Saldım Çayıra Mevla'm Kayıra
SALDIM ÇAYIRA MEVLAM KAYIRA
Evet, “Saldım çayıra Mevla’m kayıra” Bu
söz niçin söylenmiştir hiç düşündük mü? Günümüz itibariyle düşündüğümüzde benim
aklımda şu ihtimaller geliyor:
1-
Düzenin
bozukluğu,
2-
Başıbozukluk,
3-
Çürümüşlük,
4-
Bananecilik,
5-
Kuralsızlığın
kural haline gelmesi,
6-
Ahlaki
değerlerin içinin boşaltılması,
7-
İcazetli
siyaset,
8-
Ehliyetsizlik
ve liyakatsizlik,
9-
Tedbirsizlik.
10- “Ayakların baş, başların ayak olması”
Bu ve daha başka olumsuzluklar ülkemize
hangi oranda yansımış görmekte fayda var:
Açık kaynaklara göre:
A-
Hukuk
üstünlüğünde:
Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ne
göre, 2015 yılında 80. sırada bulunan Türkiye, her yıl gösterdiği düşüş eğilimi
ile 38 sıra kaybederek 2025'te 118. sıraya gelmiştir.
B-
Eğitim
Kalitesi:
Ülkelerin
eğitim seviyesinin araştırıldığı World Economic Forum'a göre dünya genelinde
Türkiye eğitimde 99'uncu sırada yer alıyor.
C-
Yoksulluk
Sıralaması:
İşsizlik, enflasyon, faiz
oranı ve milli gelir gibi ekonomik göstergelerin esas alınarak hesaplandığı
Dünya Sefalet Endeksi'nde Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada yer aldı. Sefalet
sıralamasında Türkiye Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor.
D-
Kadın
Cinayetleri Sıralaması:
Ekonomik Kalkınma ve
İşbirliği Örgütü'nün (OECD) kadına karşı şiddet istatistiklerine göre Türkiye,
%32'lik oranla OECD ülkeleri arasında birinci sırada. Yaşamı boyunca her üç
kadından birinin şiddet gördüğü Türkiye, ayrıca bu konuda G20 ülkeleri arasında
da birinci.
E-
Türkiye’nin
Dış Borcu:
Hazine ve Maliye Bakanlığı,
Türkiye'nin brüt dış borç stokunun, 30 Haziran 2025 tarihi itibarıyla 547,7
milyar dolar, net dış borç stokunun ise 295 milyar dolar olduğunu bildirdi.
F-
Türkiye,
Çocuk Taciz ve Tecavüzünde Kaçıncı Sırada:
Çocuk istismarı listesi;
Türkiye birinci, her yıl 10 bin istismarı Rusya ikinci, her yıl 50 bine yakın
seks istismarı Avustralya üçüncü, her yıl çocuk tacizi, çocuk istismarı ve
lisanslı karşı uygulanan şiddet nedeniyle 2 bin 500'ün üzerinde dava açılan
Pakistan dördüncü, her yıl 20 binin üzerinde gerçekleştiği Amerika, her yıl 18
binin üzerinde çocukla Afganistan, her yıl 16 binin üzerinde çocukla birlikte,
İngiltere'yi, Afrika Zimbabve Botsvana, Hindistan, Bangladeş ve Güney Afrika
izliyor.
Ülkemizin haline bakıyoruz ve “böyle bir
ülkeyi inşa etmek için büyük bir yetenek gerekli” diye düşünüyoruz(!)” 20-30
yıl içinde ne oldu da cennet ülkemiz yaşanmaz bir ülke haline geldi? İnanın,
kasıtlı olsa bile bir ülkeye bu kadar kötülük yapılamaz. Çünkü her kötülüğün
ruhunda birazcık olsa da insani kırıntılar bulunur diye düşünüyorum.
Ülkemizin kuruluş felsefesi Cumhuriyete
ve Laikliğe dayalıdır. Ancak demokrasiyi tren zanneden batıdan icazetli,
Cumhuriyet, laiklik ve demokrasi karşıtı bir Siyasal İslam zihniyeti ülkemizin
kuruluş felsefesini ortadan kaldırmak için tüm karanlık zihniyetini uyguluyor.
Bunun için; delme-çakma Siyasal İslamcı sözde tarihçileri, yorumcuları,
gazeteci ve bürokratları batı merkezli dayatmaları “milli politikalarımız” diye
yutturarak uyguladılar ve ülkemizi çıkmaz bir sokağa soktular!
Bütün bunlar yalan değil gerçektir. Bu
gerçekleri hem batılı yetkililer hem de delme-çakma bir takım siyasetçi
görünümlü muktedirler milletin gözünün içine baka baka söylediler. Şahit mi
lazım! Öyleyse araştırın ve görün. Ülkemizdeki gelişmelere dikkatle bakın,
anlayacaksınız. Benim bunları yazmam aslında “malumun ilanıdır”
Bir ülkede hukuk düzeni bozuluyorsa,
ehliyet ve liyakat ortadan kalkıyorsa, nepotizm hastalığı hortluyorsa, her gücü
yeten kendi hukukunu uyguluyorsa bu durumda iyice düşünmeliyiz: Mafyalar-çeteler,
kumarın sektör haline gelmesi, rüşvetler, hırsızlıklar, yolsuzluk ve usulsüzlükler,
yağma ve talanlar, iftiralar-yalanlar, tacizler-tecavüzler ve faili meçhul
cinayetlerin yanı sıra “vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışan” yargı sistemi,
saymakla bitmiyor. Bu çürümüşlüğü ortadan kaldırmak için hiçbir tedbir almayıp
önünü açanlar mahşeri vicdanlarda ve “İlahi Adalet” önünde mutlaka hesap
verecektir.
Şundan eminim ki; ülkemiz küresel emperyalizm
tarafından kuşatılmıştır. Tom Barak denilen Evanjelist ucube, ülkemizin
cumhurbaşkanına bile dil uzatıp, “icazeti biz verdik” diyebiliyor! Ve hazin
olan şu ki; bu ülkenin başına öyle ya da böyle cumhurbaşkanı seçilen zat-ı
muhterem, ağzını açıp; meşruiyeti milletten aldığını dahi söyleyemiyor! Neden!
Ve ayrıca bu ucube, yenidünya düzenini anlatıyor; ulus devletlerin hem
Amerika’nın hem de İsrail’in işini zorlaştırdığını, bu nedenle ulus devlet
anlayışın yani demokrasinin hiçbir işe yaramadığını ve ortadan kaldırılmaları
gerektiğini söylüyor! Ortadoğu coğrafyasının kabileler şeklinde tek adamlar
tarafından yönetilmesi gerektiğini açıkça söylüyor. Tek adam göndermesi! Çünkü
ülkelerin liderini kontrol altına almak, tüm ülkeyi avuç içine almak demektir.
Ucube, işte buna işaret ederek ulus devletimizin tek adama mahkûm edilmesine
işaret ediyor. 23 yıllık icazetli yıkımın faturası da, şahı da, veziri de, piyonları
da ortada, öyle değil mi?
Tepeden tırnağa çürümüşlüğe öylesine
alıştık, alıştırıldık ki, umursamıyoruz artık. Hayat pahalılığına-fakirliğimize
şükrediyoruz ve sebebini hiç sorgulamıyoruz. Ardı arkası kesilmeyen cinayetler
işleniyor, sebebini sormuyoruz. Çocuklara zincirleme tacizler-tecavüzler yapılıyor,
sebebini sormuyoruz.
Söylenecek o kadar çok söz var ki,
bıktık, yıldık ve ruhen yıkıldık artık. Ha duvara konuşuyoruz, ha boşluğa.
Adamlarda ne ar kalmış ne hayâ. Utanmayı bile utandırıyorlar. Şeytana bile
pabucunu ters giydiriyorlar. Allah, bu ucubelerden, bu ahlaksızlardan ülkemizi
ve zihnimizi arındırsın.
Maalesef balık baştan kokuyor. Gün ola
harman ola…
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.