Bugün Günlerden Kirazlı Toka...
Bugün çocukluğumla buluştum... Ben yarım saat erken geldim, o ise yağmurda su alan ayakkabılarının ıslaklığına rağmen tam vaktinde geldi... Ona sıkı sıkı sarıldım. Ağladı, ağladı, ağladı... O kötü günler geride kaldı dedim... Artık ayakkabıların hiç yırtık değil, sakın ağlama, dedim. O, kendisine çok sevdiği çikolatalı sütten söyledi. Ben ise tadını her ne kadar sevmesemde kendime sade bir soda söyledim...

Çok yalnız olduğundan bahsetti, kavgalar ortasında yapayalnız kaldığından bahsetti... Ona dedim ki: Hiç üzülme, şu an hiç yalnız değilsin. İnsanların hayatlarına dokunan bir mesleğin var ve dualarla yeşeren yarınların hep seninle... Dedi ki her gece yatağımda gizlice ağlıyorum, saçlarımı annem hiç okşamıyor, yaşımdan daha büyük yüklerin altında eziliyorum... Dedim ki hayatına öyle birini dahil ettin ki senin yaralarını iyileştirirken, saçlarını okşamayı da ihmal etmiyor. 

Her şeyi kendi içinde yaşamak zorunda kaldığını, sessizleştirildiğini anlattı. Beni dinleyen ve anlayan oyuncak bebeklerimin olup olmadığını sordu. Onun dünyasını renklendiren yegâne şeylerden birinin oyuncak bebekleri olduğundan söz etti. Bebeklerine hayallerinin şatolu düşlerini fısıldadığından, vanilya kokulu silgileriyle ağladığı geceleri tek tek silmek isterken defterlerini nasıl karaladığından bahsetti. Dedim ki bebeklerim olmasa da bana çok iyi gelen bir muhabbet kuşum var... Birçok şeyi ona fısıldıyorum artık... Görsen nasıl güzel, aramızda sır olsun; adı da "Zeytin". Karanlığa inat yaşama sevincimin şaheseri... 

Hayata nasıl bu kadar " pencere önü, deniz manzarası, çiçek esintisi" temaları hissi veren bir açıdan bakabildiğimi sordu. Düştüm dedim hem de öyle bir düştüm ki... Ve de öyle çok kanadım ki; günlerce, aylarca, yıllarca... Olduramadığım her parçamın yansımasında yargılanırcasına yandım. Yana yana öğrendim; felaket diye adlandırdıklarımın gölgesinden yeniden doğabilmeyi, kendimin dünyası ve de dünyamın aynası olabilmeyi... 

Günlük tuttuğundan bahsetti. Biliyordum, bazen açıp açıp okuyordum çünkü. Yaşanılamayan çocukluğunun kapısında mutluluğu bekleyen minik bir yüreğin kalp kırıklıkları sızıyordu her bir sayfasından. Dedim ki ben günlük tutmuyorum ama satırlarca,sayfalarca yazıyorum, yazıyorum...  Hırçınlığımı, öfkelerimi belki de nefretimi sobelercesine geçmiş yüklü vagonda saatlerce kalakalıyorum. 

Dedi ki keşke senin için bir şeyler yapabilsem, şimdi de senin gözlerinden yaşlar süzülüyor... Elimde sadece kirazlı tokalarım var, sana versem acılarına merhem olur mu? Çikolatalı sütümü paylaşsam seninle, hayat tekrardan seni gülümsetmenin bir yolunu bulur mu? 

Onu saçlarına taktığı kirazlı tokalarından öptüm ve sen hiç gitme o bana yeter, daima benimle kal, dedim... 


NOT: Geçen gün günlüğüme tesadüf eseri göz gezdirirken orada yazdıklarım kalbimin ince bir noktasında izini bırakırcasına esti fakat geçemedi... Yıl 2008, aylardan aralık ve ben sekiz,dokuz yaşlarındayım. Boğazımı düğüm düğüm yapan yazmış olduğum şu cümle: "...Çok mutsuzum, her gece ağlıyorum. Mutlu olmak istiyorum..." Bunun üzerine çocukluğumla konuştuğum bir yazı kaleme almak istedim... 

BÜŞRA DALGIÇ
( Bugün Günlerden Kirazlı Toka... başlıklı yazı Gülen Düş tarafından 26.02.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu