Gecem susar, bir ağıt gibi derinden,
Yüreğim dökülür, ince bir kederden.
Sürgün yemiş sevdaların izinden,
Gel, bir veda ol, firkatin özünden.
Zamanla paslanır gözlerim usulca,
Bir hayâl çizerim, boş bir telaşla.
Kalbim, yıkık bir taş gibi yalnızca
Konuşur sessizliğe, yaşla, hicranla.
Bir ışık söner içimde her saniye,
Bir dua boğulur dilimde, sessizce.
Ey vefa! Giydir bana beyaz bir kefen,
Gel, bir mahşer ol, bir son, bir bedelken.
Adını çağırırım, yankı yok hâlâ,
Bir rüzgâr savurur beni her yıkıma.
El ver, ey Zühre, yak beni bu anda,
Bir gül gibi solayım aşkın duasına.