Âşık Her Gece Kaç Parçaya Bölünür Kim Bilir
Âşık Her Gece Kaç Parçaya Bölünür, Kim Bilir?
“Leyla da sen, Mevla da… Ha Davut’un sapanında, ha Câlut’un kafasında…
Taş olduktan sonra. Aşk ikiye ayrılırmış, ama âşık her gece kaç parçaya
bölünür, kim bilir? Âşık, şaraptan içmeyince dilsiz olur. Hadi içelim âşık,
sessizce harabede, kalplerimizin yankısıyla…”
Sönmez Korkmaz kardeşimin yukarıdaki eserinde “âşık her gece kaç parçaya
bölünür, kim bilir?” duygu dolu sözleri beni derinden etkileyerek bu yönde
yazmaya başladım. Derin duyguları kaleme alan kardeşime teşekkürler ediyorum.
Aşk, insanın ruhunu derinlemesine sarsan, kalbinin en gizli köşelerine
dokunan bir duygudur. Her gece, âşık olan kişi, aşkın yoğunluğuyla kaç parçaya
bölünür, kim bilir? Sevdi için ne düşünür? Ona dünyasında mutluluklar sunmak
için çabalarken kaça bölünür onu yazmaya çalışacağım. Belki de her gece,
kalbinin bir parçası sevdiğinin hayaliyle yanar, diğer parçası ise onun
yokluğunun acısıyla kavrulur. Aşk, insanı hem yücelten hem de derin bir hüzne
boğan bir iksirdir.
Âşık, her gece sevdiği ile her an olur onunla yatar onunla kalkar, onunla
geçirdiği anıları tekrar tekrar yaşar. Bu anılar, bazen tatlı bir tebessümle,
bazen de gözyaşlarıyla süslenir. Her gece, âşık olan kişi, sevdiğinin
yokluğunda kaç parçaya bölündüğünü hisseder. Kalbinin her bir köşesi,
sevdiğinin adını fısıldar, onunla dolup taşar.
Aşk, insanı dilsiz bırakır, kelimeler boğazında düğümlenir. Şaraptan
içmeyen âşık, sessizliğin derinliklerinde kaybolur. Her gece, âşık olan kişi,
sevdiğinin hayaliyle sarhoş olur, onunla birlikte harabede(onsuz aşksız gönül
harabedir) sessizce içmek ister. Kalplerinin yankısıyla dolan bu harabe, aşkın
en derin izlerini taşır.
Aşk, insanı her gece yeniden doğurur, yeniden parçalar. Her gece, âşık
olan kişi, sevdiğinin hayaliyle kaç parçaya bölündüğünü hisseder. Bu
parçalanma, aşkın en derin ve en acımasız yanıdır. Ancak, bu parçalanma aynı
zamanda aşkın en güzel yanıdır. Çünkü aşk, insanı her gece yeniden doğurur,
yeniden sevdirir.
Melankolinin gölgesinde, âşık olan kişi, sevdiğinin yokluğunda kaybolur.
Her gece, kalbinin derinliklerinde bir boşluk hisseder, bu boşluk sevdiğinin
yokluğuyla dolup taşar. Aşk, insanı hem yücelten hem de derin bir hüzne boğan
bir iksirdir. Ve her gece, âşık olan kişi, bu iksirin etkisiyle kaç parçaya
bölündüğünü hisseder.
Sessizce(gönül harabesinde) harabede, kalplerinin yankısıyla dolan bu
anlarda, aşkın en derin izleriyle baş başa kalır. Her yudumda, sevdiğimizin
hayaliyle sarhoş olur, onunla birlikte bu harabede kaybolur. Kalplerinin
yankısı, aşkın en derin ve en güzel yanını hatırlatır. Ancak, bu yankı aynı
zamanda aşkın en güzel yanıdır. Çünkü aşk, insanı her gece yeniden doğurur,
yeniden sevdirir.
Aşığın Bölünme Halleri
Tutku, aşkın en yoğun ve ateşli
halidir. Sevdiğine karşı duyulan derin arzu ve heyecan, âşık olan kişinin
kalbini ateşler. Ancak, âşık olan kişi, bu tutkunun sevdiğinden ona yansıyıp
yansımayacağı telaşındadır. Her gece, bu tutkunun ona yansıyıp yansımayacağını
düşünerek, kalbinin derinliklerinde bir umut ve endişe karışımı hisseder. Aşk,
insanı hem yücelten hem de derin bir hüzne boğan bir iksirdir. Ve her gece, âşık
olan kişi, bu iksirin etkisiyle kaç parçaya bölündüğünü hisseder.
Sadakat, aşkın temel
taşlarından biridir. Sevdiğine duyulan bağlılık ve güven, aşkın derinliğini
artırır. Âşık olan kişi, sevdiğine sadık kalmak için her türlü fedakârlığı
yapar. Ancak, bu sadakatin karşılıklı olup olmadığını bilmek, âşık olan kişinin
en büyük endişesidir. Her gece, sevdiğinin de aynı sadakatle ona bağlı olup
olmadığını düşünerek, kalbinin derinliklerinde bir huzur ve kaygı karışımı
hisseder. Aşk, insanı hem yücelten hem de derin bir hüzne boğan bir iksirdir.
Ve her gece, âşık olan kişi, bu iksirin etkisiyle kaç parçaya bölündüğünü
hisseder.
Fedakârlık, aşkın en saf ve en
derin yönlerinden biridir. Âşık olan kişi, sevdiği için her türlü fedakârlığı
yapmaya hazırdır. Kendi isteklerinden
vazgeçer, sevdiğinin mutluluğunu ön planda tutar. Ancak, bu fedakârlığın
karşılıklı olup olmadığını bilmek, âşık olan kişinin en büyük telaşlarından
biridir. Her gece, sevdiğinin de aynı fedakârlığı yapıp yapmayacağını
düşünerek, kalbinin derinliklerinde bir umut ve endişe karışımı hisseder. Aşk,
insanı hem yücelten hem de derin bir hüzne boğan bir iksirdir. Ve her gece, âşık
olan kişi, bu iksirin etkisiyle kaç parçaya bölündüğünü hisseder.
Fedakârlıkla sana gelen benim ey yârim,
Canlılıkla sende bana dön
Yüreğimdeki ateşle, aşkla
Gözlerimdeki umutla,
Sana geldim, ey sevgilim,
Sende bana gel salınarak nazınla
Her adımımda senin için, sana yürüyorum
Her nefesimde senin adını anıyorum
Sen de bana dön,
Canlılıkla, aşkla,
Kalbimdeki sevdanın ışığıyla, aydınlansın yollarımız
Şefkat, aşkın en yumuşak ve en
dokunaklı yönlerinden biridir. Âşık olan kişi, sevdiğine karşı derin bir şefkat
ve merhamet duyar. Onun acılarını paylaşmak, ona destek olmak, aşkın en derin
izlerini taşır. Ancak, bu şefkatin karşılıklı olup olmadığını bilmek, âşık olan
kişinin en büyük endişelerinden biridir. Her gece, sevdiğinin de aynı şefkati
ona duyup duymadığını düşünerek, kalbinin derinliklerinde bir umut ve endişe
karışımı hisseder. Aşk, insanı hem yücelten hem de derin bir hüzne boğan bir
iksirdir. Ve her gece, âşık olan kişi, bu iksirin etkisiyle kaç parçaya
bölündüğünü hisseder.
Şefkatinle sar beni, ey sevgilim,
Yüreğimdeki yaraları iyileştir
Gözlerindeki sıcaklıkla, sar beni
Ruhumu huzura kavuşsun
Her dokunuşunda,
Kalbimdeki acıları dindir
Şefkatinle sar beni, ey sevgilim,
Birlikte varalım, sonsuzluğa
Romantizm, aşkın en büyüleyici
ve en tatlı yönlerinden biridir. Âşık olan kişi, sevdiğine karşı derin bir
romantizm hisseder. Küçük sürprizler, özel anlar ve duygusal ifadelerle
sevdiğini mutlu etmeye çalışır. Ancak, bu romantizmin karşılıklı olup
olmadığını bilmek, âşık olan kişinin en büyük telaşlarından biridir. Her gece,
sevdiğinin de aynı romantizmi ona duyup duymadığını düşünerek, kalbinin
derinliklerinde bir umut ve endişe karışımı hisseder. Aşk, insanı hem yücelten
hem de derin bir hüzne boğan bir iksirdir. Ve her gece, âşık olan kişi, bu
iksirin etkisiyle kaç parçaya bölündüğünü hisseder. Aşk, karşılıklı destek ve
dayanışmayı gerektirir. Sevdiğine zor zamanlarında destek olmak, onun yanında
olmak, aşkın en güçlü yönlerinden biridir.
Gözlerinde kaybolduğum an,
Kalbimde bir ateş yanar
Her nefesimde sen varsın,
Her anımda seninle doluyum
Ellerin ellerimde,
Dünya durur, zaman donar
Sadece sen ve ben,
Aşkın en saf haliyle yaşarız
Gecenin sessizliğinde, doğansın gönlüme
Kalbim senin adını fısıldar
Yıldızlar bile kıskanır,
Bizi aşkımızı, sevgili
Her gülüşünle dokunuşunla,
Ruhum huzuru bulur
Seninle geçen her an,
Bir ömre bedel olur sevgili
Düşünür hoş naif güzellik aşk kokan kelimeleri yârine söylemek için
mesela… Gözlerinde kaybolduğum an, kalbimde bir ateş yanar. Her nefesimde sen
varsın, her anımda seninle doluyum. Seninle geçen her saniye, hayatımın en
değerli anı olur. Ellerini tuttuğumda, dünyadaki tüm dertler yok olur. Seninle
olmak, bir rüyanın içinde kaybolmak gibi. Gözlerindeki ışık, karanlık
gecelerimi aydınlatır. Seninle her şey daha güzel, daha anlamlı. Seninle
birlikte, sonsuzluğa yürümek istiyorum(şiiri konuşmaya döker her şekilde
dizeleri döker yârin gönlünün eteklerine).
Her sabah uyandığımda, yanımda senin olduğunu bilmek, bana güç veriyor.
Seninle paylaştığım her an, kalbimde derin izler bırakıyor. Gülüşün, ruhumu
okşayan bir melodi gibi. Seninle konuşmak, en güzel şiirleri dinlemek gibi.
Seninle birlikte, hayatın tüm zorluklarını aşabileceğimi inanıyorum…
Seninle geçirdiğim her an, bir ömre bedel. Seninle birlikte, geleceğe
umutla bakıyorum. Seninle olmak, hayatın en güzel hediyesi. Seninle birlikte,
her şey mümkün. Seninle birlikte, her şey daha parlak, daha canlı. Seninle
birlikte, aşkın yollarında yürümek istiyorum.
İşte âşık maşukuna karşı kaça bölünür daha bilinmez, maşukta elbette
aşığı için çabalar gece gündüz. Derken aşkla gelen her şey hoştur cefası da
sefası da bunu bilir âşık bölünür bölündükçe çoğalır çünkü aşktan gelen her şey
hoştur, cefası da sefası da. Aşk, insanın kalbinde derin izler bırakan, ruhunu
saran bir duygudur. Âşık olan kişi, sevdiği için her türlü zorluğa katlanır,
çünkü bilir ki aşkın getirdiği mutluluk, tüm acıları unutturur.
Âşık, sevdiğinin bir gülüşüyle dünyaları unutur, bir bakışıyla tüm
dertlerini geride bırakır. Sevdiğiyle geçirdiği her an, hayatının en değerli
anıdır. Aşkın cefası, bazen ayrılık, bazen özlem, bazen de kavuşamamanın
getirdiği acıdır. Ancak, âşık olan kişi için bu acılar bile hoştur, çünkü bu
acılar, sevdiğine olan bağlılığını ve sevgisini daha da derinleştirir.
Aşkın sefası ise, sevdiğiyle birlikte olmanın verdiği huzur ve
mutluluktur. Sevdiğinin yanında olmak, onunla aynı havayı solumak, aynı anları
paylaşmak, âşık için en büyük mutluluktur. Aşk, iki kalbin bir araya gelmesi,
iki ruhun birbirine karışmasıdır. Bu birliktelik, âşık olan kişiye tarifsiz bir
huzur ve mutluluk verir.
Aşktan gelen her şey hoştur, çünkü aşk, insanın kalbini ve ruhunu
besleyen, ona hayat veren bir duygudur. Âşık olan kişi, sevdiği için her türlü
zorluğa katlanır, çünkü bilir ki aşkın getirdiği mutluluk, tüm acıları
unutturur. Aşk, cefasıyla da sefasıyla da insanı büyüten, olgunlaştıran, ona
hayatın gerçek anlamını öğreten bir duygudur.
Birde kardeşimin bu dizeleri beni derinden etkiledi birkaç sözde bunun için
ben söyleyeyim.
Pergel olan âşıktan doğru çizgi
çıkmaz ki… Cetvel gibi doğru olan pergel gibi açılmaz.
Pergel olan âşıktan doğru çizgi çıkmaz ki… Pergel, daireler çizen bir
araçtır ve bu nedenle düz bir çizgi çizemez çizmesi de mümkün olamaz. İşte âşık
olan bir kişinin mantıklı ve düz bir yol bazen izleyemeyeceğini-bu dışarıda
aşkı bilmeyenlerin tespiti olarak-, duygularının ve hislerinin karmaşıklığı
içinde hareket edeceğini ifade eder. Aşk, mantığın ötesinde, duyguların ve
hislerin hâkim olduğu bir durumdur. Âşık olan kişi, bazen mantıksız veya
beklenmedik davranışlar sergileyebilir, hayata akılla bakan insanlar, gönülle
bakanı görünce haliyle şaşıracak “deli” diyecekler “veli” olan kişiye...
“Cetvel gibi doğru olan pergel gibi açılmaz. Cetvel, düz çizgiler çizen
bir araçtır ve belirli bir doğruluk ve netlik sağlar. Ancak, cetvelin pergel
gibi daireler çizmesi mümkün değildir. Bu da, mantıklı ve doğru olan bir
kişinin, aşkın karmaşıklığını ve duygusal derinliğini tam anlamıyla
kavrayamayacağını ifade eder. Mantık ve doğruluk, aşkın getirdiği duygusal
dalgalanmaları ve belirsizlikleri anlamakta yetersiz kalabilir.
Bu sözler, aşkın doğasının mantıkla tam olarak anlaşılamayacağını ve
aşkın, duyguların karmaşıklığı içinde yaşandığını vurgular. Aşk, bazen
mantıksız gelse de akla, o akıl ki zevki sefanın peşinde dünya çıkarı için
insanı koştururken ve beklenmedik olabilir, ancak bu onun güzelliğini ve
derinliğini oluşturmasına engel olamaz, aşk gelince akıl uçar gider yerinden, vesselam.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.