
Bozkır
Bozkır uçsuz bucaksız, rüzgâr hırçın,
Güneş çarpar yüze, taşlar yanar ayak altında.
Her adım bir sınavdır,
Her nefes bir direniş, her gölge bir geçmiş.
Atların nal sesleri yankılanır vadilerde,
Bozkurt ulur gecenin koynunda.
Şair bilir:
Güç, kılıç da değil, yürekte saklıdır.
Rüzgârla yarışır, fırtına ile dans eder,
Her taş, her ağaç, her kuru nehir yatağı
Bir efsaneyi fısıldar kulaklarına:
“Sen de bizdensin, biz de senden.”
Buluşma
Tomris Ana’nın hayaleti yükselir bozkırda,
Ellerini açar, geçmişten gelen bir güç verir.
Ulu Alpertunga, bozkurt selamıyla,
“Yola devam et, oğul, yolun buradan geçer,” der.
Mete Han’ın orduları dizilir hayalde,
Atlılar, okçular, kahramanlar geçmişten seslenir.
Ama gerçek savaş, dışarıda değil içindedir:
Kendi benliğini, kökünü, özünü bulmak.
Her yıldız bir atanın sözü,
Her ay ışığı bir yol gösterici.
Ve şair bilir artık:
Bozkırda yolunu bulan, kendini bulur.
Ritüel ve Diriliş
Bozkırın ortasında bir çadır kurulur,
Ateş yakılır, duman göğe yükselir.
Her nefes bir dua, her dua bir yurttur.
Kökleri hatırlayan yürekler yeniden dirilir.
Kamlar dans eder ateşin etrafında,
Atların yelesi rüzgârla birleşir.
Şair diz çöker, ellerini toprağa basar:
“Özüme döndüm, ata yurduna geldim,” der.
Dağlar, nehirler, taşlar şahit olur,
Her adım, her nefes, bir destanın mısrasıdır.
Ata Yurt
Atayurt bir yer değildir;
Ruhun tek eğildiği yerdir.
Şair ulu toprağa vardığında,
Öz adını, öz yolunu bulur.
Şehir zincirleri kırılmıştır,
Bozkır özgürlüğü kucaklamıştır.
Her rüzgâr yele, her güneş ışığı,
Ata yurdunun kutsal bir işareti olur.
Şair artık kendine kavuşmuştur,
Köküne sarılmış, özünü tanımıştır.
Ve bozkır sessizce fısıldar:
“Destan kılıçla değil, yürekle yazılır.”
Miras
Ulu Bozkurt uçar göğe doğru,
Kanatlarında efsaneler taşır.
Alp erler, isimleri unutulmuş olsa da,
Ruhları hâlâ bozkırın rüzgârında.
Gökbörü yalnızca bir sembol değil,
Bir rehber, bir atanın fısıltısıdır.
Her ayak sesi bir hatırlatmadır:
“Siz de bizdensiniz, biz de sizdeniz.”
Gelecek nesiller için yankılanan bir çağrı:
“Unutma, Atayurt yalnızca toprağın değil,
Ruhun da yurdudur, özün de mirasıdır.”
Yolcu
Bilge Han’ın gölgesi hâlâ korur yurtları,
Mete Han’ın irfanı yol gösterir.
Ve sen de, yolcusu bozkırın,
Ata yurduna varınca,
Öz adını, öz yolunu bulursun.