak 2009'dan sonra doğanlara ömür...
Merhaba Derya Deniz öğretmenim, "ben varım" diyebilmeni dikenli yollarını ve yolların sonunda mutlu sona ulaşmanın kavuzu olmuş özgün yazınız. Bani din uluları "ben" diye övünmenin şeytan işi olduğunu söylese de sizin vurguladığınız "ben" bireyin kişilik kazanmasıyla ilgili.
Öğretmenim, büyüklerimiz sürekli yaşamamıza müdahale etme kültürü ile yoğrulmuştu. Şimdiki eğitim sistemimizde itaat eden gençlik yetiştirmek istiyor.
Oysa sizin gibi düşünen, olayları akıl süzgecinden geçiren... kuşaklar yetişmesini isteyenlerin manifestosu özgün denemeniz.
Özdeyişler, Sibel'le Ayşe hanımın öyküsü ve anlatımdaki ustalık şapka çıkartacak düzeyde başarılı.
Esenle.
Şiir, Ortadoğu’yu tarihin ve mitolojinin büyülü atmosferinde bir kadının güzelliği ve bereketi üzerinden destansı bir şekilde resmediyor. Dicle ve Fırat’ın arasında yükselen bu imge, hem sevdayı hem de medeniyetin sancılarını aynı anda hissettiriyor.TEBRİKLER.
Narin ve umut dolu bir rüya gibi akıyor şiir .
Zarif eller, meraklı gözler, mavice bekleyen gökyüzü...
Sanki ruhun en ince tüyleriyle yazılmış bir özgürlük manifestosu.
Keşfedilmemiş özlemlerin aşığı olmak,
hayalleri pervane gibi kanat yapmak ve rotayı kalbin en derin noktasına çevirmek...
Çok naif, çok içten bir şiir.
İçinde hem çocuksu bir merak hem de olgun bir teslimiyet var.
insanı usulca gökyüzüne kaldırıyor, bırakıp uçuruyor.
Hafifliğiyle dokunaklı, güzelliğiyle teselli edici.
Çok güzel bir şiir olmuş Üstadım .
Selametle kalın
Ne güzel, ne kıymetli bir haslet,
Engin gönül ile dostun, arkadaşın, kardeşin gönlünü almak.
Ne güzel bu Kıymetli edep dergahı "EDEBİYAT EVİNDE"büyük küçük yaşlı genç ,cennet vatanımın güzel yürekli insanlarıyla tanışıp kaynaşıp muhabbet meclisinde hoş sohbet etmek.
Eyvallah!
Kıymetli üstadım.
Varsın şiirler yoluyla dost gönüller birbirine değsin.
Bin selam olsun Değerli Mihman üstadıma..
Rabbim bu samimi, kıymetli mecrada muhabbetimizi daim
kılsın.
Bu yurdum insanı, kardeşinizi onore ettiniz hocam!
Çok çok teşekkür ederim.
Derin hürmetle
Selam ve dua ile
Tabii..
Nasipse bu güzel şiire iki kelam cevap yazmak kısmet olurur inşallah..
Kimi hanımın askeri
Kimi annesinin esiri
İtidali yakalayan da vardır elbet
Lakin her üçünü de bir kadın, bir anne yetiştirmişken
nasıl oluyor da farklı karakterler çıkıyor değil mi?
O vakit
BİÇTİĞİNİ BEĞENMEYEN EKTİĞİNE BAKACAK.
(İstisnalar kaideyi bozmaz diye bir gerçekte bir kenarda dursun
Zira bazen ektiğin de çürük çıkabiliyor.)
Velhasıl üstadım
Anne-baba evladını yetiştirirken ne kendine bağımlı
ne de kendine düşman etmemeli.
Hayat meşgalesi içinde bir de elalem denen bir jüri varken Hakkın değil de Halkın kararları dayatılıyor
Ve farz olanı değil de tarz olan yaşanıyor.
İlkin ondan korunmak lazım
Zira çok derin bir hapishanedir.
"Okul evvela evde başlar" gerçeğini daha ilk başından kavrayıp evlilik öncesi eğitimler almalı bireyler
-Nasıl aile olunur?
-Nasıl iyi bir eş
-Nasıl iyi bir ebeveyn olunur?
İyi bir ahlak eğitiminden geçirilmeli
Yoks...
Hüzün dolu bir hikaye idi
kutlarım Mehmet abi
Dünyaya çivi çakılamayacağını, her gelenin bir gün bu 'son sefer'e çıkacağını çok yalın ama bir o kadar da sarsıcı bir bilgelikle hatırlatmışsınız. Nefis ile savaştan, tutulacak dillere kadar insan ömrünün o kaçınılmaz vedasını ilmek ilmek işleyen, vakur bir duruşun sesi olmuş bu şiir. Kaleminize ve gönlünüze sağlık; mesele kubbede hoş seda bırakmak. Bir de ölümsüzleştiniz biliyorsunuz. Zira ölümsüzlük yazdığınız kitaplar ile size hediye edildi. Dünya var oldukça insanlık tarihinde var olacak eserleriniz. Aşk ile eyvallah.