Balkonunda da olsa bir saksı karanfili, yıldız çiçeği, hanımeli olan biri zaten dünyanın kalbinde yaşıyor ise ben evimin bahçesindeki ceviz, yenidünya, mersin ve daha nice ağaçlar ve çiçekler sebebiyle evrenin kalbinde yaşıyor olmalıyım.
Selam ve sevgiler.
Şiir tadında dua. Dua tadında şiir. İkisi birlikte yüreğinizde çifte kavrulmuş. Üstelik gümüş şekerlikte Rabbe sunulurken herkes de buyur edilmiş. Öyleyse bir lokma da biz yiyelim ardından Amin diyelim. Kalemize sağlık. Saygılarımla...
Honore de Balzac'ın Vadideki Zambak romanını okuduğumda henüz evlenmemiştim.
Başkarakter Henriette de Mortsauf çok mutsuz ama çok fedakâr bir kadındı.
Nedense onun "Kızları doğunca ağlarlardı." sözü beni çok etkilemişti ama ne demek istediğini anlayamamıştım tam olarak. Anlamını, çok seneler sonra anne olunca ve çetin bir hayat mücadelesinde yorgun ve yenik düşünce kavrayabildim.
O cümlenin etkilemesi boşa değilmiş demek ki.
En büyük sorumluluğu ve çilesi olan ama kasasında sadece evlat gülücüğü bulunan emanetçi dükkanının tabelasında ANNE yazar.
Sevgi ve selamlarımla.
Benim çocukluğumda İstanbul Avrupa yakası huzurlu bir şehirdi.
Edirnekapı sur dışında sadece ilçe olarak Eyüpsultan, Bakırköy, Yeşilköy vardı.
Unkapanı köprüsünden geçince en uç semtler Şişli ve Sarıyer idi.
Geri kalanı çevredeki köylerdi.
Toplam nüfus 2 milyon civarıydı.
Sonra birden göç başladı. Ve araziler büyük hızla yapılaştı. En kötüsü İstanbullular olarak yabancılaştık.
Mahallemizde ve çevre mahallelerde yaşayan herkesi tanırken şimdi binamızda oturanları bile tanımaz olduk.
Dünyanın en kalabalık ve pahalı şehirleri arasına giren İstanbul, yanlış yönetim nedeniyle çekilmez bir hâl aldı. Dolayısıyla insanlar sinirli. Bu tolere edilebilir belki ama karanlık illegal insanlar yüzünden can ve mal güvenliğimiz kalmadı. Ona ne diyeceğiz?
Selam ve saygılarımla.
Elinize emeğinize sağlık Hatice Hanım. Yazılarınız oldukça güzel ve kıymetli.
Yüreğinizden gönül sayfanıza dökülen bu güzel dua için, binlerce kez amin.
Değerli kaleminizi yürekten kutluyorum hocam sevgilerimle
Amin. Hatice hanım.
Duaya dönüşmüş nağmeler.
Yüreğine sağlık 🌸🌿🌸
Ne güzel bir şiir maşallah kardeşime tebrikler selamlar sevgiler
Mutlu sonlara inan…
Ama ne garip ki insanların aklında hayatında bir kaç kere yaşadığı acılar kalır…
Halbuki hayatımızda sevinçler daha fazladır
Sevgiler içinde kalasın
Saygılar
Şiir, aşkın ve ilhamın özgür doğasını güçlü imgelerle anlatıyor; hem mistik hem de duygusal bir dil taşıyor. Hüzünle yoğrulmuş ama umudu ve direnci de içinde barındıran dizeler, okuyucuda derin bir iç yolculuk hissi uyandırıyor. Özellikle “kimse zincir vuramaz aşka ilhama” vurgusu, metnin ana ruhunu etkileyici biçimde özetliyor. Kutlarım
Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.
******
Selam ve saygılar.
Anı yaşamak ve geçmişe de fazla kafayı takmadan geleceği de çok kurcalamadan yaşamaya çalışmak ... Kutlarım Hocamı...
Evet kardeşim, ne aşka, ne ilhama kimse zincir vuramaz
Tebrikler, selamlar sevgiler
Çık ara sıra karlı kayın ormanlarıyla kaplı Ankara'dan, gel İstanbul'a, dal Gülhane Parkına. Emin ol Polis de farkında olmayacaktır. Hem denize de yakın..
Çakılıp kalma Ankara'ya.
Selam ve sevgiler.
Korkmaktan korkmalı insan bence zira korkaklar zafer anıtı dikemez.
Ne hayallerinde ne de hayatlarında.
Hatta hiç korkmadan döyle bir tebessüm etmeliyiz ki bazen,
Allah'tan bile korkmayanlara dişli olduğumuzu gösterebilmeliyiz.
Çok güzel ve derinlikli bir şiirdi hocam yerine yakışan.
Selamlar, saygılar..
ÖNCELİKLE yazınızı çok beğendim Adem kardeşim,sonra yorumları okudum...gayet güzel yorumlardı.sonra yaklaşık bir on dakika düşündüm bu yazıya nasıl bir yorum yazayım da neresinden tutayım diye vallahii bilemedim ne yazacağımı,zaten dile getirmiş her şeyi mükemmel bir şekilde üstat.... bunun üzerine konuşmak olmaz dedim .yüreğinize kaleminize sağlık, saygılarımı sunuyorum kardeşim.
Kaleminizi okurken kelimelerin sadece yazılmadığını, adeta yaşandığını hissettim Ömer hocam..
Şiiriniz okuyanı uzun süre bırakmıyor..
Aşkı olduğu gibi koymuşsunuz ortaya..Ulaşılamayanın yakıcılığını, vuslatsızlığın asaletini hissettiriyorsunuz..
Yürekten tebriklerimle..
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini ve kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, tövbeleri çokça kabul edendir, engin merhamet sahibidir." (Hucurât, 49/12)
Hayırlı cumalar.
Yeri doldurulamayacak tek şey evet. Anne... Emek, sevgi, adanmışlık, sabır, çile, cennet, kucak, dua ve nefes sadece biri değil hepsi Anne demek... yüreğinize sağlık kıymetli hocam...
Bir bakışı yeter derde dermandır,
Sinesi evlada ahdü fermandır,
Duası gecede yanan çerağdır,
Anneler bahardır, yavrular çiçek.
Şefkatle örülür ömrün ilmeği,
Anneyle güzeldir dünya gerçeği,
Yavruysa kalbinin narin çiçeği,
Anneler bahardır, yavrular çiçek
Yaş Altmış dokuz
Yolun yarısı eder
Zaro Ağa gibi ortasında bile değiliz ömrün.😅😅😅
( Zaro Ağa 160 Yıllık ömrüyle uzun yaşama konusunda rekor kırmış bir insan 1774'de doğmuş, 1934'de ölmüş. Öldüğünde torunlarının torunlarının torunları '' Vay benim dedem, dünyaya doyamadan gitti deyip saç baş yolarak yas ilan etmişler.😂😂😂
Allah sana ve Nevin yengeme de öyle uzun ve sağlıklı bir ömür versin inşallah.
Selam ve sevgiler.