Hak dava ugruna yapilan yazilan hersey efsanelesir.Hele ki Siir olup gönlün bam teline degerse yesertir kurak yürekleri
Yüreginize emeginize saglik
Selam ve dua ile
Vatan sevgisi iman ile birleşince her türlü ileriye taşıyor. Daim olsun dileğiyle...
Ümmet olma bilincini anlayamamak en büyük handikapımız maalesef
Anlayamadığımız diğer kavramlar gibi.
Böl -parçala- yut taktiğine kurban gidişimize yanarım kendimi bildim bileli.
Evvela arap nefreti ile müslümanları böldüler.
Sonra da tek tek Türk devletlerini ayırdılar.
16 Türk Devleti bir araya gelmiş olsaydı bu yamyamlar türer miydi?
Yada ümmet var olsaydı.
Kim bükebilirdi ki Hakkın bileğini?
Cennet mekân Mehmet Akif Ersoy çok güzel anlatmış
siz de aynı şekilde Allah razı olsun.
Kim ne derse desin,biz ayağa kalkıp silkelenmedikçe
ne başımızdaki bitlerden ne de (af buyrun) paçamızdaki itlerden kurtulamayız.
O feraset ve basiret nasip ola inşaallah.
Vahdet ile karanlığı boğmak duasıyla
Can-ı yürekten kutlarım hocam
Selamlar hürmetler
Bizi bizden daha iyi bilen içimizi okuyan yüce Mevla af edecektir kulunu yeter ki inancımızda ve yaşantımızda samimi ve iyi niyetli olalım.
İçtenlikle tebrik ederim, Adem Hocam.
Gününüz ve ömrünüz aydınlık geçsin.
Sonsuz selam saygılarımla
Şiir bu, şairin elinden kalemine ne sızarsa, kaleminden kağıdına ne damlarsa eyvallah. Yaşanmışlıktır, hüzündür, sevgidir, aşktır, empati dir.
Yıllar sonra hoşgeldiniz tekrar Ayşenur hanım.
Tebrikler kaleminizin hafızasına
Selam ve saygılar.
Ne güzel böyle onurlu ve sade yaşayan insanların hayatını, hele de sizin yakın akrabalarınız olması, ''Dedeniz ve babaanneniz.'' burada anlatmanız, yaşasalardı mutlaka sizle gurur duyarlardı... Mekanları cennet ruhları şad olsun, size bıraktıkları mirası erdemi fazileti, insan sevgisini iyi korumanız dileklerimle... Kutlarım
Kul olma bilincinin zirve yaptigi duygularla yapilmis bir hasbihal
Kutlarim yürek sesinizi
Selam ve dua ile
Canın üzerine
parmağını sürdüğünde;
Dünyanın kalbine dokunmuşsundur.
İstediğin her harfi eğmeden yorumluyorsundur kusursuz.
Bir Yarenin kalemi,
rengini uzaktan görünce ağıtla döner zılgıt kaleme...
Şimdi iddiadan uzak ama ilhama gebe zamanların dili
Bir yarım bahar değilse,
kış yarım kalmış demektir.
Çivit mavisinden toz mavisine bir lehçe değişimi lisan...
Yine çokca yüklem satırların taşıdığı ciddi bir mesele
Yaren yazarsa okunur oluyor
Tüm sayfaları dünyanın.
Selam ve çokça tebriklerimle...
Balkonunda da olsa bir saksı karanfili, yıldız çiçeği, hanımeli olan biri zaten dünyanın kalbinde yaşıyor ise ben evimin bahçesindeki ceviz, yenidünya, mersin ve daha nice ağaçlar ve çiçekler sebebiyle evrenin kalbinde yaşıyor olmalıyım.
Selam ve sevgiler.
Şiir tadında dua. Dua tadında şiir. İkisi birlikte yüreğinizde çifte kavrulmuş. Üstelik gümüş şekerlikte Rabbe sunulurken herkes de buyur edilmiş. Öyleyse bir lokma da biz yiyelim ardından Amin diyelim. Kalemize sağlık. Saygılarımla...
Honore de Balzac'ın Vadideki Zambak romanını okuduğumda henüz evlenmemiştim.
Başkarakter Henriette de Mortsauf çok mutsuz ama çok fedakâr bir kadındı.
Nedense onun "Kızları doğunca ağlarlardı." sözü beni çok etkilemişti ama ne demek istediğini anlayamamıştım tam olarak. Anlamını, çok seneler sonra anne olunca ve çetin bir hayat mücadelesinde yorgun ve yenik düşünce kavrayabildim.
O cümlenin etkilemesi boşa değilmiş demek ki.
En büyük sorumluluğu ve çilesi olan ama kasasında sadece evlat gülücüğü bulunan emanetçi dükkanının tabelasında ANNE yazar.
Sevgi ve selamlarımla.
Benim çocukluğumda İstanbul Avrupa yakası huzurlu bir şehirdi.
Edirnekapı sur dışında sadece ilçe olarak Eyüpsultan, Bakırköy, Yeşilköy vardı.
Unkapanı köprüsünden geçince en uç semtler Şişli ve Sarıyer idi.
Geri kalanı çevredeki köylerdi.
Toplam nüfus 2 milyon civarıydı.
Sonra birden göç başladı. Ve araziler büyük hızla yapılaştı. En kötüsü İstanbullular olarak yabancılaştık.
Mahallemizde ve çevre mahallelerde yaşayan herkesi tanırken şimdi binamızda oturanları bile tanımaz olduk.
Dünyanın en kalabalık ve pahalı şehirleri arasına giren İstanbul, yanlış yönetim nedeniyle çekilmez bir hâl aldı. Dolayısıyla insanlar sinirli. Bu tolere edilebilir belki ama karanlık illegal insanlar yüzünden can ve mal güvenliğimiz kalmadı. Ona ne diyeceğiz?
Selam ve saygılarımla.
Elinize emeğinize sağlık Hatice Hanım. Yazılarınız oldukça güzel ve kıymetli.
Yüreğinizden gönül sayfanıza dökülen bu güzel dua için, binlerce kez amin.
Değerli kaleminizi yürekten kutluyorum hocam sevgilerimle
Amin. Hatice hanım.
Duaya dönüşmüş nağmeler.
Yüreğine sağlık 🌸🌿🌸
Ne güzel bir şiir maşallah kardeşime tebrikler selamlar sevgiler
Mutlu sonlara inan…
Ama ne garip ki insanların aklında hayatında bir kaç kere yaşadığı acılar kalır…
Halbuki hayatımızda sevinçler daha fazladır
Sevgiler içinde kalasın
Saygılar
Şiir, aşkın ve ilhamın özgür doğasını güçlü imgelerle anlatıyor; hem mistik hem de duygusal bir dil taşıyor. Hüzünle yoğrulmuş ama umudu ve direnci de içinde barındıran dizeler, okuyucuda derin bir iç yolculuk hissi uyandırıyor. Özellikle “kimse zincir vuramaz aşka ilhama” vurgusu, metnin ana ruhunu etkileyici biçimde özetliyor. Kutlarım
Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.
******
Selam ve saygılar.
Anı yaşamak ve geçmişe de fazla kafayı takmadan geleceği de çok kurcalamadan yaşamaya çalışmak ... Kutlarım Hocamı...