Sevgi Ve Aşka Dair
Tartaklanmış düşler çelme takıyor
mutluluğa gel gör ki ilhamı besleyen kaynak misali.
Sözcükler süzülen gözlerimden değil
beynimin kıvrımlarında ve buğulu sesi umudun azıcık hırpani azıcık kedere
dönük.
Yüz vermiyorum ama yazıveriyorum
umudun kederli girizgâhını.
Artık nasıl bir haletiruhiye ise.
Pekişen duygular var resmen
sistematik ve sismik ritminde cümleler doğuyor al sana malzeme yazmaya dönük
yüzünde kalemimin bazen sesini sonuna kadar kısmak istediğim ama yeltenmiyorum
çünkü ilham arsızca yaltaklanıyor bana.
Sevgiyle olan diyalektik
birlikteliğim son zamanlarda sevgiye olan inancımı hayli yitirmişken.
Misal.
Tanımazdan gelenler.
Ya da tanımayanların beni açık açık
süzdüğü.
İhtimal dahi vermesem de beni
tanıdıklarına iyi de muhitin insanıyım alabildiğine edepli adaplı yaşamış
olduğum ömrü karalamaya çalışanların canhıraş mücadelesine yenik düşmediğim ve
de teyakkuzda olduğum.
Yanık sesi filan da yok hani,
türkülerin laf aramızda türkü dinlemeyi pek sevmem ki gönül koymayın bana.
Daha ritmik şarkılar bazen bende spor
yapma isteği uyandıran…
Ya da duygusal akışa mahal veren
hüzünlü şarkılar.
An itibari ile hâsıl olan sessizlik
ki en sevdiğim pek çok insan gibi ve kalemimin beni dürtüklediği.
Sevgiden dem vuruyordum, değil mi?
Bazen mahzene kapatılmış karanlığın
firar edip de topluma karıştığı ve işte sevgisizliği tetikleyen geçersiz
sebepler.
Çalakalem yazmak belki de edebiyatın
hikmeti açısından çok da kabul görmeyen gelin görün ki: edebiyat sevgimle anlık
bir yazı ve şiiri demlemeden asmayı hep tercih etmişimdir ilk günden beri ne de
olsa mayasında sevgi var.
Sevgi.
Çıkmaza sokan.
Artık aldırış etmiyorum ve çıkmaza
girmeye de yok niyetim çünkü ben kalbimi nerede ise tüm insanlığa altın tepside
sunmuşken ve işte arayıcı bir kümenin boş elemanlarına verdiğim o tek cevap:
Görmezden geldiğim yok saydığım…
desem de içim sızlamıyor değil hani çoğu zaman.
Son iki yıllık diliminde hayatın
sevgiyle en ufak ilişkisi olmayan o kadar çok darbe almışken net olan bir
bilançoyu sunuyorum sizlere:
Sevgi resmen karaborsa.
Sevgi asla bir mevduat faizi değil.
Belki de altın gibi dalgalanmalardan
mustarip.
Ne zaman değer kazanıp ne zaman değer
kaybedeceğini kestirmek o kadar zor ki.
Çocukluğumdan itibaren okuduğum ne
varsa hep de sevgiyle inşa edilmiş yazılar, romanlar ve hikâyeler.
İlk aklıma gelen:
Leo Buscaglia…
Adam resmen sevgi delisi olan bir
gelişim uzmanı ve yazar ve onun tüm kitaplarını okumuş bireyler olarak ben ve
kankalarım asla tahmin edemezdik bu hazin sonu rahmetli Buscaglia’ya:
Hayatını ve kalemini sevgiye adamış
bir yazarın hayatına kendi elleri ile son verdiği gerçeği…
Sevgi kolay inşa edilmiyor ama
öylesine kolaylıkla imha ediliyor ki.
Hele ki günümüzde:
Aşkların ve mutlulukların temel yapı
taşı sanırım adına pek çok taşlı yüzük ve ziynet eşyası diyorlar:
Eh, onlar da haklı sonuç itibari ile
kadın milleti hayatını garanti altına almak istiyor gerçi erkeklerin de
gayesinden biri-gerçi ilk sırada değil-yine de bakir ve içten büyük aşkların
varlığına inanmak istiyor insan-her ne kadar günümüzde az rastlanır hatta imkânsız
olsa bile.
Sevgi.
Bir duyumdan da öte.
Aşk.
Yaratılışımızdaki o büyük gizem ve
sır.
Sırlı aynalarda saklı olanlar belki
de o aynalar asla kırılmamalı yoksa bir kadın makyajını nasıl yapar nasıl
güzelleşirdi ayna olmaksızın?
İroni belki de deyip geçmeli elbet
güzellik eşsiz bir lütuf ve bir özgüven meselesi tıpkı her kadının güzel her
insanın da bakımlı olma isteği ve inancı ile inkâr edilemeyecek bir gerçek.
Sevginin yeri nerede peki?
Ya, aşkın?
Nadir rastlanan gerçek sevgi ve
gerçek aşklar elbet insanoğlunun vazgeçilmezi çok da nadir bulunan…
Spontane yazdığım bir deneme aslında
hep de olduğu üzere bile isteye ve severek yazdığım.
Gerçek aşka ve gerçek sevgiye olan
inancımı hayli yitirmiş olsam da tüm yürekleri saygıyla selamlıyorum ve her birinin
filizleneceği ve insanları boyutsuzluğa taşıyacağı aşklar ve sevgiler bulmanız
ümidiyle diye de üç noktamı koyuyorum…
Ne de olsa sonsuzluk bir çağrışım ve
çığır açan bir himayesi evrenin en çok da duygu sarmalında nükseden o sonsuzluk
denen kıvılcımın ateşlere yol açtığı ne de olsa hayat sevgiyle başlar sevgiyle
anlam kazanır her ne kadar herkesin herkesi sevme zorunluluğu bulunmasa da yine
de daha sağduyulu ve ölçülü olmasını diliyorum insanların ve de kimsenin durduk
yere töhmet altında kalmadığı haybeden yargılanmadığı ne de olsa ilk sözü ve
son sözü yüce Mevla ve İlahi Adalet söyler…
Sevgiyle kalın ve aşkla…
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.