Serzeniş Seansları



Rüzgârın fısıltısı, eski bir şarkı gibi,
Penceremin önünde durup soluklanıyor.
Tozlu raflardaki kitaplar, 
Yarım kalmış bir hikâye,
Sanki her biri, senin adını sayıklıyor...


​Gülüm, 
Gecem, 
Günüm...


Duy işte susmuyor usum,
Her şeye seni yazıyor.
Açmayan begonvillerim, uçmayan hayallerim,
İçmeyen serseri hâllerim, 
"Sen" diye haykırıyor sessizce.
​Şimdi bir boşluk var, 
Senden kalan o derin sızı,
Takvim yapraklarında asılı duran kör bir düğüm.
Zamanın kucağında uyuyan dilsiz bir çocuk gibi,
Sustukça büyüyor içimde, 
Sen/deki o son gördüğüm...


​Umutsuzluğun sisi,
Unut diye çırpınırken gözlerinden,
Yanağımdan akıp gitmeye yeminli gibi...

Susuyorsun hâlâ...

Peki şimdi susman mı evlâ konuşman mı daha yara..?

​Hangi kelime onarabilir bu dilsiz uçurumu?

Dudaklarının kıyısında bekleyen o fırtına,
Dindirebilir mi içimdeki bu yetim hasreti?

Belki de en ağır cevaptır sükûtun rengi,
Ne gidişin belli artık, ne de kalışının çok sesli sessizliği...

Diyorum ki şimdi
Sen yine de
Gitme(Sen),
Sakın gitme(Sen)...

Hatta
Hep kal,
Sen hep hoşça kal...


( Serzeniş Seansları başlıklı yazı Feza_Senaristi tarafından 12.12.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu