
Dünya dedikleri bir han ve insanlar yolcu,
Kim alacaklı ve kimin kimde kalır borcu?
Her gelen gitti dünyadan kalmadı hiç
kimse,
Ölmem diyen zalimler bu gerçeği bir bilse.
Ölüm gelince kapıya kaçamazsın ondan bir
an,
Kaçınılmaz bir şekilde atılıverirsin bu
handan.
Hesaba gelince ödeyeceksin elbet kaçışın
yok,
Herkes aç gezerken sen gezerdin ya hani
tok.
Zerre kadar yaptığından hesaba
çekileceksin,
Çektirdiğin kadarını elbet sende
çekeceksin.
Bu bir değirmen ki öğütür çarkında herkesi,
Görürsün verdiğinde sende o gün son
nefesi.
Bana uğramaz sanma sana da uğrayacak ölüm,
Sona erecek sona ermez sandığın şirin
ömrün.
Şimdi sen geziyorsun yeryüzünde mağrur
gururla,
Önceleri de gezen vardı dünyada kalkmış
burunla.
Kibirleri kurtaramadı hiç kimseyi toprak
olmaktan,
Son nefesini verip de bembeyaz kefene
sarılmaktan.
Nice canlar, nice güzeller ölüp de gittiler
bir bir,
Ben miyim sanırsın dünyanın sahibi gururlu
sefir?
Kimleri yuttu toprak, kimler soldu yaprak
yaprak,
Kimisi dünya güzeliydi kimi neşeli ve şen
şakrak.
Şimdi hayattasın ve yaşamaktasın ölüm
yokmuş gibi,
Hanın sahibi elbette bulur seni atmak için
bir sebebi.
Demek senin bu binalar, tarlalar, bağlar
ve bahçeler,
Dünyaya gelen her ahmak dünyayı kendinin
zanneder.
Sen tanımazsan öksüzü, yetimi, biçareyi ve
yoksulu,
Elbet öğrenirsin bir gün dehşetli bir
günde ve korkulu.
Harap Mesut ne yazsa anlamaz kimse, bilir
bu gerçeği,
İster ki ibret kendine olsun, taze tutsun
her an belleği.