Sayısız yıldız, gece karanlığında bize göz kırpıyorsa, zaman
içinde kaydığımız saman yolunda da yolumuzu aydınlatan yıldızlarla dost
olabiliriz.
Bir meteor fırtınasına
tutulmuşçasına geçmekte günlerimiz çoğu zaman ve yok olmak hiç de zor değil.
Gerçi kolay kolay yok olmuyoruz ama ruhumuz, gönlümüz çok hasar alıyor ve
onarmak neredeyse imkânsız olabilmekte. Aldığımız yaraların telafisini bazen,
karşılık vermekte buluyoruz ve yaralıyoruz biz de zaman zaman bizim gibileri;
bir şekilde… Aslında egomuzun esiriyiz çoğu zaman. İçimizde gelişen saldırganlık
güdüsü bazen bizi biz olmaktan çıkarıyor. Ve halkalar birbirine eklenip
duruyor. Bir de bakmışız ki; telafisi mümkün olmayan kırgınlıklar peşi sıra
izliyor birbirini. Düzenek böyle: Ne demişler; ‘’çivi çiviyi söker.’’
Terk edilmişlik nasıl
ağır bir hasar bırakmışsa mekanizmada, biz de terk ediyoruz bizi sevenleri;
sevdiğimiz halde: Sevdiğimiz kim varsa; çok sevsek bile ya da sevme ihtimaline
rağmen; dönüp arkamızı uzaklaşıyoruz. Belki tekrar yara almamak için ya da
yaralamak için… Sanki içimizdeki öfke ve yıkılmışlık duygusu sona erecekmiş
gibi.
Şans tanımak lazım;
bunu bilmek de bir işe yaramıyor aslında. Belki de kendimizden, sevmekten ya da
sevilmekten korkuyoruz. Aslında bu güven duygusuyla ilintili bir bakıma:
‘’Herkes aynı’’ mantığı ya da mantıksızlığı ket vuruyor ilişkilere, yeni
ihtimallere. Yaralı yüreğin acısı hiç geçmeyecek gibi bir de yeni yaralar
oluşuyor suçsuz kalplerde.
İşte böylesi kısır bir
döngü, pek çok şeye engel oluyor. Tamam, güven duygusu kolay inşa edilmiyor ama
gerçekten hak edeni tespit etmek o kadar zor ki. Sürekli aynı plak dönüyor ve
defalarca çalıyor aynı şarkı. Bir bakıma sürekli çalan bu şarkı artık
hayatımızın bir parçası haline gelmiş ve tüm kontrol onda.
Zor, hatta imkânsız
belki de en acıtıcı olan; lakin şans tanımak da lazım; hatta ikici, üçüncü
şansı bile çok görmemeliyiz.
Farklılık, insan
olmanın bir sonucu; her ne kadar, temelde aynı güdülere ve özelliklere sahip
olsak da. Sonuçta farklı yönlerimiz, bizi özel ve tek yapan. Ortak paydalarda
buluştuğumuz zamanlar nadir de olsa, yeni açılımlar, farklı dünyalar bir araya
gelmekte ve hayat daha da yaşanılır böylesi durumlarda. Belki uzak belki çok
yakın ama mümkün…
Hayatın o kadar çok
getirisi var ki; diğer yandan alıp götürdükleri de yadsınamayacak kadar çok.
Çok bilinmeyenleri bu denklem, çok yorucu olabilmekte çoğumuz için. Kim bilir,
belki de fazla ciddiye almamalıyız yan faktörleri.
Şartların farklı
olması, zaman ve mekân farklılığı, nice bilinmezlik ve daha neler neler
farkında olmadığımız. Yine de bilmeli ve unutmamalıyız ki: ‘’Her insan özünde
iyidir.’’ Bu noktadan hareketle, özümüzü kaybetmeden, tanıyacağımız fırsatlarla,
belki biz de hoş bir seda bırakırız geride; özünde iyi olan her insan gibi…