Kendime Mektup 1
Terk edilmiş düşlerimde açan bir
çiçeksin sen:
Manidar iklimlerin ve kurak çöllerin
minnettar olduğu bir yağmur misali ve Peygamber duasındaki o muhteşem enginlik
ve rahmet.
Sözcükler ne hırpani ne de bıçkın.
Renklerse mutlak kaygıların değil
muteber duyguların rüzgârında karanlığı alaşağı eden.
Hüznümle sakit bir derya.
Acımdan değil o devasa açımdan
mustaribim ben çünkü ben hep ama hep engin sevdim.
Endamlıdır benim ruhum biraz da
evhamlı.
Eşkâli yoktur üstelik kalbimin ne de
tozu.
Tuz ruhu serper kimi insana acıtan
sevgisine ve gözüne nasıl da sokar oklarını dikenlerini.
Onlardan olmadım ben olmaya da yok
asla niyetim:
Sevdim mi adam gibi severim.
Kadın gibi demiyorum belki de
hemcinslerimi kızdırıyorum lakin sözümün eri ruhumun mimarı sevgimin de
kutsallığında saklıdır benim tüm sırlarım.
Kimi ser verir sır vermez.
Ah, ben!
Sır dediğin ne ki?
Peynir ekmek misali pay ederim
içimdeki gizemi yine de yine de bana kalır büyük çoğunluğu ve gizimde izlerim
içimdeki o yetim öksüz mahzun çocuğu.
Sözcüklerim kavislidir ve manidar.
Açtığım kadar kollarımı genelde
iteklerim kendimi çünkü benim insan sevgim ne yazık ki kendimden de ağır basar
ve o duymayan sağır kulaklar bile çınlar ruhumdaki çalan kornayla.
Duayeni idim bir zamanlar sevginin
hele ki okul çağlarımda hep sevdim insanları yine ve elbet kendimden önce.
Şimdilerde sevsem bile ses etmeden
görevini yapıyor kalbim ola ki ses edeyim…
Tefe koyarlar beni ki koymadılar mı
defalarca?
Temkinliyim severken ah, biraz da arsız
mı ne?
Sevilmek her kalbin güdüsü ama artık
değil umurumda elbet sevilmeyi herkes ister ama bu sefer bende sıra çünkü
kendime borçluyum bir ömür ihmal ettiğim kendimi.
Alacaklı olan da benim aynı zamanda
sanırım bir t-cetvelinde bu dengesizlik ile hayli kayıp yaşamam da an meselesi
ki çok defa yaşadığım yaşattıkları kaybı şimdilerde ayıp addedip sadece
sessizliğe sığınıyorum ve usulca seviyorum ama artık herkesi değil.
İçimdeki o heyula boşluk kimi zaman
insanların:
‘’Ah, sen de bir hoşsun…’’ dedikleri gelin
görün ki o insanlar ve tüm o söylemler dünde kaldı.
Eski zaman insanlarından da kimse
kalmadı çevremde.
En son annem çekip gitti ve çok
sevdiğim birkaç akrabam onlar da vefasız çıktı ve sevgimin faizini kredi olarak
ödemek zorunda kaldım ne yazık ki.
Ah, bir de İşletme mezunu olacağım
sen şu duygu alışverişinde o gelir-gider tablosunu doğru dürüst inşa
edememişken sana mı kaldı tüm cihanı kucaklamak?
Foslasam da.
Oflasam da.
Ağrıma gitse de…
Canım çok yansa da.
Ben birilerini illa ki sevmek
zorundayım yoksa gücüm tamamen tükenir ama dedim ya:
Usulca.
Renklerin de bir maruzatı var iken
üstelik.
Pembeden çaldıklarım bazen siyaha
gömüldüğüm.
Ve insanların benden çaldıkları
hüsrana büründüğüm…
Hele biri var ki geçiniz, efendiler
geçiniz.
O biri yok artık çünkü hayatımda ve
var olduğuna inandırmış olması da artık değil umurumda çünkü benim tek ve
gerçek bir Sahibim var her zerremle O’na ait olduğum ve her duygu ve düşüncemin
hatta içimden geçenlerin bile hesabını seve seve ve tek tek vereceğim.
Ve zaten O, buyurmadı mı çok sevin
diye ve işte kendime geç kalmışlığımla bu sefer bodoslama koşuyorum kendime ya
da koşacağım ve evet, yine gecikme ile kendime dönük iken yüzüm ve sevebilme
yetimle biliyorum da endamlı bir yüreğimin olduğunu her ne kadar sefil insanlar
bunu görmese bile ya da görüp inkâr edip yüzüme vursalar da kinayeleri ile.
Şükür ki kimseye tek kuruş borcum ve
minnetim de yok sadece rotamda saklıdır benim dünyam ve tüm varlığım ve tüm
hayal ve planlarım ki sadık olduğum tek Varlık iken yüce Mevla gerçi kimseye
ihanet etmesem sırtından vurmasam da yok iken benden kötüsü Rabbim beni bilen
ve O, bana yetmedi mi her koşulda?
Bayramın kutlu olsun, sevgili kendim.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.