
Kadir Mevla’m
gene, aynı kaderi,
Aynı kalem
ile, yazdı be hafız.
Sözünden
durmadın, bir adım geri,
Halbuki
mevsimler, yazdı be hafız.
Ne diyeceğim
bak, geri yaslan da,
Kurt oldu
hepsi de, çakal aslanda,
Kurduğum bir
hayal, vardı aslında,
Hakikat
ortadan, tozdu be hafız.
Ana dili
gibi, yalan atmayı,
Aman bir
severdi, çaka satmayı,
Bilirsin
Günnaz‘ın, kara Fatma’yı,
O zamanlar
daha, kızdı be hafız,
Maşallah
dönmüşsün, sırtını köye,
Hevesinde
yokmuş, beni görmeye,
Kimseye
gelmiyor, akıl vermeye,
İnan eğer
imam, kızdı be hafız.
Uykular
perişan, yarımdır düşüm,
Yıllar boyu
kendi, kendim üzmüşüm,
Görmelisin
eğer, bir mal düzmüşüm,
Ak davar
kökünden, gezdi be hafız.
Beşe alıp
üçe, satıyor Münür,
Köşeyi
dönünce, dükkan görünür,
Siyasete
girdi, dayımın dünür,
Kör osman
kendini, bozdu be hafız.
Fayda yok
asmadan, bu yıl üzümden,
Her şeyi
söylerim, kısmam sözümden,
Kabahat
sendeydi ,senin yüzünden,
Nifak
aramıza,sızdı be hafız.
Kelbeş in
Hüseyin, damı ev etti,
Bir istinat
ördü, görme çin setti,
Halbuki
sevdama, cevap evetti,
Aşk ikimizi
de, üzdü be hafız.
Başka çare
yoktu, köyden kopmaktan,
Doğru
korktum kötü, yola sapmaktan,
Vallahi
usandım ,yemek yapmaktan,
Yanıma bir
hatun, farzdı be hafız,
Kel Ahmet
vardı ya, bilirsin onu,
Adamın hiç
iyi, gelmedi sonu,
İşe koymak
için, deli oğlunu,
Anası çok
kapı, gezdi be hafız.
Kahıroğlu
minnet, burda dolsa da,
Bilirim
kırgınsın, gönül alsa da,
Her ne kadar
başı, rica olsa da,
Mektubumun
sonu, arzdı ve hafız.