Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Sevgisizliğin Şiddeti

SEVGİSİZLİĞİN ŞİDDETİ

Şiddet , şedid , aman ya Rabbi ! bu kelimeyi , kağıdın sathında yazmaya kendimi mecbur bıraksam da aynı refleksle kaçma , yazının kovuklarına sığınma , kısık gözlerle, yazının gidişatını izlemeye çabalıyorum . Eeeee... canım sen de diyeceksiniz ! insan kadıyla da , hırsızla da mahkemelik olabilir. Öyle olduğu için mahkemeye gitmemezlik edilmez ya . Ben de bu misal şiddetle hasbıhal eylemeye çalıştım sizlerin nazarında. Bu kadar kaçınarak ele almaya çalıştığım bu mevzu , gelin görün ki toplumun her alanına ; okula , eve , sokağa yağa yağa sirayet etmiş.
Zaman zaman derslerimde , edebi dönemleri , bu dönemlerin edebi mahsullerini incelerken; öğrencilerimin de dikkatinden kaçmayan , çoğu şiirimizin de ana temasını oluşturan sevgi , aşk kavramları hepten ilgimizi çekmiştir. Bu kelimeler bizlere adı sıkça anılan ; fakat üretimi yapılmayan , tüketilmeyen meyveleri anımsatırdı , dolayısıyla da oldukça ilginç gelirdi. Acaba günümüzün hayali ihracat zenginleri gibi , atalarımız da bu şekilde mi gönül zenginliğini kovalıyorlardı.

Osmanlı'nın altı asırına hitap eden , kasidelerinin , gazellerinin neredeyse tamamına sinmiş bu olguları içselleştiremediğimizi düşünüyorum. Size düşüncelerimin gerekçesi olarak mazmunları kanıt olarak ileri sürebilirim. Düşünsenize bir kere ; kaşlar aynı , saçlar aynı , dudaklar aynı , yok bilmem burun ,çağımızın estetisyenleri , plastik cerrahları duymasınlar ama , hiç kimsenin yapamayacağı cinstenmiş . Olmaz ki kardeşim , bilmem kaç yüz yıl aynı kadın seveceksin ? Sen illa da seveceğim dersen , senin torunların aha işte böyle , sevgiyi de yüzlerine , gözlerine bulaştırırlar.

Ne zaman ki sevgiyi , Halk Edebiyatımızdaki o saf , masum , toprak kokan halinden uzaklaştırdık , başkalarının sevgilerini taklit etmeye başladık , o zaman kendimize yabancılaşmaya başladık. Başkalarının elbiselerini andıran kafiyelerini almakla kalmadık , heceleyerek ruhumuza ilmek ilmek işlediğimiz ölçümüzü de yitirmeye başladık. Yine şiirdeki ölçümüzü kaybetmekle anlayacağınız ölçümüzü de kaybetmeye başladık.



Üstelik arlanmadık , başkalarının mağazalarına dalıp dalıp ne varsa giymeye , hızımızı alamayarak , meczuplar gibi , birbirimizin başına elbiseleri çuval gibi geçirmeye başladık , etiketinde made in France veyahut da made in İtalia yazan.

Hep aynı kadını , hep aynı tarzda sevmek emredildi. Aykırı sevdalar , düşler Kaf Dağının ardına yollandı soğuk zemheri sabahlarında. Aynı kadını sevmenin verdiği kıskançlıktan mıdır bilinmez ama birbirimizi hırpalamaktan oldukça bahtiyar olduk , şiddeti baş tacı ettik.

Aslıda sevgisizliğin suretidir şiddet . Yalnızlığın , hor görülmüşlüğün , hakir olmanın mahkumiyetidir , yaşam protokolünün en alt basamağıdır.

Dildeki bütün kavramlar hep karşıtını çağrıştırır. Tıpkı şiddet denilen o melun kelimede olduğu gibi... sevgi , sevgi , sevgi...

Ah ! neden hep böyle yalnız , sahipsiz ve cılızdır sevgi ? Yoksa sevgisizlikten mi çaresiz , cılız. Bir şeyi hepimiz adına itiraf edeyim : şiddetin yanında tutuk bıraktık sevgiyi.

Sevgiyi sevebilmek için hep fiyakalı , yırtmaçlı hayatlara mı denk gelmeliydik ? Sevgi , iki heceli bu kelime soluduğumuz hava kadar içimizde değil mi ? Güz mevsiminde kuruyan , dalından düşen yaprak misali lodoslara mı uğurlayacağız sevgiyi ? zaten bizi ruhumuzun coğrafyasının dört bir yanına savuran da bu sevgisizlik değil mi ?

Gelin hep beraber alkole bandırılmış sersem ruhlarımızı güzel , güneşli , aydınlık yarınlara taşıyalım. Sizce , şiddete en büyük kötülüğü yapmış olmaz mıyız ?
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 4
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Sevgisizliğin Şiddeti

atilla-can atilla-can