İki El Bir Baş İçin
Tekerrür eden günlerden biri daha ve sözcüklerden inşa etmek
istediğim çatısı bu gün biliyorum ki kolay biliyorum ki hayallerde bir şeylerin
inşası dünyaya hep caka satan.
Hayallerin ritmik bir sesi ve günbegün değişebilmekte de gerçi
dünden çok farklı bir döngüde kurduğum hayallerin çıtasını yükseltmekte zorunda
olduğunu bilsem bile içimden gelmiyor.
Renklerden mustaribim tüm renklerden en çok da alı al moru mor
olan insanlardan yana tüm derdim.
Takıp takıştırmalarına bir şey demiyorum gel gör ki bana takık
olmaları ciddi bir referans kaybı ya da eksenden kaydığım şu zeminde hayli
kaygan olması ile de ünlü iken ayağımın altından ve elimden kayıp gitme
ihtimali olan ne varsa.
İnsan mahiyetinde artık kaybedeceğim kimse kalmadı kendim
dışında ve şu son iki sene zarfında pılısını pırtısını toplayan nerede ise
herkes çekip gitti eh, bir de çelmeler takmalarını hesaba katarsak yüklü bir
fatura maliyeti ile beni baş başa bıraktılar.
Rahmetli halam hep derdi-gerçi o da çekip gitti ama hele ki
yaşarken bana sırtını dönmesi ayrı mevzu-iki el, bir baş için. Çocuktum
anlamazdım zaten herkesin iki adet eli ‘i yok muydu?
Derken işler boyut değiştirdi bir de el’ in adamı ve oğlu girdi
mi devreye değil mi ki iki el lazım sana, eh bre kâfir, el’ imden ne istedin?
Bir el derken ikincisi bir de üçüncü el’ i el olan yabancının
sonra da ayıkla pirincin taşını.
Bunu da bilmezdim çünkü yemek yapmak gibi hünerlerim yoktu
öncesinde sonra annem rahatsızlandığında iş başa düştü yine de pirincin taşını
ayıklamadan pilav yapmayı maharet bildim: ah, bir de dibi tutmasaydı ya?
Günler yılları kovaladı yıllarsa beni.
Ben yine kendimi kovaladım ve sonunda kaybettiğim mağarada
buluverdim bir gece yarısı.
Ne kapısı vardı mağaranın ne de bacası lakin nöbet tutan mağara
adamları ve mağara kadınları çok mubahmışçasına bana sürekli taş ve ok
atmaktaydılar.
Bilmedim bunun bir öncesinin olduğunu aslında bilemedim çünkü
minareyi çalan hırsızları dost sanmıştım çalınan minare olsa sadece…
Geçiniz.
Biçim ve şekil ve muhteva açısından dirlik düzenlik karşıtı kim
varsa tam da karşımdaydı ve iki el bir baş için:
İşte o gün ansızın çözdüm bu atasözünün ne anlama geldiğini.
Üçüncü el ya da dördüncü hepsi hikâyeymiş ve görünürde bana
uzatılan ellerin sadece zalimin birer sahte uzvu olduğunu ne yazık ki geç
b/elledim.
Hayaller ve gerçekler bir de gidenler.
Hiç mi hiç mevcudiyetlerinin olmaması mıydı gidenlerin en çok
can yaktığı yoksa onları sahte yüzleri ile gerçek mi sanmamdı işin püf noktası.
Püf noktadan ziyade oflamadan puflamadan çözmeliydim işin aslını
ve kendimle ve evrenle kalıcı bir barışa imza atmak zorundaydım.
İş başa düştü mü…
Hayallere gelince olmaz mı hayallerim bir o kadar sahibesi
olduğum ne varsa korumak iken birincil ve tekil hayalim elbet iki el’ imi de
üst üste koyup sonra da iki el’ imi göğe açıp Rabbime sığınmak ve dua etmekken
en güzeli ve huzura sevk eden ki: O, elbet bilir işini…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.