Seni andıkça zaman,
Sonsuz bir sessizlik olur,
Lotus aynası –
Evrenin dişlisinde kırılan ilk büyü…
Gökyüzüne akan bu aşk türküsünde,
Yıldızlar gözlerinin celladında kaybolur.
Sana şiir yazdım,
Mürekkep değil, kanımı kattım,
Kafiyeleri söndürdüm,
Dumanını nefesine üfledim…
Mükemmel olsun istemedim;
Çünkü yalnız yanmak gerçektir,
Ve bu dizeler alev alev seni haykırırken…
Kokladım lotus çiçeğini –
Kökleri cennetin kemiklerinde,
Cehennemin tırnaklarında…
Yazmadım – tanrıların soluklarıyla çizdim bu mısraları…
Sorma neden kısa,
Çünkü her dize, kaburgalarıma saplanan bir ustura …
Darağacında gazelim son kez çırpındı,
Bulutların damarları çatladı,
Gülüşün aktı – kan değil, inkâr!
İmanım, ipin ucunda sallanan bir çocuk oyuncağı,
Hakikatimse celladın avucunda un ufak oldu…
Şimdi bırak şair ölsün,
Bir ıssız yalnızlığın gölgesinde,
Zira yaşam,
Senin unutuşunun
Ebedi karanlıkta yankılanan çığlığıydı…
https://youtu.be/KpJHKLqvZOM?si=6pCAioGdtcXgD3uR
Yazarın
Önceki Yazısı