Mücadelenin Adı Kadın Olmak
Her sene 8 Mart'ta "Kadınlar Günü'nü" kutlamaktayız... Peki ama bu kutlamanın derinliğinde yatan gerçekler nelerdir? Böylesine anlamlı bir günün ilk çıkış hikayesi hangi temellere dayanmaktadır? Bugünün kutlanmasına sebep olacak acı gerçekler ve günümüze uzanan "kadın" figürünün hayatla bağdaşan, mücadeleler içindeki serüveni...
Tarih 8 Mart 1857 senesini gösterdiğinde dünya kadınlar gününün can yakan hikayesi tarihin tozlu raflarında yerini almak üzereydi... Bu dönemde, New York'ta bir dokuma fabrikasında 40.000 işçi çalışma şartlarının daha iyi hâle gelmesi amacıyla greve başladı. Bu grev bugüne dek yapılmış en büyük kadın eylemlerinden biriydi. Fakat devletin güçleri bu greve engel olmak için işçilere saldırdı. Ardından işçiler fabrikaya kilitlendi.
Tek istekleri, iyi çalışma koşulları olan bu işçilerin grevi ise facia ile son buldu. Fabrikada bir yangın çıktı ve 129 kadın işçi bu yangın sonucunda can verdi. İşte bu ölümler yıllar sonra kadınların seslerini duyulmasının ilk kıvılcımları haline geldi. Olayın hemen ertesinde kadınlar günü kutlanmadı. Sadece her yıl, ölen 129 kadın anılıyordu.
59 yıl sonra Danimarka'da gerçekleşen Uluslararası Sosyalistler Kadınlar konferasında bugünün Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması teklif edildi. 10 yıl sonra da günün adı "Emekçi Kadınlar Günü" olarak anılmaya başlandı.
Neden Kadınlar Günü?
Kadınların toplumda daha eşit şartlara sahip olma mücadelesinin, kadınların iş hayatında eşit konumda olma isteğinin, daha adil bir dünyada eşit haklara sahip olmanın, sosyal hayatta eşit olmanın en güçlü örneğinin temsilidir bugün...
Sosyal, siyasi, ekonomik yönden kadınların geçmiş, gelecek, şu an adına var olma mücadelesinin ve de haklarını tüm dünyaya duyurma direnişinin en anlamlı bir biçimde gösterilişidir bugün...
Ülkemizde 8 Mart...
Atatürk: "Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez. " demişti. Türk kadını, yeri geldiğinde cephede yer alan cefâkar ve vefakâr kadınlardı. Ancak yine de gelişen dünyada bizim de sahip olmamız gereken haklar yok değildi. Ülkemizde ilk kez kadınlar günü 1921'de kutlanmaya başlanmıştır.
Atatürk:"Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaktır. "
Günümüzde Kadın Olmak...
Hayatta kalmak için ne yazık ki birçok sıkıntılarla boğuşan, tüm olumsuzluklara rağmen dimdik ayakta durmak zorunda olan, doğurganlığıyla insanoğlunun yaşamına ışık tutan, en kutsal yarınlarla ödüllendirilmesi gerekirken şiddetin her çeşit versiyonuyla karşı karşıya kalan ve de maalesef ki bazen de hayattan kopartılan... Dikenli dünyanın acımsı teninde her şeye rağmen çiçeklenip, özgürlüğünün tadını gökyüzünün sonsuzluğunda koklayan... Toplumun en vazgeçilmez en değiştirilemez parçasıdır "KADIN..."
Ve de en sarsıcı rakamlar/ aslında kadının sadece bir sayıdan ibaret olmadığını kabullendiğimizde başlayacak yarınlarla olan savaşımız veyahut da barışımız...
Yaşadığımız/yaşatıldığımız, sayılarla kıyaslanmadan nefes alabildiğimiz, umut yüklü zamanlara kanatlarımız kırılmadan varabildiğimiz bir dünyada; uçabilmek adına, her şeye inat kelebekler kondurmalı "kadının" en sarsılmaz duruşuna...
BÜŞRA DALGIÇ
Mücadelenin Adı Kadın Olmak başlıklı yazı Gülen Düş tarafından
09.03.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.