Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
Abdurrahman Abdurrahman
17.01.2010 · 2.181 · 3 · Tahmini 4 dk okuma
(0 oy)

Anlamsızlığın Anlamlaşması

Şu an anlam adına ne varsa hepsini bir bir yitiriyoruz.Böyle de kalmadık artık kendimizde ve çevremizde uygulamaya çalışıyoruz. Sözlerimize, davranışlarımıza, hayatımızın her alanına gerek içsel gerekse dışsal balans ayarlarımızı bir kenara bıraktık. Ve hangi yandan esiyorsa rüzgar, yüzümüzü o tarafa dönmeye başladık. Ve o kadar alıştık ki, o kadar normalleşti ki her şey anlamsızlığı savunur duruma geldik.Hatta bu yapılanlar yanlıştır diyenleri de dışladık.Ve hala da dışlıyoruz.Yani açıklık gizliliğe aynı zamanda sinsiliğe, yüreklilik yüreksizliğe,melekeliğin yeri şeytancılığa,Habil'in yeri Kabilce uygulamalara, toprağın yeri ateşe, insani vicdanı savunmak yerine yargılamaya ve sözün erliği satılmaya dönüşünce anlamsızlık meşru bir intikama dönüştü. Anlamsızlık ne yapacağını, aslolanı bilip de yapmak istemeyenlerin öğrenilmiş çaresizliklerini, anlamlaşmaya çevirmeden anlamsızlığın ne kadar soğuk ve bir gün bir yerden vicdanımızı yırtacağı ve her ihanet ettiğimiz, mezarını kazdığımız her değerin, her normun , bir gün mezarcısını da içine çekeceğini bilerek kabul ettik. Oysa bu anlamlaştırılmaya çalışılan kalpsizlik, kin kibir ve hasedin hiçbir fayda sağlamadan, sadece nefsin emrettiği en aşağı tabakada bocalatılıp, bir üst basamağa çıkarılmamasıdır. Zamanla sindirilerek sonra da unutup kolaylıkla içsel savunmaya geçirilmesidir.Anlamsızlığın anlamlaştırılması hiçbir sağlayıcılığı olmayan, tam aksine fena hoş olmayan, bela,bir hışım. Üç günlük dünya saltanatı,sonrası musalla taşı. Masumun kalbini hiçe sayıp katilin, zalimin kalbinin ne kadar da insancıl attığını.Zannın, yanılgının ne kadarda kayda geçtiğini hoşgörünün, şefkatin,anlayışın,saygı ve sevginin sadece edebiyatının yapıldığını. Kalbin mühürlenerek,sonsuz istekler ve gerekçeler uydurulması,anlamsız anlamlaşma hastalığına girmektir.İstenileni elde ettikten sonrada,istediğimiz oldu diye övünülmeye başlanmasıdır. İyinin düşman kötünün dost sanılmasıdır. Çünkü bir çokları gerçek dostlarını kötü, düşmanlarını ise iyi adam sanırlar. Halbuki bu aldatıcı bir kazanım olduğu gibi, insanın cüz-i irade tatmininin ispatından başka bir şey de değildir.

Anlamsızlığın anlamlaşması aynı zamanda bir renksizlik hastalığıdır da.Kendisine bahşedilen ya da benimsediği renge, ne önce ne de şimdi sahip çıkmamadır.Bir de bu durumunu iyilik bildirgesi olarak sunup, meşrulaştırmaya çalışarak, iyiliğin birleştiriciliğini sınırlandırarak, kötülüğü sınırsızlaştırmaktır. Yani iyiliği düşmana kötülüğü ise dosta bırakmaktır. Bu aynı zamanda öz yıkıcılıktır. Allah'ın insana yüklediği eşrefi mahlukat yapılanmasına şerh koyarak,anlamsız ama cazip; esfeli safilin koşusuna tabi tutulmaktır.Kelimelerin dilini tahrip ederek insanın varoluş gerçeğine uygun olmayan bir yaşamın yorumlanmaya kalkınmasıdır.Mesela görüyorsunuz düğündeki, eğlencedeki sır katliamı. Gelin çıkacak yerden cenaze çıkmasını. Yasa, ağıda, cinnete ve cinayete dönüşmesini.Hiçbir terim, hiçbir kelime izah edemez bu akıl almaz vahşeti. Toplumların bilinçaltında barındırdığı öç alma hastalığını. Yalnız anlamsız anlamlaşma hariç.Bu yapılar kendilerine özgü feodal yasalar koyarak,yeri gelirse de bozarak,kendi içlerindeki benlik hastalığını devreye sokarlar. Kendilerinin daha erdemli, daha doğru, daha güvenilir bir ahlak yaşamlarının olduğunu dile getirirler.Mutlak olanı, değişmez olanı hiçe sayarlar.Kendilerine özgü subjektif bir düzen yaratma arzusunu güderler.Acizliği, tevekkül gösterir. Sabrın adını beklemek koyarlar..

Anlamsız anlamlılık, insanı kendi düşünde hayali bir kahraman gibi gösterir. Bunlar kendi kulluklarında kendi tanrılığına taparlar. Cennetin muhteşemliğinin, dünyanın bir parçası olduğuna ve kendilerini de cennetin değişmez müdavimi olduğuna inandırırlar. Donuk ve tekdüze bir boş vermişlikle, muğlak tarifelere girişirler. İyiliğin ve ölçülülüğün kerametine inanırlar. Ve övgüyle de bahsederler. Ama böyle durmak zordur onlar için kötülük tatlıdır kolayca elde edilir. Aslında kendi içlerinde bunun çirkinliğine de inanırlar . Anlamsızlığın çoğu zaman anlamlılıktan daha iyi olduğunu savunurlar ve bu çirkinliklerinin kendi dostları tarafından da halkın önünde kendileri adına övülmesini de isterler. İyilik, erdemlilik, anlamlılık bunların ve halkın yanında hiçe sayılır. Kendilerini emsalsiz, vazgeçilmez kader bekçileri gibi görürler.Yani suyun yüzeyinde gezen saman çöpü gibi hem rüzgarın etkisiyle, hem de en hafif dalgalanmalarla sürekli yer değiştirirler. İnsan onurunu hiçe sayan, hakkı, hukuku, elindekini paylaşmayı, aslında kendi öz değerlerini dışlayan ve saygı duymayan bir anlamsızlık infiali oluştururlar. İnsan bir nevi, önünü kesen kesin geçer kuralları, güya kimse anlamadan, görmeden bertaraf etmeye kalkışır. Kendi hakim çevresinde her şeye en yakın kendisini sayar.Ve var olan neyse kendine uyacak şekilde anlamlandırmaya çalışır. Ve Allah'ın şu ilkesi çıkınca karşısına durur ve yön değiştirir.( Ve andolsun ki,biz insanı yarattık ve nefsinin ona vesveseler vereceğini biliriz.Biz size şahdamarınızdan daha yakınız) Korkar ne yapacağını bilemez bir hal alır. Ve dostlarını,yanındakileri hatta kendi kendini bile terk ettirir.Kaçar ve fırsat bulduğu anda yine anlamsızlığın anlamlandırılmasına sığınır. Tanımlamaya başlar yeniden. Ve işte sır neyi nasıl tanımlıyorsanız kendinizde öylesinizdir. Kendinize adilseniz,kendinize hakimseniz, kendinize haklıysanız, kendinize paranızsa,k endinize mevkiinizse, kendinize aşksa, kendinize bense; başkalarına da sizsiniz. Kesif ve sessizseniz. Bu tanım anlamsız hayal kırıklıklarının, sitemlerin, beklentilerin çerçevelerinin kırıldığı, örtülü özürler topluluğudur. Anlamlılık anlamsızlığın karşısında bitmez suçluluk duygularının, hataların, itirafların, önyargıların, itilmişliğin, incinmişliğin kusurlu ayrılmaz parçası olmuştur. Kainatta hiçbir şey anlamsızlığın anlamlaşması kadar insanı korkutmamıştır, tuhaf gelmemiştir, ürkütmemiştir, bilinci hiçe saymamıştır. İnsan onurunu linç etmemiştir. Daha doğrusu dünyaya geldiğine pişman etmemiştir.




Abdurrahman ÖRNEK
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Anlamsızlığın Anlamlaşması

Abdurrahman Abdurrahman