SEVGİSİZLİĞİN ŞİDDETİ

Şiddet , şedid , aman ya Rabbi ! bu kelimeyi , kağıdın sathında yazmaya kendimi mecbur bıraksam da aynı refleksle kaçma , yazının kovuklarına sığınma , kısık gözlerle, yazının gidişatını izlemeye çabalıyorum . Eeeee... canım sen de diyeceksiniz ! insan kadıyla da , hırsızla da mahkemelik olabilir. Öyle olduğu için mahkemeye gitmemezlik edilmez ya . Ben de bu misal şiddetle hasbıhal eylemeye çalıştım sizlerin nazarında. Bu kadar kaçınarak ele almaya çalıştığım bu mevzu , gelin görün ki toplumun her alanına ; okula , eve , sokağa yağa yağa sirayet etmiş.
Zaman zaman derslerimde , edebi dönemleri , bu dönemlerin edebi mahsullerini incelerken; öğrencilerimin de dikkatinden kaçmayan , çoğu şiirimizin de ana temasını oluşturan sevgi , aşk kavramları hepten ilgimizi çekmiştir. Bu kelimeler bizlere adı sıkça anılan ; fakat üretimi yapılmayan , tüketilmeyen meyveleri anımsatırdı , dolayısıyla da oldukça ilginç gelirdi. Acaba günümüzün hayali ihracat zenginleri gibi , atalarımız da bu şekilde mi gönül zenginliğini kovalıyorlardı.

Osmanlı’nın altı asırına hitap eden , kasidelerinin , gazellerinin neredeyse tamamına sinmiş bu olguları içselleştiremediğimizi düşünüyorum. Size düşüncelerimin gerekçesi olarak mazmunları kanıt olarak ileri sürebilirim. Düşünsenize bir kere ; kaşlar aynı , saçlar aynı , dudaklar aynı , yok bilmem burun ,çağımızın estetisyenleri , plastik cerrahları duymasınlar ama , hiç kimsenin yapamayacağı cinstenmiş . Olmaz ki kardeşim , bilmem kaç yüz yıl aynı kadın seveceksin ? Sen illa da seveceğim dersen , senin torunların aha işte böyle , sevgiyi de yüzlerine , gözlerine bulaştırırlar.

Ne zaman ki sevgiyi , Halk Edebiyatımızdaki o saf , masum , toprak kokan halinden uzaklaştırdık , başkalarının sevgilerini taklit etmeye başladık , o zaman kendimize yabancılaşmaya başladık. Başkalarının elbiselerini andıran kafiyelerini almakla kalmadık , heceleyerek ruhumuza ilmek ilmek işlediğimiz ölçümüzü de yitirmeye başladık. Yine şiirdeki ölçümüzü kaybetmekle anlayacağınız ölçümüzü de kaybetmeye başladık.




Üstelik arlanmadık , başkalarının mağazalarına dalıp dalıp ne varsa giymeye , hızımızı alamayarak , meczuplar gibi , birbirimizin başına elbiseleri çuval gibi geçirmeye başladık , etiketinde made in France veyahut da made in İtalia yazan.

Hep aynı kadını , hep aynı tarzda sevmek emredildi. Aykırı sevdalar , düşler Kaf Dağının ardına yollandı soğuk zemheri sabahlarında. Aynı kadını sevmenin verdiği kıskançlıktan mıdır bilinmez ama birbirimizi hırpalamaktan oldukça bahtiyar olduk , şiddeti baş tacı ettik.

Aslıda sevgisizliğin suretidir şiddet . Yalnızlığın , hor görülmüşlüğün , hakir olmanın mahkumiyetidir , yaşam protokolünün en alt basamağıdır.

Dildeki bütün kavramlar hep karşıtını çağrıştırır. Tıpkı şiddet denilen o melun kelimede olduğu gibi... sevgi , sevgi , sevgi...

Ah ! neden hep böyle yalnız , sahipsiz ve cılızdır sevgi ? Yoksa sevgisizlikten mi çaresiz , cılız. Bir şeyi hepimiz adına itiraf edeyim : şiddetin yanında tutuk bıraktık sevgiyi.

Sevgiyi sevebilmek için hep fiyakalı , yırtmaçlı hayatlara mı denk gelmeliydik ? Sevgi , iki heceli bu kelime soluduğumuz hava kadar içimizde değil mi ? Güz mevsiminde kuruyan , dalından düşen yaprak misali lodoslara mı uğurlayacağız sevgiyi ? zaten bizi ruhumuzun coğrafyasının dört bir yanına savuran da bu sevgisizlik değil mi ?

Gelin hep beraber alkole bandırılmış sersem ruhlarımızı güzel , güneşli , aydınlık yarınlara taşıyalım. Sizce , şiddete en büyük kötülüğü yapmış olmaz mıyız ?
( Sevgisizliğin Şiddeti başlıklı yazı atilla-can tarafından 8.02.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu