Yazıyazmak
Hani “Söz uçar, yazı kalır” diye bir laf var ya, söyleyene teşekkür ederim. Yazı o kadar kıymetli ki değerini ifade etmek bir hayli zor. Dikkat buyurursanız insanların bir çoğu akşama kadar laka luka hep konuşurlar, soruyorsun “arkadaş bu kadar konuşacağına biraz da yaz sana” klasik bir ifadeyle “Boş veeer, kim takar beni seni” diye cevap veriyor. Halbuki durum hiç de öyle değil bunu gidin askerlere ve mahkumlara sorun; her hafta ziyaretçilerinin neleri dile getirdiklerini, sorun bakalım akıllarında neler kalmış? Bir de kendilerine gönderilen mektupları sorun bakalım nasıl çantasına sarılıp çıkaracaklar, kim bilir her bir mektubu kaçar kere okumuştur, eş dost hasretiyle. İşte söz, işte yazı hem devletin arşivinde hangi oranda söz var ki olsa olsa evrak bulunur.
Hak Te'ala azametiyle birlikte; kalem, mürekkep ve yazdıklarına yemin etmiştir, her toplumda ancak kıymetli şeyler, yemine etmeye değer.Hal böyleyken, bir sefer yazanlara destek vermek gerek hele hele yazıları kamu yararına ise, toplum hayatına bir katkıda bulunuyorsa, bir fikir veriyor yada moral ve motivasyon sağlayabiliyorsa; destek vermek, cesaret vermek lazım.
Bu sefer yazarın az kafası karışıyor iki tip yazı arasında; az reyting yapayım diye siyasi ve politik mi yazayım? Ya da nitelikli vatandaş kazanmaya yetiştirmeye dönük eğitim –ilahiyat-tarih mi yazayım? diye, yazılarıma göre on kat daha fazla okunan yazılara bakıyorum da genelde siyasi ve politik yazılardır, gerçi ben de yazsam benzer yazıları yazacağım ama ülkemiz siyaseti az dedikodu, az hamasi duygular içerikli olduğu için, ilgililerin yorum ve yaklaşımlarında da hayır olup olmadığını kestirmek pek mümkün değildir ya... Örneğin ben TBMM başlıklı bir yazı yazdım duyarlı her vatandaşın ilgi göstermesi gerekirken bakıyorum tıklama sayısı 90-100 lerdeyken, politik bir yazı 1100 lerdedir doğrusu bu bana endişe veriyor. Parlamentosuna sahip çıkmayan bir toplum siyasetle politikayla ilgilense ne yazar. Eğitim öğretime kayıtsız kalan bir millet, nasıl iflah olabilir ki? Örneğin şehrimizde yedi on zayıflı öğrenciler politize olmuşlar, kimse demiyor ki “arkadaş sen git işine bak, etki alanında varlığını göster, politika sonraki iştir, her şeyin zamanı var.”
Kimisine göre cazip, duygusal gıda içerikli yazıları yazamam, o tür yazıları yazmak bana lüks gelir. Yazmaya devam edeceğim ama İnsanı yazacağım, Eğitimi-Öğretimi-öğrenciyi eski deyimle talim-terbiyeyi-talebeyi yazacağım, demokrasiyi yazacağım, ortak aklı ve istişareyi ele alacağım ruh terbiyesinin kaynağı olan ilahiyatı zaman zaman kale alacağım.
KISA, KISA
Yıl sonu yaklaştı diye; öğrenci sağdan soldan ters ters okula bakmaya başlamaya başladı. Yok efendim şu ğretmen böyle bu ğretmen böyle, hakkımı yedi 40 yerine 45 verebilirdi, benden kıcık alıyor, sınıfta bir bana taktı, karne günü gelsin cingar çıkaracağım bilmem ne? Arkadaş düşünüp demiyor sınıftaki arkadaşlarım gibi ben de çalışsaydım, yapardım. Fakat ben cahillik yaptım tam tersine sınıfı rahatsız ettim. Belki de benden hoşnut olan öğretmen bile bırakmadım öğrenci arkadaşlarım hakeza, suçlu olan benim, ne yazık ki bir yılım heba oldu.
Veli damlar okula; Müdür bey ne olur bu öğrenciyi idare edin, aklı başına geldi, artık daha iyi çalışacak, söz veriyor büyüklük sizde kalsın gibi boş boş laflar işte. Halbuki dönem içinde öğretmen idare işbirliği içinde öğrenciye sahip çıkmayı becerse, bu kadar eğilip bükülmesine gerek kalmaz üstelik ğrencinin kayda değer bir başarı elde etmesine bile vesile olabilirdi...
Öğretmenlerin bir kısmı; filan öğrenci var ya bak ona dikkat edin. Arkadaşlar, aman sınıfı geçirtmeyin, bak ileriki yıllarda zapt edemezsiniz, başınıca dert olur, yıl boyu bize kan kusturdu ona göre...
Özeleştiti yapan az kişi var malesef. Halbuki herkes sorunun bir ucundan tutsa, başarı elde etmek çok çok kolaylaşır ama nerdeee...
Herkes aldığı pası diğerine atıyor, sahada herkes yorgun düşmüş, biri demiyor ki kaleye atayım da gol olsun hanemize bir puan yazılsın ikidebir top taca gidiyor...
Yaz yaz bitmez... Hepinize selam ve saygılarımı sunar başarı ve mutluluklar dilerim.
(
Yazıyazmak başlıklı yazı
Eyüphan KAYA tarafından
30.05.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.