Deli Köşem’den / Çeksem Ayaklarımdan
Suda bekleyince çeker miyim ayaklarımdan?
Mesela küçük bir kız olsam değiştirebilir miyim çocukluğumun
mutsuzluklarını? Ama hiçbiri benle ilgili değil ki…
Yağmurda saatlerce bu düşünceyle dolaştığımı bilirim. Romantik
manzaraları sevmesem de bu melankolik
yapı nüfus cüzdanımda yazmayan kimliğin bir parçası.
Ergenliğin en güzel çabalarından biri kendini değiştirebileceğini
keşfetmek. İlk gelişim kitaplarım ikinci el kitapçıdan. Düşündürmemişti
sayfalarının açılmamış olması beni.
Sonra o küf kokuları, o dipsiz karamsarlık. Birini baştan
sona okuduğumu bilmem. Kuzenimle oynadığımız o çekingen kendini tanıma oyunları
son dönem eserlerden.
Günün vazgeçişleri hâlâ şuramda bir iz. Bugünün gülüşleri
ardında tuhaf hikayeler saklı olsa da zemin ayağımla bastırabildiğim kadar
sert. Güven veriyor bu da.
Maziyle uğraşmaktan vazgeçmeli miyim? Uzaklaştıkça yakınlaşan bir şeyler var, aşk gibi, kendim gibi.
Öğrendiğime göre ben bir söğüt ağacıyım. Severim yanımda olmayanları
da. Güzel olan her şey çeker ilgimi. Uzaktan baktığım şu çocuk dalıma salıncak
kuramasa da üzülsün yeter meyvesizliğime. Kırılganlığımı bile bile yükselişime
şaşırsın yeter altımda gölgelenen ihtiyar.
Doğumum fındık ağacı diyorlar ama ben söğütten önce
cevizdim biliyorum. Halbuki şimdi söğüt ağacıyım. Evrime inanmak gerek ruhta. On iki ay
yaşayabiliriz çünkü bir anda. Henüz tanımlanmamış olanlar var bir de.
Sonra takip ettiği sümüklü böcek izlerine bakıp mutlu olan
bir yaşam delisiyim. Bulana kadar yürüyen bir seyyah. Olmazlığına hemen inanıp
sonra oluşuna şaşırmayan bir abdal. Eskimeyi seyir defterinde zorunlu göç sayan
egzotik bilge. Ne çok duygu var keşfetmem gereken.
Yine yağmurlu bir sabah şimdi. Şimdi'yi seviyorum. Düşüncelerden sıyrılıp uyumanın
kattığı güzellikle başlatıyorum günü. Güneş tazecik, sokaklar çekingen bir genç
kız gibi bakıyor karşımda. Akşama kirlenip arsızlaşacak. Olsun yine giderken güzelleşip
geleceğine inancım tam. İnsanın duyarlılığı kadar tertemiz dönecek.
Bir şeyler okuyorum, kimi ağlayıp kimi gülerek. Bu gerçek bir aşk hikayesi. Çok istemenin destanı, isteyince bulmanın. Bir an Elif Ada’nın yerinde olmak istedim, öyle sevilmek.
Buyrun kahramanın dilinden:
“ Biz Kimiz?
Elif Ada’nın annesi 40 yaşında anaokulu öğretmeni, Elif
Ada’nın babası 41 yaşında muhasebecidir.
Mersin’de yaşıyoruz.
Biz biyolojik aile olmayı denedik mi?
Her ikimiz de farklı sebeplerden dolayı infertilite’ydik.
(infertilite: kısırlık) Ortak aldığımız karar şuydu: Tüp bebek denemesi ,
olmazsa evlat edinme.
Tüp bebek kaç kere denedik, bu süreçte neler yaşadık?
2 kere tüp bebek denememiz oldu. Tüp bebek tedavisi oldukça
yorucu ve yıpratıcı bir süreç, özellikle de kadınları yoran. Her iki
denememizde başarısız oldu. Bu merkezlerde kadınlar tanıdım, çocuk sahibi olmak
için çırpınan binlerce kadın.
‘Evlat edinmeyi düşündünüz mü?’ soruma genelde ‘ Ben isterim
ama kocam asla istemez.’ yanıtını almak en acıtıcı kısım sanırım. Ve anladım ki
kadınlar gerçekten deli gibi anne olmak istiyor ve bu konuda erkeklerden daha
cesur.
Evlat edinme kararını ne zaman aldık, ailelerimiz bu konu
hakkında ne düşünüyordu?
Tüp bebek denemelerinden hemen sonra ailelerimize durumu
anlattık. Her iki aile de aldığımız bu kararı destekledi, biz şanslıydık ve
sordular: ‘Kız mı istiyoruz yoksa erkek mi?’
Evlat edinmek için nereye başvurduk, neler öğrendik?
Evlat edinmek için Mersin Aile ve Sosyal Politikalar
Müdürlüğünün ilgili birimine başvurduk. Kız çocuk ve yeni doğmuş olmasını
istedik. İlgili birimdeki kişi bize yeni doğmuş ve kız çocuk için yaklaşık 3 yıl
bekleyebileceğimizi söylediler. “Sıra var, sırayla oluyor” deyince çok
şaşırdık. Yurtlarda bu kadar çocuk varken neden bu kadar bekleyeceğimizi
anlamadığımızı sorduğumuzda “Ailelerin birçoğunun çocuklarını yurda geçici
olarak bıraktığını, sonra gelip alabildiklerini, evlat edinme rızası veren ailelerin
çok az olduğunu öğrendik.
Gerekli bazı belgeleri tamamlamak üzere alarak oradan
ayrıldık.
Peki Elif Ada ile ne zaman tanıştık?
Kurum başvurusundan hemen 1 hafta sonra. Ancak kurum
aracılığı ile değil. Biyolojik olarak çocuk sahibi olamadığımızı bilen annemin
bir komşusu, yakını bir annenin olduğunu, doğumuna 1 ay kaldığını ve kız çocuğu
doğuracağını ancak çocuğa bakacak durumda olmadığı için evlatlık vereceğini
söylemiş.
Annem beni aradı hemen “İster misin?” dedi.
Elif Ada’nın babasına sordum ben de hemen: “İster miyiz?”
“Evet isteriz, neden olmasın?”
Biyolojik aile ile tanıştık mı?
Elif Ada’nın sadece biyolojik annesi vardı ve biz hiçbir
şekilde karşılaşmama kararı aldık. Aracı olarak annem aramızda iletişim kurdu.
Şanslıydık çünkü iyi niyetli bir kadındı ve oldukça cesur. Elif Ada için en
doğrusunu istiyordu. Bizimle ilgili hiçbir bilgiyi ondan saklamadık. Biz kimiz,
nerede otururuz, ne iş yaparız hepsinin bilgisini verdik.
Doğum hikayesine kadar günler nasıl geçti?
İnanılmaz heyecanlı… Deli gibi alışveriş yapmaya başladık.
Elimizde bebek eşyaları gören ve şaşıran komşularımıza, tanıdıklarımıza yakında
bir kızımızın olacağını, evlat edineceğimizi söyledik.
Ve en çok şu soruya maruz kaldık: “Ya çirkin olursa ya da
sağlıksız?”
Biz de hep şunu dedik: “Kızımız çok güzel olacak hem de çok
sağlıklı, göreceksiniz.”
Ve beklenen doğum, nasıl oldu?
31 Aralık 2009 günü 2450 kg doğdu Elif Ada.
Ben kırmızı kurdelamı kafama taktım ve yaklaşık 10 kişi
ameliyathanenin önünde bekledik. Kısa bir süre sonra (aslında en uzun bekleyiş)
kapı açıldı ve yeşil bir örtü içerisinde Elif Ada’ yı küveze götürmek için
hemşire hızla yanımızdan geçti. Peşinden koşarak yüzünü göstermesini istedik
(yalvardık) . Yüzünü birkaç saniyeliğine açtı, inanılmaz güzeldi. Birbirimize
sarıldık eşimle, deli gibi ağladık.
Halimize üzülseler mi sevinseler mi bilemeyen hemşireler
bizi gizliden yeni doğan ünitesine soktu ve bebeğimize beş dakika doyasıya
bakabildik, inanılmaz bir duyguydu.
Çocuk doktorunun muayenesinden sonra Elif Ada kucağımıza
verildi ve biz hastaneden çıktık.
Ve birbirimize “ Şimdi bu bebek bizim mi?” diye kaç kere
sorduk.
Tüm aile bizim evimizde toplandık hepimizin tek bir yeni yıl
armağanı vardı, o da kızımız.
Bürokratik süreç nasıl başladı, neler yaşandı?
Elif Ada Biyolojik annenin nüfusuna kayıt ettirildi ve adı
Elif Ada olarak yazıldı(Adı hiç değiştirilmedi), resmi işlemler bitene dek
biyolojik annenin soyadı kullanıldı.
Ve bu bebekler resmi olarak evlat edinilme süreci tamamlana
dek evlat edinen ailenin hiçbir hak ve olanağından faydalanamamaktadır.
Biyolojik anne ile karşılaşmama kararımız bürokratik
engellere takıldı ve Elif Ada 2 aylıkken biz yan yana ilk mahkememize çıktık.
Evlatlık vermeye rızası olduğunu, eğer vazgeçerse 6 hafta
içerisinde bebeğini tekrardan alabileceğini öğrendik ve ilk kez o zaman
korktuk, çok korktuk hem de…
6 hafta sonra olumsuz bir durumla karşılaşmadığımız için
tekrar başvurduk.
1,5 ay sonra 2.mahkeme gününü aldık.
Bu süreçte aranılan ilk şart 30 yaşını aşmış veya 5 yıllık
evli olmak koşuluydu. Ama biz 30 yaşını aşmış fakat 4 yıllık evliydik. Evlat
edinme konusunda oldukça deneyimsiz hatta sevimsiz bir kadın hakime denk geldik
ve 30 yaşını aşmış olsak bile 5 yıl evli olmadığımız için davanın reddine karar
kıldı. Yani aradaki ‘veya’yı kendi kafasına göre “Benden daha mı iyi biliyorsunuz!”diyerek
‘ve’ yaptı.
Ağlayarak ayrıldık.
Bir müddet sonra 5 yılı doldurmadan tekrar başvurduk. Tekrar,
sonra tekrar defalarca görülen mahkemeler sonucu 2 yıl, 7 ay sonra Elif Ada
bizim nüfusumuza geçti.
Evlat edinme ile ilgili danışman desteği aldık mı?
Elif Ada 2 yaşında iken gittik biz bir danışmana. Ama biz danışmana gitmeden öncesinde Elif Ada’yı hep “İyi ki sen bizim kızımız oldun, iyi ki seni aldık, iyi ki seni evlat edindik” diye sevdik. Ve onun yanında başkalarıyla konuşurken hep yüksek sesle, onun duyacağı şekilde konuştuk.
Bir de o zaman farkında değildik ama sonra fark ettik ki
Elif Ada’ya hep Tarzan filmini izletmişiz.
Danışmanımız bize ilk şunu sordu:
Ailesiyle ilgili ne söyleyeceksiniz? Yaşıyor mu, öldü mü?
Tamamen doğru bilgiler vererek büyüyeceğini söyledik. Ve bir
gün görmek, bulmak isterse ona yardım edeceğimizi söyledik. (Mahkemelerin
bitimi sonrası biyolojik anne ile irtibatımız tamamen kesilmiştir, Elif Ada’yı
hiç görmedi, onunla ilgili hiçbir bilgi edinmeye çalışmadı.)
Danışmanımız,çocukların ortalama 4,5- 5 yaşlarında “Ben
nasıl doğdum?” sorusunu sorduğunu, işte o zaman söylemeye başlamamız
gerektiğini söyledi.
Bize, ona hikayesini anlatırken hep aynı şekilde
değiştirmeden anlatmamız gerektiğini söyledi sonra.
Yani şöyle:
"Bebeğim, bizim çocuğumuz olmuyordu biz de anne baba
olmak istedik ve seni evlat edindik. Sen hastanede doğdun sonra seni evimize
getirdiğimizde anneannen, deden babaannen, amcaların herkes evdeydi. Seni
gördüklerinde “Aman tanrım bu ne kadar güzel bir kız!” dediler. Sonra sen
kucağımda acıktığın için ağlamaya başladın, baban koşarak sana mama yapmaya
gitti. Çok gülmüştük ve sen geldiğin için çok mutluyduk."
Oluşturduğumuz ve tekrar ettiğimiz öykü buydu.
İlk ne zaman sordu?
Elif Ada, 3 yaş 4 aylıkken yakın bir hamile dostumuzu
gördükten sonra “ Anne ben de senin karnında mı büyüdüm?” dedi.
Uzun zamandır “sorarsa ben nasıl başlarım ki” diye
beklediğim ancak bu kadar erken beklemediğim soruyu küt diye sordu.
Araba kullanıyordum, telaşlandım ve inanılmaz korktum…
“Anneciğim bizim çocuğumuz olmuyordu ve sen bir başkasının
karnındaydın, o sana bakacak durumda değildi o yüzden bize verdi. Sen hastanede
doğdun. Biz de seni gelip hastaneden aldık. Sen benim karnımda büyümedin
bebeğim bazı insanların da böyle bebeği olur.” dedim.
Sustum ve bekledim.
Eve gelene dek bir şey söylemedi ve sanırım tam da kafasında
bu başkasının karnında oluşunu oturtamadı.
Eve gelir gelmez titreye titreye danışmanımı aradım ve
durumu anlattım. Erken sorduğunu ama güzel yanıtladığım için endişelenecek bir
durum olmadığını söyledi. Elif Ada o günden sonra bir kez bile "Ben senin
karnında mı büyüdüm?" diye hiç sormadı.
Ancak birkaç hafta sonra şu sorular sıklaştı:
Beni seviyor musunuz?
Neden erkek bebek istemediniz?
Neden beni tercih ettiniz?
Neden çocuğunuz olmadı?
Neden kız istediniz?
Her keresinde aynı sevecen ifadeyle hep aynı hikayeyi
anlatarak sorularını azalttık.
4,5 yaşlarına doğru bir keresinde bana : “Anne ben
büyüyünce, çocuğum olunca sen anneanne mi olacaksın?” diye sordu.
Ben de “evet anneciğim” dedim.
“Ama ben iki çocuğum olsun istiyorum, birisi kız olsun birisi erkek; ama anne karnımda büyüsünler olur mu?” dediği o anı sanırım hiç ama hiç unutmayacağım.
Elif Ada şu an da 5 yaşında ancak bu kez de başkaları bu
konuda ne düşünüyor diye olur olmaz her yerde şu soruyu soruyor:
“Neden beni evlat edindiniz?”
Bazen de “Biliyor musunuz annem babam beni evlat
edindiler.”diyor.
Ve etraftaki insanların yüzlerini, tepkilerini, mimiklerini
kontrol ediyor, sanırım kendince bu durumun iyi bir şey mi kötü bir şey mi
olduğunu ve başkalarının bu konuda ne düşündüğünü anlamaya çalışıyor.
Ve tüm bunlar olup biterken okuduğum bir çok yazı, dinlediğim
birçok hikayeden sonra şunu anladım: Yetişkinler hâlâ evlat edinme mevzusunu
fısıldayarak konuştuğu için bunun kötü bir durum olduğuna karar veren
çocukların canı yanıyor.
“O senin annen, baban değil ki!” diyor.
“Besleme!” diyor.
“Üvey!” diyor.
Sevgili yetişkinim,
Evlat edinme utanılacak, ayıp bir durum değildir!
Ve fısıldayarak değil , yüksek sesle konuşulmalıdır!
Lütfen siz de biyolojik şekilde sahip olduğunuz
çocuklarınıza kendi doğum hikayelerini anlatırken bunun da bir doğum şekli
olduğunu, bazı insanların da böyle anne baba olduğunu anlatınız!
Ve bu yazıyı lütfen paylaşınız!
Son bir şey daha:
Evlat edinme ile ilgili ülkemizde masal kitabı var mı?
Ne yazık ki yok! Bu da bizim ülkemizin ayıbı.
Evlat edinme ile ilgili Türkçe’ye çevrilmiş tek kitap var o
da “Şanlı Aile” +10 yaş
Yurt dışından getirttiğim ( Almanca) birkaç masal kitabını
çevirtip kendim okumayı planlıyorum.
Bunun yanı sıra doğum hikayeleri anlatan tüm hikaye
kitaplarının yeni basımlarını yaparken evlat edinmenin de bir doğum şekli
olduğunu yazsalar ( Çok mu imkansız isteğim?) ne harika olurdu.
İmkansız değil, değil mi hiç biri?
Sevgiyle
Elif Ada’nın Annesi”
Bak pencereme bir güvercin kondu. Masal anlatmalısın dedi
büyüklerin masallarını.
Böylece bu günler de geçecek.
Safiye DÜNDAR
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.