Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Ah U Devranım

Her rü'yây-ı nûr-i elem kıldı bu fermânım , 
Hayatta ki aşk imiş pâyidar eden ah-û devrânım . 

Zirâ her muhitte geceler bir süreyyây-ı indirir , 
Lebriz ettiğim kamerin nûru sirâyet-i aşktan elem bindirir .

Bu öyle kutlu muhit ki , muhib ettiğim o aziz şâh , 
Sensin bana daim kılınân padişâh .

Nurun ki , bütün afâk-ı âlem-i hâk eder , 
Nurundan bütün kifâyetler seni cümlelerde muhakkak eder .

Bütün levh-i âlem ki önünde dürülür semân'ın ,
Sen bana kutlu kılınmış , aşk bildiğim yarân'ım . 

Yahut bir nur-i şefika peydâ olur o ulvi mekândan , 
Kırılır her mesken-i gaflet nice rûz-i bekândan .

Bu öyle aşk ki , nur-u lebriz eden bizim saltanatımız , 
Öyle peydâ oldu , kalbimi muhib ettiren hânımız . 

Ruhumuz o ilâhi perdede neyl-i nedib oldu ey cânım ,
Sen misin bana kılınan o âlemde vahdet-i canânım . 

Gül-ü nedim gibi bu müstehâkı her ân'ın ki inletir , 
O kamer çehreden bülbül gibi öten sedân seni bize dinletir . 

Aşk , muhitte kalmış gecen'in perdesinde bürünmüş bir esrâr , 
Senin aşkın bizi hâr etti ey cânım kurban ettiğim aşk kalem ki , sen bana hisâr .

Lütf-û peydâ olacak mı aşk bilmem bu nasıl bir herzeniştir , 
Aşkı kaleme döken aşığın sarhoş serzenişidir . 

Ey o kamer-i çehresin'in nûruyla beni saran o leylâ , 
Bu mecnun'un ettiği garib ve içten bir duâ . 

Senin o yakut dudaklarından süzülen kelimeler de efsunkâr nice mâna ,
Tılsımıdır inci dişlerinden süzülen beyazlıklar , unutamadım hâla . 

Gel ey cihân-ı o endâmın'ın sükûnetiyle aydınlatan zât ,
Etme kendinide böyle benden ırâk . 

Bu öyle bir kifâyet ki kelimelere sığdıralamayacak muhib , 
Bu aşka refik olan azizem ki öyle sevdik seni Yâ Habib ! 

Bu duây-ı sükûnetin inzâl olan pervasıdır , gör ve duy istedim ,
Ben seni senden evvel emin ol ki çok sevdim . 

Artık bu ğayr-ı şehâmetten ırâk kalan vehm-i saltanatıdır  insân'ın ,
Acıtırmış gecede ki esrâr kalp denilen yetisi yüksek pervâzın . 

Ben seni senden evvel sevdim , ey muhibbi , 
Sen cihân-ı devrânıma doğan âh-u dilli sevgili . 

Bu nasıl bir cihâd ki bilmek dahi tezahür ister her manâda , 
Anıyorum seni kadın , en içten olarak her lâhzada . 

Artık ğayr-ı şefik sen ol o ceylân gözlerinle ki nazarın beni sarhoş etsin ,
Bu cihânda beni sarhoş eden yegâne eş SENSİN ! 

Senin varlığınla varlığım varlık buldu ey varlığı hoş olan zât , 
Yokluğunda dahi varlığın peydâ olur varlıklar âleminde yokluğu anımsatırsın bizzât !

Ki yanında beyhule süzülüşümdür bir esrâra girer bu reng-i revâhirim , 
Sana yâr dan öte âşık bir adam'ın esrârıdır bu zirâ ben sana cengâverim . 

Ol lâhut gibi bir makbere taşınmış yokluğunda bütün duygularım ,
Kendimi dahi sana saklı hâle koymuş kabristân denilen gömüye anılarım .

Bir yığın insân yatar her makber altında ey sevgili , 
Nazarın dahi beni benden alıp en uzaklara götürdü ey kuş dilli . 

Bülbül dahi yanında yeksân olur o güzel sadân'ın çehresinde , 
Sevdâ bir yüklü gemiyi andırır dudaklarından bir buse alırcasına . 

Ellerin o pamuk ellerden daha , daha zârif ve daha nâdir , 
Aşk sevdâya yeri gelince pek eyler kibir .

Aşık zâtın hâli o muhibbi çehrede nice nücûm'u seyr etmektir , 
O bakışlarından süzülen mânaya kendini verebilmektir .

Bu ruh-î elemden ğayr-ı bilmem nasıl mu'cize ki bir divâne , 
Aşk'ı dahi ağlatmaya geldi sevdân , bu nasıl cihâne . 

Cihân içinde tüm gözlere kör 2 çift göze sadığım , 
Senden ğayr-ı bütün gözlere kapandı göz denilen nazârım . 

Bu amak-ı çehreden artık âh etti dökülen her göz yaşım , 
Bahr-u âlem gibi kaldı , mendiller yanımda sandalım . 

Ay'ı lebriz ettiğim ân dan sonra kamer dahada parladı , 
Anladım ki , aşk bir vesileyle kendisini cilâladı .

Ne şems ne kamer bu sevdây-ı muhitte bir âlemdir ,
Âlemi âlem eden kalem tutan el dir .

Peydâ oldu o kutsiyyetten ki ilâhi indird-i sure-i nûn , 
Ve ikinci âyetin sonunda yazılan '' Vel kalemi vema yesdurun '' . 

Yazdı bu rûh-i ilâhiden olan mağrib ve matlûb-u bu lâhza , 
Sen hayatıma refik-i şems olan ey şâh-u şaika . 

Sen benim ilâhi süzülüşümden inip aşkın cereyânına tutulan er , 
Lâkin kalbimin tam ortasına sapladığın kara sevdâ misâli bir hançer ! 

Rızay-ı ilâhi den istediğim ğayr-ı vuslat kapısı ey nûr-i cihânım , 
Sen benim âlemime doğan çehrey-i kamer'i andıran pervâzım . 

Geçer ki her nazın benim naciz huzurumda , ben kalemdârım , 
Ben kalemdarın kulu , alemdârın evlâdıyım ! 

Bu öyle bir cezbe-i hâl ki , bizi evlâd-ı pâk-i Muhammed ' den etti , 
Bu öyle bir bekâ ki , ilâhiye ettiğimiz nazı havass kulbunda seyrân etti .

Ben o muhitte devrân oldum bilmem ki ğayr-ı kaç alem vâr , 
Bütün enâniyetten noksan olarak bu kalbim senin yokluğuna bizâr . 

Ey şefik-i kulûb , bu kalp denilen hançeren'in nasıl bir ebvâsı ,
Yok mudur kulunu duyan ilâhin'in nazına müstecib bir evliyâsı . 

Ğayr-ı senden başka talibim yok , ki ben sana talibim ey talibân , 
Sen ruhuma inen gecen'in sükûnetini koruyan râm ! 

Ğayr-ı sana aşık kaldım ben , senden ğayr-ı ne yokluk ne varlık var , 
Artık verildi benim zâtımdada bu mukaddes karar ! 

Sen benim çehrey-i nuruma inen o kamer-i kutsiyye , 
Bu sana yazdığım aşık bir adamdan süzülen mersiyye .

Ey cihân-ı bâb-ı her yaradılan âlem açıl ,
Ey yakut dudaklım gelde dudaklarıma kalem ol ve saçıl . 

Saçların'ın uzunluğu beni sarsın , aşk gibi her yanımı , 
Pamuk ellerini özledim ey nûrum , gerekirse zehr et kanımı ! 

Senden sunulan aşk-ı zehir ki , kadehlerce içtim ,
Bugün öyle muhitimde gezen bir mâtem ki , sarhoşlukta kendimden vazgeçtim . 

Ğayr-ı sen oldun âleme doğan hayat denilen o ulv-i mef'ûm ,
Aşk , sevdâ kanunudur ki acı çekmek kânun-û mâ'lum . 

Hâsılı çok kelâm ettim es - selâm ,
Bu kadar kelâm benden kâfi vesselâm ! 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Ah U Devranım

DervişBaba* DervişBaba*